İslam Çupi'nin vefatının 24. yılı

İslam Çupi… Türkiye'de spor yazarlığının yalnızca bir meslek değil, bir sanat olduğunu kanıtlayan kalem sihirbazıydı. Kelimeleri bir futbol topu gibi ustalıkla ayağına alıp, kalemin ucu ile sahada çalım atan usta bir oyuncuydu o.

Gazete sayfalarında yalnızca maç skorlarını anlatan biri değildi. Satırları, futbolun ruhunu, Fenerbahçe’nin büyüklüğünü, sahanın tozunu, tribünlerin çığlığını, yeşil çimlerin üzerine düşen gözyaşlarını resmeden birer tabloydu. Onun kaleminden dökülen cümleler, birer haber değil yeri geldiğinde bir ağıt, yeri geldiğinde bir destandı.

Sömürüye, adaletsizliğe, güçlülerin zayıfları ezmesine tahammülü yoktu. Futbolun sadece bir oyun değil, hayatın aynası olduğuna inanırdı. Tıpkı yeşil sahalarda hak edenin kazanması gerektiği gibi, hayatın da adil olması gerektiğini savunurdu. O, yalnızca futbolcuların değil, alın teri döken işçilerin, emeğiyle geçinenlerin, hakkı yenenlerin de yanındaydı.

Büyük takımların gölgesinde kalmış küçük kulüpleri, rantın ve sistemin ezdiği takımları yazılarında savunduğu gibi, toplumun dışına itilen, haksızlığa uğrayan insanları da yazılarında hissettirirdi. Onun kalemi, güçlülerin propagandasına değil, halkın sesine dönüşürdü.

İslam Çupi, futbolun ruhuna ihanet edenleri nasıl yerden yere vurduysa, adaletsiz düzenin efendilerine de aynı sertlikte karşı durdu. Onun yazıları sadece futbol için değil, hayatın içindeki haksızlıklara karşı da birer manifestoydu.
Çupi için futbol, yalnızca 90 dakika süren bir oyun değil, insan ruhunun en saf, en heyecanlı, en delişmen halinin bir yansımasıydı. O, Fenerbahçe’ye olan sevdasını sayfalara dökerken, sarı lacivertin yalnızca bir renk değil, bir kimlik olduğunu anlatıyordu. "Büyük Fenerbahçe" ifadesi, onun kaleminden çıkıp, nesilden nesile aktarılan bir efsane oldu.

Spor yazarlığı, onunla bir başka boyut kazandı; sadece maç kritiği yapmadı, futbolun içindeki o büyülü duyguyu kalemiyle resmetti. Kelimeleri, adeta tribünlerden yükselen marşlar gibi yankılandı. Öyle ki, onun yazılarını okuyan bir insan, sadece bir maçın özetini değil, futbolun şiirini, tribünlerin nabzını, formaların ter kokan ruhunu hissederdi.

İslam Çupi 24 yıl önce öldü belki, ama aslında ölmedi. O, her tribün sloganında, her Fenerbahçeli'nin diline dolanan büyük cümlelerinde, futbolun ta kendisinde yaşamaya devam ediyor. Çünkü büyük ruhlar, yalnızca bedenen giderler; ama kalemleri, sonsuza kadar yaşamaya devam eder.

Spor Haberleri