Son Dakika | Özgür Özel'den Erdoğan'a ara seçim yanıtı! "En basit deyimle siyaseten bir hadsizliktir"

Son dakika... CHP Lideri Özgür Özel, Cumhurbaşkanı ve AKP Lideri Erdoğan'ın ara seçim çağrısına vediği yanıta tepki gösterdi. Özel, "Gündemimizde ara seçim yok demek demek yürütmenin yasamaya müdahalesidir ve en basit deyimle siyaseten bir hadsizliktir, yetki aşımıdır ve bu da anayasayı çiğnemektir" dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ara seçim turuna çıktı. Özel, bugün EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan ve TİP Genel Başkanı Erkan Baş ile görüştü. Özel, her iki lider ile beraber basın toplantısı yaptı.

TİP Lideri Baş ile görüşmesinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın araç seçim yanıtına, "En basit deyimiyle siyaseten bir hadsizliktir" diyen Özel, EMEP Lideri Seyit Aslan ile görüşmesinde emekçi hakları mücadelesi için, "Türkiye'nin gerçeklerini görmeyen bu iktidara karşı halkın gücünü göstermek gerekiyor. Halkın gücünü göstermek için atılması gereken bir dizi adım var." dedi.

TİP İLE GÖRÜŞME

Erkan Baş'ın TİP Hatay Milletvekili Can Atalay'ın hapiste kalırsa Numan Kurtulmuş'un Anayasa'yı uygulamayan bir TBMM Başkanı olarak tarihe geçecek olduğunu söylemesi üzerine Özel şunları ifade etti:

"Çünkü ayrışacak bir durum yok. Konuşulan her şey Anayasa eğer Türkiye'de varsa, yürürlükte ise gereğinin yapılması gerektiği hususlar. Can Atalay'ın bir an önce gelip meclis kütüğüne kaydedilip bir an önce gelip yemin edip göreve başlaması da anayasal bir zorunluluk ve bu konuda Anayasa Mahkemesi'nin kapı gibi iki tane kararı var."

Özel, bunun üzerine ara seçim tartışmasına da girdi. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın 'Ara seçim gündemimizde yok" kendisine verdiği yanıta istinaden Özel, Anayasa hatırlatması yaptı.

Özel, Erdoğan'ın yetki ve sınırlarının bunu belirleyemeceğini ara seçim kararının TBMM'ye ait olduğunu vurguladı.

"EN BASİT DEYİMLE SİYASETE BİR HADSİZLİK"

Erdoğan'a karşı "En basit deyimle siyaseten bir hadsizliktir" diyen Özel, şunları ifade etti:

"Ara seçim yapılması da anayasal bir zorunluluk. Anayasanın bir önceki maddesi Cumhurbaşkanının seçilmesine seçilir diye yazıyor.

Gücünü anayasadan alıyorsun, bütün yetkileri kullanıyorsun. Bir sonraki madde 30 ay geçtikten sonra seçimlerden eksilme varsa ara seçim yapılır diyor. Buna ara seçim gündemimizde yok diyorsun. Yürütmenin gündeminde ara seçim olmayabilir. Zaten onun işi değil ki. Ara seçim yapmak yasamanın işi.

Sen güya bu anayasa değişikliği geldiğinde yani artık bakanlar ve yürütmenin başı meclisin içinden seçilmediğinde, meclise karşı sorumlu olmadığında kuvvetler ayrılığı olacak, meclis kendi işini yapacak.

Biz kendi işimizi yapacağız demiştiniz. Ara seçim yapmak meclisin işi. Gündemimizde ara seçim yok demek demek yürütmenin yasamaya müdahalesidir ve en basit deyimle siyaseten bir hadsizliktir, yetki aşımıdır ve bu da anayasayı çiğnemektir. Sen kim oluyorsun da Meclis'in yetkisinde olan bir iş için gündemimizde yok diyorsun? Anayasa açık açık yazmış çok net ortadadır."

