Herkes sağlıklı sanıyor ama kaynatılmış suyu içmeden önce iki kez düşünün

Herkesin masum ve sağlıklı olduğuna inandığı kaynatılmış su, sanılanın aksine bazı riskler barındırabiliyor. Uzmanlar bu nedenle tüketmeden önce iki kez düşünülmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Su, sağlıklı yaşamın vazgeçilmez unsurlarının başında geliyor. Ancak uzmanlar, özellikle kaynatılarak tüketilen sular konusunda vatandaşları uyarıyor. Her ne kadar kaynatma işlemi, sudaki bakteri ve mikroorganizmaları büyük ölçüde yok etse de, bazı riskleri de beraberinde getirebiliyor.

Uzmanlara göre, musluk sularında bulunabilen ağır metaller ve kimyasal maddeler kaynatma sırasında yok olmuyor. Aksine, suyun bir kısmı buharlaştıkça söz konusu maddelerin yoğunluğu artabiliyor. Bu durum, uzun vadede böbrek sağlığı başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

ESKİ TESİSATLARDA RİSK DAHA YÜKSEK

Özellikle eski tesisatlara sahip binalarda akan sularda kurşun ve benzeri metallerin bulunma ihtimaline dikkat çekiliyor. Bu tür suların kaynatılarak içilmesi, zararlı maddelerin etkisini azaltmak yerine daha da artırabiliyor.

KİREÇLİ SU TAT VE MİNERAL DENGESİNİ BOZUYOR

Ayrıca kireç oranı yüksek suların kaynatılması, suyun tadını ve mineral dengesini olumsuz etkileyebiliyor.

Uzmanlar, güvenli su tüketimi için kaynatma yerine arıtma sistemleri veya güvenilir ambalajlı içme sularının tercih edilmesini öneriyor. Kaynatılmış su tüketilecekse de, suyun kaynağının ve tesisat durumunun mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiği vurgulanıyor.

SUYUN SAĞLIĞA YARARLARI

Uzmanlar, yeterli su tüketiminin hem fiziksel hem de zihinsel sağlık açısından hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor. Günlük su ihtiyacının karşılanması, vücudun pek çok temel fonksiyonunun sağlıklı şekilde çalışmasına katkı sağlıyor. İşte suyun öne çıkan faydaları:

Vücut ısısını dengeler: Su, terleme yoluyla vücut ısısının kontrol altında tutulmasına yardımcı olur.

Böbrek sağlığını korur: Yeterli su tüketimi, böbreklerin toksinleri süzmesini kolaylaştırarak taş oluşumu riskini azaltır.

Sindirim sistemini destekler: Su, bağırsak hareketlerini düzenler ve kabızlık riskini düşürür.

Cilt sağlığına katkı sağlar: Düzenli su içmek, cildin nem dengesini koruyarak daha sağlıklı ve canlı görünmesine yardımcı olur.

Zihinsel performansı artırır: Susuz kalmak dikkat dağınıklığına neden olabilirken, yeterli su tüketimi odaklanmayı ve hafızayı destekler.

Kas ve eklem fonksiyonlarını güçlendirir: Su, kasların ve eklemlerin sağlıklı çalışmasını sağlayarak hareket kabiliyetini artırır.

Bağışıklık sistemini destekler: Vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olan su, bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sunar.

GÜNLÜK SU TÜKETİMİ NE KADAR OLMALI?

Sağlıklı bir yaşamın temel taşlarından biri olan su tüketimi, vücudun tüm sistemlerinin düzenli çalışması için büyük önem taşıyor. Uzmanlar, yeterli miktarda su içmenin sindirimden bağışıklık sistemine, cilt sağlığından zihinsel performansa kadar birçok alanda etkili olduğunu vurguluyor.

Peki günlük su tüketimi ne kadar olmalı?

Beslenme ve diyet uzmanlarına göre, yetişkin bir bireyin günlük su ihtiyacı ortalama 2–2,5 litre arasında değişiyor. Bu miktar, yaklaşık 8–10 bardak suya karşılık geliyor. Ancak bu rakam herkes için sabit değil. Yaş, kilo, cinsiyet, fiziksel aktivite düzeyi, hava sıcaklığı ve sağlık durumu gibi faktörler günlük su ihtiyacını artırabiliyor ya da azaltabiliyor.

Özellikle sıcak havalarda, yoğun egzersiz yapanlarda, hamile ve emziren kadınlarda su ihtiyacı daha da artıyor. Uzmanlar, susuzluk hissinin beklenmemesi gerektiğini, gün içine yayılarak düzenli su tüketilmesinin daha sağlıklı olduğunu belirtiyor.

Yaşam Haberleri