Vücudunuzun yağa da ihtiyacı var. Yağlar enerjinin yüzde 15'ini sağlıyor.
Obezitenin ve eklem rahatsızlıklarının günümüzde artış göstermesinin nedeni “yağsız diyetler veya yağlı yemekler sağlıksızdır” düşüncesi aslında. Eskiden yağın, kişileri şişmanlatan tek neden olduğu düşünülürdü. Bu düşünce doğru değil.
Bedenimizde kilo aldığımızda artan şey nedir? Şüphesiz ki yağdır, o zaman yağlı yiyecekler bizi şişmanlatır. Yağsız yemek, kalori alımını azaltır böylece kilo vermemiz kolaylaşır. Ne kadar basit değil mi? Matematiksel olarak, aldığın enerjiyi azalt, harcadığını arttır kilo ver, incecik ve sağlıklı ol. Gerçekten olur mu? Yağsız yediğimizde ne olur zannediyorsunuz? Kalori alımız azalabilir fakat bunun yanında yağda eriyen vitaminleri unutmamamız gerekir. Siz yağsız yerseniz sindirim sisteminizden yağda eriyen A; D; E; K vitaminleri emilemez. Böyle olunca da birçok hastalığa zemin hazırlamış olursunuz.
Enerjinin yüzde 15'ini sağlıyor
Sağlıklı bir insanın günlük enerjisinin % 50'sini karbonhidrattan % 35'ini yağdan ve % 15'ini protein kaynaklı besinlerden alması gerekiyor. Demek ki vücudumuzun % 35 yağa ihtiyacı var. Bu ihtiyacı olan yağlar da kendi içerisinde şöyle gruplanıyor. Yağ ihtiyacının 1/3' ünü doymuş yağlardan, 1/3'ünü tekli doymamış yağlardan ve kalan 1/3'ünü de çoklu doymamış yağlardan alınması öneriliyor. Gördüğünüz gibi doymuş yağların bile vücudumuz tarafından ihtiyaç duyulduğu ortada.
Doymuş yağlar o kadar da kötü değil
Geçtiğimiz günlerde tereyağı aklandı diye birçok haber görmüşsünüzdür. Aklanan aslında tereyağı değil, doymuş yağların sağlığımıza o derece kötü etkili olmadığıydı. Sızma zeytinyağı zaten en mükemmel olarak yerini koruyor. Geriye diğer kullandığımız yağlar kalıyor. Ayçiçek yağı, mısır yağı, fındık ve ceviz yağı ve margarinler. Genel olarak söylemlere bakarsak bilim insanları arasında bunlara da iyi diyen çıkmaz gibi geliyor.
En tehlikelisi trans yağ
Aslında margarin dâhil sızma zeytinyağı dışında üretilen tüm yağlarda en tehlikeli olan madde trans yağdır. Trans yağlar, sıvı yağların hidrojenle doyurularak katı hale getirilmesidir. Doğada bulunmayan bu sentetik trans yağ asitlerini maalesef vücudumuz tanıyamaz. Hidrojenlenmiş yağ olarak da bilinen bu yağlar ne kadar hidrojene doyurulursa, o kadar daha katı hale dönüşürler. Ayrıca birçok sağlıklı yağı da ısıtarak katı hale getirmeden de trans yağa dönüştürebilirsiniz.
Yapılan araştırmalar, trans yağ seviyesi yüksek besinler ile beslenen kişilerin, kalp krizi geçirme riskinin üç kat daha fazla olduğunu gösteriyor. Küçük bir yağ olması sebebiyle damara hızla yapışma özelliği göstermektedir. Bu da kötü kolesterolün hızla artması demektir. Kanser ve obezite en bilinen zararlarındandır. Ayrıca bağışıklık sistemini zayıflatarak diyabet nedeni olmakta ve vücutta lipoprotein A miktarını arttırarak kalp hastalıklarını oluşturmaktadır. Ülkemiz de hazır gıdalar içinde en fazla % 1 e kadar trans yağa izin verilmektedir.