CHP Genel Başkanı Özür Özel, bugün Eyüpsultan'da Balkan Rumeli Dernekleri'nin düzenlediği iftar programında Rumeli ve Balkan Türkleri ile bir araya geldi.
Özel, burada yaptığı konuşmada Balkan Türklerinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin asli unsurları olduğunu kaydederek, "Balkanlardan Anadolu'ya akan o büyük dalgalar Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş harcını, hatta kuruluş harcının çimentosunu oluşturmuşlardır." dedi.
Özgür Özel, konuşmasında şunları söyledi:
"MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN HEMŞEHRİLERİ"
"Değerli başkanlarım ve üyeleri, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün hemşehrileri, değerli akrabalarım; bugün bu iftar sofrasında sizlerle bulunmaktan, bir sofrayı paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum.
Bugün bize ev sahipliği yapan Eyüpsultan Belediye Başkanımıza, belediye meclis üyelerimize ve bu organizasyonda Cumhuriyet Halk Partisi ile sizlerin örgütlü olduğunuz dernekler arasında büyük bir gayret gösteren, biraz önce de dinlediğimiz İl Başkan Yardımcımız Soner Bey'e ve Rumeli Balkan Komitesi'ne çok teşekkür ediyorum.
Biraz önce tabii zamandan, trafikten dolayı ancak gelebildik ve akşam da saat 19:30'da Pendik'te, bir saat kadar bir yol gittikten sonra, birinci bölge mitingimizi, bu akşamki eylemimizi yapacağız. Onun için konuşmalar iftar öncesine planlandı, iftardan sonra da hızlı bir şekilde eylem alanına, miting alanına geçeceğiz.
Bugün burada anneannesi Selanikli, babaannesi Kırçovalı, dedesi Üsküplü bir evladınız olarak, Balkanların, Rumeli'nin dokusunu ruhunda hisseden bir kardeşiniz olarak bulunuyorum. Biraz önce değerli başkanım hemen yan masada dedi ki; 'Nihayet Cumhuriyet Halk Partisi'nde Atatürk'ten sonra ilk kez bir Balkan Türkü var, bundan çok memnunuz.' dedi. Bu gerçekten herhalde taşınabilecek en büyük onur, en büyük yük.
"YA İŞGALE TESLİM OLACAKTI YA DA ANADOLU'YA GEÇECEKTİ"
Sonuçta Gazi Mustafa Kemal Atatürk oradan, doğduğu topraklardan bu topraklara geldi ve bu ülke için hem dünya coğrafyasının çeşitli bölgelerinde Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde gerilemeyi durdurmak için, işgale engel olmak için büyük bir mücadele verdi. O, Çanakkale'yi geçilmez kıldı ama daha sonra ülkeyi yönetenlerin bir zafiyeti, oradaki bir tek adamın yol vermesiyle geçilmez Çanakkale işgal donanmaları tarafından geçildi, İstanbul'a gelindi, İstanbul işgal edildi ve orada Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e bir görev düştü. Ya pek çoğu gibi sesini çıkarmayacaktı, işgale teslim olanlarla birlikte ordudaki mevcut yerini koruyacaktı ya da işgale karşı direnmeyi, direnme diyenlere karşı söz dinlememeyi, yaradılışından gelen bağımsızlık ve vatan sevgisi, vatan için gerekirse ölmeyi göze alarak Anadolu'ya geçecekti. Öyle yaptı, Anadolu'ya geçti; önce kurtuluşu örgütledi, daha sonra Kurtuluş Savaşı'nı kazandı, kuruluşu gerçekleştirdi.
"ATATÜRK KURDUĞU MECLİS'E GÜVENDİ"
Ve kendisine sordular, dediler ki: 'Evet, kazandınız, ülkeyi kurtardınız. Şimdi saraydan padişahlığa devam mı Dolmabahçe'den, yoksa İngiliz kralı gibi başkanlık mı?' Gazi Mustafa Kemal Atatürk doğduğu yer itibarıyla, aldığı eğitimle sürekli yükselen demokrasi fikrine, tek adamlar yerine yönetimin halkın seçtikleri, halkın güvendikleri, halkın yetkilendirdikleri tarafından belli bir süre için, denetim altında ve hesap verilebilir bir şekilde yönetmenin ülkeleri felaketten kurtardığını, kuvvetler ayrılığının, halkın egemenliğinin, hukukun üstünlüğünün medeniyet olmanın en önemli teminatı olduğunu biliyordu. Onun için kurduğu Meclis'e güvendi, o Meclis'in yaptığı anayasanın daha iyisinin yapılmasını istedi. Anayasa çerçevesinde millet Meclis'i ona ne görev verdiyse onu yaptı.