TİP Lideri Erkan Baş'ın 1 Mayıs Emekçi Bayramı ve Ankara'daki NATO zirvesine ilişkin hatırlatmaları üzerine de Özel şöyle konuştu:

"Önümüzdeki günlerde çok konuşacak olduğumuz 1 Mayıs konusu var. Bu konuda da Anayasa Mahkemesinin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları var. 1 Mayıs'ın Taksim'de özgürce kutlanması için bu yasağın hak ihlali olduğuna yönelik olarak kararları var. O yüzden aslında saflar çok net. Dünyada da öyle otokratlar ve demokratlar diye. Türkiye'de de dünyada, Amerika'da otokratların, kural tanımazların, ben ne dersem olacak diyenlerin, hızlı tek başına, olmayacak kararlar verenlerin Amerika şubesi Trump, Türkiye şubesi de Erdoğan. Buna karşı da Türkiye'deki bütün demokratların bir arada hep birlikte ilk başta anayasayı koruması lazım. Çünkü anayasaya sahip çıkmadan toplum düzenine sahip çıkamazsınız ve sandığa sahip çıkamazsınız."

ERDOĞAN'A YENİDEN ADAYLIK HATIRLATMASI

Tekrar ara seçim konusuna değinen Özel, Erdoğan'ın mevcut Anayasa'ya göre yeniden aday olamayacağını da ifade etti.

Erdoğan'ın 'seçimden kaçtığını' belirten Özgür Özel şunları ifade etti:

"Şimdi Erdoğan'ın bugün ara seçim yapmayacağız dediği 78'inci maddeye pek giderse Türkiye, bir üst maddede de beş yılda bir cumhurbaşkanı seçilir diye. Onu da yapmayacağım, devam edeceğim mi diyecek? Böyle bir şey mümkün olmadığına göre o ara seçim sandığı bir an önce gelecek ve seçimler gerçekleşecek. Aramızda da değerlendirdik. AK Parti nasıl bir gerilemedeyse, biz ankette de, sokakta da, sahada da bunu görüyoruz. Düşünün yani AK Parti Kocaeli'nin, Kastamonu'nun, Afyon'un, oy kullanacağı, İstanbul 1'inci Bölge'nin oy kullanacağı, Hatay'ın oy kullanacağı illerde yapılacak bir seçimden kaçıyor.

"KAÇMA GEL YARIŞALIM"

Aslında bu illerin çoğunda 1'inci parti. Çok yüksek oyları vardı geçmişte. Kiminde %65, kiminde %70 oy aldığı coğrafyada biz şimdi kaçma gel yarışalım diyoruz. Yarışamam, anayasaya rağmen kaçacağım, seçim yapmayacağım diyor. Çünkü o da biliyor ki yapılacak olan bir ara seçimde nasıl güç kaybettiği, milletin nasıl artık onun arkasında durmadığı ortaya çıkacak ve bunun üzerine artık erken seçimden de kaçamayacak. O yüzden türlü planlamalar ve bir şekilde bu işi sulandırmaya çalışıyor. Biz ara seçim net diyoruz. Yok onlar istifa etme, yani ilk 30 ay'daki %5 boşalmayı şimdi öyle bir ihtiyaç yokken sanki varmış gibi konuşup gündem bulandırmaya çalıştılar. Artık çok net durum ve takip ediyorsunuz, anayasa kürsülerinden değerli hocalar, ardı ardına hem görüşlerini açıklıyorlar hem de geçmişte bu konuda yapılmış çalışmaları paylaşıyorlar. Bu konuda hiç şüphe yok. Sadece seçimler dört yıla indiği dönemde bir fiili imkansızlık vardı. Bu madde değişmediği için. Bunun bir an önce bu kararın alınması gerekiyor."

