Son Dakika |Dilek İmamoğlu Silivri'de çok sert konuştu! "Tek bir somut delil yok herkesi tahliye edin"

Son dakika... İBB Davası'nda 9 kişniin tahliye talebinin ardından Dilek İmamoğlu, Aile Dayanışma Ağı'nın toplantısı kapsamında Silivri'de açıklama yaptı. Dilek İmamoğlu, dosyada tek bir somut delil olmadığını belirterek dosyanın tamamı için tahliye talebi gelmesi gerektiğini söyledi.

İBB Davası sürerken Silivri’de konuşan Dilek İmamoğlu, dosyada somut delil bulunmadığını söyledi ve tüm tutuklular için tahliye çağrısı yaptı.

İBB Davası’nın görüldüğü Silivri’de, Aile Dayanışma Ağı’nın 32. buluşması adliye önünde yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, aileler adına yaptığı açıklamada tutukluluk sürecine, iddianameye ve yargılamanın gidişatına tepki gösterdi.

İmamoğlu, 405 gündür ağır bir süreç yaşadıklarını belirterek, dosyada somut delil bulunmadığını söyledi. Tutukluluk incelemesinin yapılacağı duruşma öncesi mahkeme heyetine seslenen İmamoğlu, tüm sanıklar için tahliye kararı verilmesini istedi.

Dilek İmamoğlu, açıklamasına sürecin değişmeyen hukuksuzluklarla sürdüğünü belirterek başladı:

“Zaman aktı. Haftalar, aylar, mevsimler değişti ama ne yazık ki bazı şeyler hiç değişmedi. Yaşadığımız haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik olduğu yerde duruyor.

İnşallah uzun süre böyle durmaya devam etmeyecek. Hiçbir suç işlememiş yüzlerce masumumuz, sevdiğimiz şu anda içeride tutsak. Halkı doğru haberlerle buluşturmaktan başka bir şey yapmayan sevgili, değerli gazetecilerimiz tutsak. Eşitsizlik, liyakatsizlik, çeteler, şiddet Türkiye'nin dört yanını sarmış durumda.”

İmamoğlu, dayanışma ve mücadelelerinin süreceğini vurguladı:

“Şu da bilinsin ki; Türkiye'de bir şeyler değişmeden bizim dayanışmamız da, mücadelemiz de asla değişmeyecek.

Hak, hukuk ve adalet arayışımız devam edecek. Mücadele azmimiz bir parça olsun azalmayacak. Çünkü neyin mücadelesini verdiğimizin, neyin söz konusu olduğunun farkındayız. Demokrasimiz, cumhuriyetimiz, geleceğimiz için mücadele veriyoruz; her koşulda vermeye devam edeceğiz.”

“İDDİANAME HER GEÇEN GÜN ÇÖKÜYOR”

Dilek İmamoğlu, duruşmalarda yaşananların tutukluluk sürecinin ağırlığını ortaya koyduğunu söyledi. İddianamenin her geçen gün çöktüğünü savunan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“405 gündür ağır, çok ağır şeyler yaşıyoruz. Duruşmaların başlamasıyla yaşananların ağırlığı, hapishane şartlarının yetersizliği, masum insanlara reva görülen eziyetler bir bir gün ışığına çıkıyor. Oysa doya doya gün ışığına çıkması gereken sevdiklerimiz suçsuz yere tutsak edildiler.

Duruşmalarda her gün insanların yargılanıyormuş gibi yapıldığı ama aslında peşinen cezalandırıldığını görüyoruz. Üstelik bu cezalandırmanın dayanaksız olduğu da gün gibi ortada. İddianame her geçen gün çöküyor. Çok üzgünüz. Tabii ki iddianame çöktüğü için değil; tel tel dökülen bu iddianame birilerinin kariyer basamağı olmuş maalesef. Bu artık ayan beyan ortadadır.”

İmamoğlu, tutukluların ve ailelerin mağdur edildiğini belirterek, dosyada yer alan suçlamaların belirsiz olduğunu söyledi:

“Sevdiklerimiz, Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşları, ailelerimiz, hepimiz bu kariyer hedefi için harcanan mağdurlarız. İçerideki birçok kişi neden tutsak olduğunu bile bilmiyor, neyle suçlandıklarını bile bilmiyor. İşin daha garibi; iddia makamı dahil başka kimse de bilmiyor gibi bir izlenim var.”