"KURTULMUŞ'UN GÖREVİ VAR"

"Biz Sayın Kurtulmuş'un bu pozisyonda kalmasını asla arzu etmeyiz" diyerek TBMM Başkanı Kurtulmuş'ın olası bir ara seçim kararına uymama veya direnmesi hakkında Özel, şu görüşleri belirtti:

"Ben Sayın Numan Kurtulmuş'u gelecek hafta ziyaret edeceğim. Zaten bütün taleplerimiz çok net bir şekilde aslında anayasaya uyulması noktasında ve esas olarak da Numan Kurtulmuş'un bu dönemde biraz önce söylenen, Sayın Genel Başkan'ın ifade ettiği konuyu da kapsayan ve kendisini fevkalade bağlayan bir sorumluluğu var. Niye? Bir komisyon kuruldu, terörsüz, demokratik Türkiye. Komisyon oy birliği ile bir rapor çıkardı. Başkanı Numan Bey. En temel yaklaşımı Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyum. Şimdi sen bununla ilgili hep birlikte çalışılmış ve o altında bütün partinin ortak imza attığı komisyonun başkanıysın. Özgül örnek, birincil örnek seçilmiş bir milletvekili hapiste.

Anayasa Mahkemesi de 1'inci kararıyla çıkmalı demiş. 2'nci kararıylanda alt kademe mahkemenin bir kararı okunması mevzununda, yok hükmündedir demiş. Meclise derhal görevini yap demiş. E sen kendi imzam var. Komisyon başkanısın. 1 hemen buradan başla. 2 AİHM ve AYM kararlarının uygulanmasında artık normal vatandaş, milletvekili ve seçilmiş meclis başkanı sorumluluğunun ötesinde tüm partilerin bir araya geldiği komisyon metninin, komisyonun başkanı metnin sahibi olarak bütün taahhütlerin ötesinde bir görevi var.

O konuda biz bu hafta toplam 13 parti ile çalışarak kendisine gideceğiz öncelikle ve artık Meclis Başkanı görevleri içinde partiler arasındaki işte görüşmeleri, uyumu sağlamak, belli konularda üzerine düşen görevleri yapmak ve daha fazlası bu attığı imzanın gereğini yapmak konusunda Numan Bey'in böyle izleyici, hak veren, nazik tutumunun ötesinde sorumluluk alan, gereğini yapan net bir tutum sergilemesi gerekiyor. Aksi durum, biraz önce sayın başkanın dediği gibi, kendisini kendi milletvekiline sahip çıkamayan, imzasına sahip çıkamayan, üzerine yemin ettiği anayasaya uymayan uymayanlara da herhangi bir tutum alamayan bir yere getirir.

Biz Sayın Kurtulmuş'un bu pozisyonda kalmasını asla arzu etmeyiz. Bu konuda zaten tarih önünde sorumluluk olduğu gibi, millet önünde de hepimizin görevlerde sorumluluğu var. Ve ayrıca da ben Sayın Genel Başkanım'la İran Savaşı, dış gelişmeler, bu konuda Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin ortaya koyduğu öneriler noktasında Partimizin çalışması ile ilgili de kendisine bilgi de verdim. Ayrıca bir etik, siyasi etik yasası var. tüm siyasetteki genel başkanların, cumhurbaşkanının, bakanların ve yerel yöneticilerin hesap vermesi, mal varlıklarını açıklamaları ve nasıl edindiklere konusunda toplumun tatmin olması noktasındaki çalışmamız var. O konuda da geçtiğimiz yıllarda da kendileri Parti olarak çok net bir tutum takınmışlardı. Bu durumda da Siyasi Etik yasasında da bu konunun gündemleşmesi ve arkasında hep birlikte durmamız konusunda da bir mutabakatımız oldu"

TİP İLE İTTİFAK YANITI

TİP ile bir ittifak görüşmesi oldu mu sorusuna da Özel şöyle yanıt vedi:

"Yani seçim ittifakı konusu çok şimdi konuşulması çok erken bir mevzu ama otomatikman şöyle bir şey var. Bütün dünya otokratlara karşı bütün demokratların ittifakının zorunlu kılındığı bir siyasi atmosfer içinde bu belki 3. Dünya Savaşı'nın çıkmaması için bile gerekli olan bir şey. O yüzden otokratlara, kural kanun tanımazlara, dünya düzenini yıkıp yerine kendi düzenini kurmak isteyenlere karşı bir ittifakın her zeminde aranması lazım. Biz de seçim yaklaştıkça bu zeminleri mutlaka arayacağız. Çünkü kurtuluş yok ya tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz bir meydan sloganından çok içinde bulunduğumuz dönemin mottosudur."

EMEP İLE GÖRÜŞMEDEN SONRA ORTAK AÇIKLAMA

Seyit Aslan ile görüşmesinin ardından Özgür Özel, şunları ifade etti.

"Bey ve kıymetli heyetlerini kabul ettik. Gündemimiz biraz önce de ifade ettiğim gibi anayasaya sahip çıkmak, Anayasa Mahkemesi'nin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarına uymak ve bu doğrultuda bir an önce ülkenin sorunlarına duyarsız olan, vatandaşın ekmeğinin gitgide küçülmesine, emekçinin geçinmesine, asgari ücretlinin geçinmesine, emeklilerin hayatta tutulmasına olanak vermeyecek bir ücretlendirmeyle ve ücretleri de hızla kemiren bir enflasyona karşı hiç adım atmayan ve hem krize hazırlıksız yakalanan hem de Türkiye'nin gerçeklerini görmeyen bu iktidara karşı halkın gücünü göstermek gerekiyor. Halkın gücünü göstermek için atılması gereken bir dizi adım var. Bunları Sayın Başkan ve heyete ben kendi düşüncelerimi aktardım. Onların da hem bizim gündemimizle örtüşen hem de bizimle konuşmak istedikleri kendi gündemlerini konuştuk"


Özel'den sonra söz alan Seyit Aslan da şöyle konuştu:

"Hem Türkiye'nin içinde bulunduğu koşulları, gündemi konuşma fırsatımız oldu; hem de 31 Mart'ta başlayan, yani 19 Mart'ta başlayan CHP belediyelerine yönelik gözaltılar, tutuklamalar ve yargılamalar karşısında bir kez daha seçme ve seçilme hakkı için, halkın demokratik hak ve özgürlükleri için bu operasyonların durdurulması, yargılananların serbest bırakılması konusunda dayanışmamızı göstermek için buradayız. Bu dayanışmamızı sürdürmeye devam edeceğiz. Onun özellikle altını çizmek isterim.

Birkaç meseleye değinerek ifadelerimizi, düşüncelerimizi ifade etmek isterim. Biliyorsunuz 40 gündür ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları devam ediyor. Dün gece saatte bir ateşkes ilan edildi. Daha önce de görüşmeler devam ederken ABD'nin ve İran'ın... İran'a yönelik İsrail'in saldırılarıyla bir saldırı dalgası başlatıldığını biliyoruz. Bu emperyalist saldırganlık, bu Siyonist saldırganlık karşısında dünya halklarının mücadelesi, başta ABD'deki milyonların mücadelesi, İngiltere'de, Almanya'da, Yunanistan'da dünyanın birçok ülkesindeki bu halkların dayanışması ve mücadelesi; Trump'ın bu saldırganlığını, Siyonist saldırganlığı en azından bugünkü bir ateşkesi yapmalarına neden olmuştur. Ama bu şu anlama gelmiyor; ABD'nin ve İsrail'in yeniden İran'a saldırmayacağı anlamına gelmiyor. İran halkıyla, İran işçileri emekçileriyle, İran yoksullarıyla dayanışmayı büyütmemiz gerekiyor. Dünyanın her tarafında bu saldırganlığa karşı, bu barbarlığa karşı sesimizi çıkarmamız gerekiyor.

Biraz önce sevgili Başkan ifade etti; Türkiye'de bir anayasa var ama anayasa uygulanmıyor. Yani AİHM kararları, Anayasa Mahkemesi kararları ne yazık ki uygulanmıyor. İşte Türkiye'nin demokratikleşmesi konusunda atılması gereken adımları bu saray düzeni, bu saray rejimi atmıyor. Bunun karşısında tabii ki bizler partiler olarak, emek meslek örgütleri olarak bu adımların atılması konusundaki mücadelemizi yükselteceğiz. Bunu sürdürmeye devam edeceğiz. Bir kez daha hem Selahattin Demirtaşların, Figen Yüksekdağların, Can Atalayların, Tayfun Kahramanların birçok AİHM kararlarına rağmen, Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutuklukları, cezaevindeki tutsaklıkları devam eden arkadaşlarımızın bırakılmasını ve demokratik hayata, mücadeleye katılmaları talebimizi sürdüreceğiz.