“MASUMİYET KARİNESİ YERLE BİR EDİLMİŞ DURUMDA”

Dilek İmamoğlu, tutukluların mahkeme kararı olmadan suçlu gibi gösterildiğini söyledi. Ailelerin dışarıda yakınlarının suçsuzluğunu anlatmaya çalıştığını belirten İmamoğlu, sanıkların da işlemedikleri suçlara karşı savunma yapmak zorunda bırakıldığını ifade etti:

“Buna rağmen insanlar mahkeme kararı olmadan suçlu gibi gösteriliyor, toplum önünde itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor. Masumiyet karinesi ise yerle bir edilmiş durumda. Aileler dışarıda yakınlarının suçsuzluğunu anlatmak için çabalarken, tutsaklar da işlemedikleri suçlara karşı savunma yapmak zorunda kalıyor. Sevgili tiyatro sanatçıları lütfen benden alınmasın, onlardan özür diliyorum ama içeride bir tiyatro sergileniyor.”

İddianamede yüzlerce kişinin aynı ve genel ifadelerle değerlendirildiğini söyleyen İmamoğlu, bunun kabul edilemez olduğunu belirtti:

“İddianame kapsamında yüzlerce kişinin aynı ve genel ifadelerle değerlendirilmesi kabul edilemez bir yaklaşımdır. Tutsak ettiğiniz her bir kişi için somut delil ortaya koymanız, somut suçlamada bulunmanız ve herkesi ayrı ayrı değerlendirmeniz gerekir. Neyle suçlandığını bilemediği için nasıl savunma yapacağını kestiremeyen tutsakların ve sanık avukatlarının bulunduğu bir dava sürecinden söz ediyoruz. Duyuma dayalı, çelişkili, geri çekilmiş ya da tartışmalı beyanlar üzerinden insanların hayatları altüst ediliyor. Yalnızca işlerinin gereğini yapan insanların dosyanın içinde belirsizliğe, insanlar dosya içinde belirsizliğe terk edilmiş durumdalar.”

“BİZ YARGILANMIYORUZ, PEŞİNEN CEZALANDIRILIYORUZ”

İmamoğlu, etkin pişmanlık uygulamaları üzerinden algı oluşturulduğunu ve çifte standart uygulandığını söyledi. Duruşmaların seyrini tek cümleyle özetlediğini belirten İmamoğlu, şöyle konuştu:

“Aslında duruşmaların gidişatını ve iddianamenin ne durumda olduğunu anlatmak için tek bir cümle bile yeterlidir: 'Biz yargılanmıyoruz, yargılıyorlarmış gibi yapıp peşinen cezalandırılıyoruz.' Ne yazık ki haftalardır burada bütün siyasilere seslenmemize rağmen bu gerçeği ne kimse duyuyor ne de görüyor. Neden? Neden görmek, duymak istemiyorsunuz neden? Her gün burada bu duruşma salonlarında insanlık suçu işleniyor, bunu anlamıyor musunuz? Bu suça sessiz kalan herkes bu suçun ortağıdır.”

"YANDAŞ BASINA SESLENİYORUM"

İktidar medyasına da tepki gösteren İmamoğlu, duruşmalara katılımın azaldığını söyledi:

“Her gün spekülatif haberlerle iddianameyi köpürtmeye, itibar cellatlığına devam eden yandaş basın, yandaş basın size sesleniyorum! Duruşmalara neden katılmayı bıraktınız? Bu hafta bir oturuma katılıp oturumun gidişatını görünce salondan erken ayrıldınız. Neden biliyor musunuz arkadaşlar? Çünkü bir yılı aşkın süredir yaratmaya çalıştıkları algı artık tamamen çökmüştür. İddianamede bile yer almayan yalanları medyada ortaya saçtılar ama olmadı.”

“TEK BİR DELİL, TEK BİR SOMUT SUÇLAMA YOK”

Dilek İmamoğlu, iddianamede çok sayıda belge ve kavramın yer aldığını ancak bunların suçlamaları desteklemediğini savundu. MASAK raporları, HTS kayıtları, tanık beyanları ve örgüt şemalarına atıf yapan İmamoğlu, dosyanın delilsiz kaldığını söyledi:

“Çok büyük bir suç varmış gibi göstermek için 4 bin sayfa iddianame yazdılar. Sayısız evrakı belge diye ortaya attılar ama hiçbir yere varamadılar. Bas kayıtları, HTS dediler; güvenilir olmadığı ortaya çıktı. Tanık beyanları var dediler; tanıklar 'Ben böyle söylemedim, görmedim, bizzat şahit olmadım' dedi. Yani aslında tanık olmadıkları da ortaya çıktı. MASAK raporları, örgüt şemaları, yolsuzluk, casusluk, irtikap... Ne ararsanız var. Hiçbirinden hiçbir yere varamadılar, bir suç ortaya koyamadılar. Dedikodular üzerinden, safi safi dedikodular üzerinden kurguladıkları iddianame kanıtsız, delilsiz, asılsız kaldı.”