Yine Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olarak atanmasından sonra yeniden Cumhuriyet Halk Partili belediyelere dönük operasyonlar başladı. Bunların siyasi olduğunu biliyoruz. Bunların saray yargısının eliyle yapıldığını biliyoruz. Bir an önce bu siyasi operasyonlara son verilmelidir. Cezaevlerindeki belediye başkanlarının tutuksuz yargılanması, salıverilmesi, seçildikleri makamlara geri dönmesi, kayyumların son bulması talebimizi de yükselteceğiz. Türkiye'nin demokratikleşmesi, hak ve özgürlüklerin genişlemesi konusundaki mücadelelerimizi devam ettireceğiz.

Evet, Türkiye'de ifade özgürlüğü yok değerli basın mensupları. İşte Alican Uludağ, Merdan Yanardağ ve birçok gazeteci arkadaşımız gerçekleri ifade ettikleri için, gerçek dedikleri, yazdıkları için tutuklandılar, cezaevlerine kondular. Bugün belediye başkanları cezaevinde, siyasetçiler cezaevinde, gazeteciler cezaevinde. Doğasını korumaya çalışan, ağacına sahip çıkan, deresine sahip çıkan Esra Işık kardeşimiz cezaevinde. Yani saray rejimi, saray iktidarı bugün ayakta kalabilmenin, politikalarını şiddetlendirerek devam ettiğini görüyoruz. Bu yüzden daha fazla yan yana gelmeye, bu yüzden daha fazla birlikte olmaya ihtiyacımız var.

Bakın Körfez'deki saldırılardan sonra, İran'a saldırılardan sonra Hürmüz Boğazı kapatıldı. Petrol fiyatları önemli ölçüde arttı. Yılbaşında zaten açlık sınırının altında belirlenen asgari ücretin kayıpları büyük. Emeklilerin kayıpları zaten tartışılmaz, çok büyük. Yani üretici üretemiyor. Gerçekten kamu emekçisi, işçisi, bugün artık açlık sınırında bir ücretle yaşamlarını sürdüremeyen milyonlar var. Ama bir taraftan da sarayın bütün şatafatı devam ediyor. Uçak filoları, araç filoları devam ediyor. O yüzden bu ülkenin değerlerini yaratanlar, bu ülkenin gerçek değerlerini yaratanların refah içerisinde yaşaması, ücretlerin artırılması talebimizi yükseltmeye devam edeceğiz.

Fabrikalar mezbahalara dönmüş durumda. Geçtiğimiz günlerde Dilovası'nda, daha önce biliyorsunuz kadınlar, çocuklar yandı. Yeni bir iş cinayeti yaşandı. Yine halat alınmadığı için, yani işçilerin can güvenliği konusundaki önlemler alınmadığı için işçiler hayatını kaybetti. Dolayısıyla bütün bunlar karşısında en geniş bir mücadele cephesinin kurulmasına, birlikte mücadeleye ihtiyacımız olduğunu özellikle altını çizmek isterim.

Asgari ücretli perişan, üretici perişan, esnaf perişan, köylüler perişan. Yani Türkiye'de yaşayan milyonlar perişan. Ülkenin yarısı borçlu durumda, 45 milyona yakın vatandaşımız borçlu durumda. Bu yüzden bu ekonomik politikalara karşı, bu antidemokratik uygulamalara karşı, sarayın yargısına karşı birleşmek ve ortak mücadele etmek zorundayız.

Önümüz 1 Mayıs. 1 Mayıs'ta bütün bu gelişmeler karşısında, yaşanan antidemokratik uygulamalar karşısında başta işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler kendi talepleriyle birlikte bu 1 Mayıs'ta meydanları doldurarak bu saray rejimine, bu saray düzenine karşı gücümüzü her tarafta göstermek durumundayız. Bir kez daha dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. Genel Başkana da çok teşekkür ediyorum heyetine."

Siyaset Haberleri