İmamoğlu, tahliye çağrısını şu sözlerle yineledi:

“Bugün burada Türkiye Cumhuriyeti'nin, 86 milyonun Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşları ve sevdiklerimiz, aile bireylerimiz tamamen dedikodularla, asılsız iddialarla tutuklu bulunuyor ve yargılıyorlarmış gibi yapıyorlar. Bu dosya kapsamında tutukluluğun devamına karar verilecek tek bir delil, tek bir somut suçlama yoktur. Yok! Yok arkadaşlar yok! Tek bir delil, tek bir somut suçlama yok! Ya biz aklımızı mı oynatacağız ya? Nedir bu ailelere sizin çektirdikleriniz?

Dosyanın bütününde tahliye kararı çıkmalıdır, bugün hemen derhal! Dosyanın tamamına tahliye istiyoruz! Bu bir istek değil, bu sizin zorunluluğunuz!”

“YETER! KOLTUKLARINIZDAN BİZİ GÖRÜN!”

405 gündür ailelerle birlikte olduğunu söyleyen Dilek İmamoğlu, mahkeme heyetine seslenerek tutukluların ailelerini görmeye çağırdı:

“405 gündür ailelerle bilfiil 7/24 beraberim ben. Herkesin ne yaşadığını, sabırla ne beklediğini, sessiz sükunetle bir şekilde herkes kişiliğini koruyarak çok nezih bir şekilde mücadele verdi bir buçuk yıldır.

Yeter! Koltuklarınızdan bizi görün! 86 milyonu görüp duymak zorundasınız, yeter! Bizim ailelerimiz var, bizim çoluğumuz çocuğumuz var. Bu annelerin, bu babaların evlatları var. Dosyanın bütününde bugün tahliye kararı bekliyoruz! Duruşma bugün erken bitti. Oturun kararınızı verin!”

“OLMAYAN DELİLİN NESİ KARARTILACAK?”

İmamoğlu, tutukluluğun devamı için ileri sürülen gerekçelere de tepki gösterdi. Dosyaya yeni delil eklenmediğini belirten İmamoğlu, tahliye kararları arasında hukuken ne fark olduğunu sordu:

“Peki ne değişiyor arkadaşlar, ne değişiyor? Dosyalar aylar öncesiyle aynı. Yeni bir delil eklenmedi. Delil yok. Delilleri karartma bahanesi, yurt dışına kaçma bahanesi, o yüzden tutuklulukmuş. Hangi delil arkadaşlar hangi delil? Delil yok. Olmayan delilin nesi karartılacak ya? Bir yıldır önümüze gelen somut bir delil yok.

Dosyaya yeni bir delil eklenmedi, yeni bir şüphe yok, farklı hiçbir şey yok. O halde bu tahliye kararlarını siz neye göre veriyorsunuz? Bugün hakkında tahliye kararı verilecek kişiler neden aylardır hapisteler? Bunun cevabını bize verin, neden bu insanlar aylardır hapisteler? Ne değişti?”

İmamoğlu, bazı ailelerin sevineceğini, bazılarının ise üzüleceğini belirterek, bu sürecin aileler üzerinde ağır bir yük yarattığını söyledi:

“Bir ay önceki tahliye kararıyla bir ay sonraki tahliye kararı arasında hukuken ne fark var? Somut olarak ne değişti ya? Ne değişti ya? Çıksın birisi anlatsın bize. Bu soruların cevabını tüm kamuoyunun bilmeye hakkı vardır. Bugün ara kararlar verilecek. Bazı aileler sevinecek, evet bazıları üzülecek. Sizin bu insanları bu kadar üzmeye hakkınız var mı ya? Hani yaratılana saygı duyardınız, severdiniz Yaradan'dan ötürü. Ne oldu sizin Yaradan sevginize ya?”

“DOSYADAKİ TÜM SANIKLARA BUGÜN TAHLİYE KARARI VERİLMELİDİR”

Dilek İmamoğlu, açıklamasının sonunda tüm sanıklar için tahliye talebini yineledi. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü de kutlayan İmamoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu yüzden, bütünsel olarak dosyadaki tüm sanıklara tahliye kararı verilmelidir bugün, tekrarlıyorum. Bu yüzden dosyadaki tüm sanıklara bugün tahliye kararı verilmelidir. Ve bunu bu ülkede hala adalet olduğuna inanmak isteyen aileler olarak istiyoruz. Sevgili basın, sevgili aileler, sözlerimi tamamlarken 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü kutluyorum. Türkiye'nin dört yanındaki, tüm dünyadaki hakları, emekleri, alın terleri için mücadele edenleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”

Siyaset Haberleri