"BİRİLERİ GELİP DE TÜRKİYE CUMHURİYETİ'Nİ İŞGALE KALKIŞAMIYORSA BU ATATÜRK'ÜN ESERİDİR"
İşte bugün içinde bulunduğumuz coğrafyada bugün bu ülkede yaşayanlar birbirini mezhebinden dolayı kesmiyorsa, burada din savaşları yoksa, burada her türlü küstahlığa rağmen birileri gelip de Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetenlere, Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı küstah sözlerle ve birtakım niyetlerle işgale kalkışamıyorsa, bir ülkeyi kimin yöneteceğine karar veren emperyalistler Türkiye üzerinde başka coğrafyalarda olduğu gibi işgal ve kendince yönetim anlayışlarını, yönetim şeklini belirleme hevesine girmiyorsa bunların hepsi 100 yıl önce anayasayı bilen, anayasal devletin güçlü olacağını bilen, hukukun üstünlüğüne inanan, kişisel ilişkilere değil güçlü kurumlara ve güçlü kurallara inanan tarihin gördüğü en ileri görüşlü ve en cesur devrimci Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün eseridir.
Yada kökleri Rumeli'de olan benim gibi, Binnur Abla gibi, benim gibi dedesi bahçıvan Abdullah amca olan Özgür Özel'le, dedesi İsmet Paşa olan Gülsün Bilgehan yan yana oturup milletvekilliği yapıyorsa bu Cumhuriyetin ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün eseridir. Bu fırsat eşitliği bizim bu partiye olan borcumuzdur.
Sivas'ın Saraybosna'sından gelen Özgür Çelik'le, Manisalı Özgür Özel hep beraber bu ülkenin geleceği için dava arkadaşları Ekrem İmamoğlu için birlikte mücadele verip bu ülkeye bir kez daha demokrasi getirme ümitleri varsa bunların hepsi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetidir Türkiye Cumhuriyeti'ne ve Cumhuriyet Halk Partisi'ne olan borcumuzdur.
"BALKANLARDAN ANADOLU'YA GELEN KARDEŞLERİMİZ GÖÇMEN DEĞİL, BU MİLLETİN BU ÜLKENİN ESAS KURUCU UNSURLARIDIR"
Toprağına fısıldayan, her taşına atalarımızın emeği, hatırası saklı bir diyarın temsilcileriyiz biz. Bizim için Rumeli ve Balkan demek sadece coğrafya adı değildir; Rumeli bizim genzimizi yakan sıla hasretimizin adıdır. Balkanlardan Anadolu'ya gelen kardeşlerimiz göçmen değil, bu milletin bu ülkenin esas kurucu unsurlarıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk her seferinde 'Bizleri muhacir diye küçümseyenler tarihin yazıldığı savaşlardan en geriye kalanlar, yani düşmana en sonuna kadar direnenler, dövüşenler; düşman karşısında kaçmak, çekilmek nedir bilmeyenler. Ve muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır bize emanetidir.' demektedir.
"TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN KURULUŞ HARCININ ÇİMENTOSUNU OLUŞTURMUŞLARDIR"
19. yüzyıldan itibaren Balkanlardan Anadolu'ya akan o büyük dalgalar Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş harcını, hatta kuruluş harcının çimentosunu oluşturmuşlardır. Rumeli ve Balkan insanı beraberinde sadece anılarını değil çalışkanlığı, dürüstlüğü, eğilmeyen gür iradesini getirmiştir. Rumeli'nin acıları, sürgünleri, göçleri bizim ortak tarihimizin bir parçasıdır. O acıları unutmak mümkün değildir ama o acılar bugün bizi birbirimize daha kuvvetli şekilde kenetleyen ortak bağlarımızdır.
Rumeli kültürü dayanışmadır, kardeşliktir, birliktir. Zor zamanlarda birbirine sahip çıkan insanların kültürüdür. Bugün Rumeli ve Balkan hemşehrilerimiz Türkiye için gösterdikleri dayanışma ile gelecek için hepimize umut vermektedir. Balkanlar ile olan tarihi bağlarımızı yaşatmak, o topraklarda olan kardeşlerimizle gönül köprümüzü sağlam tutmak her birimizin görevidir. Bizim siyasetimiz her zaman insanı ve bu sarsılmaz bağları merkeze almaya devam edecektir. Bundan sonra da yürüdüğümüz yolda dayanışmayla hep birlikte yürüyeceğiz.
"CHP'DE SİYASET YAPMAK İSTEYEN AKRABALARIMA PARTİDE YER VARDIR"
Ve şunu ifade etmek isterim; gerek Cumhuriyet Halk Partisi'nde siyaset yapan gerek başka partilerde siyaset yapan bütün akrabalarımızın birbirine sahip çıkma, ülkesine sahip çıkma sorumluluğu vardır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak özellikle son yerel seçimlerde biraz önce Soner Bey'in Eyüpsultan'dan verdiği örnek gibi mümkün olan tüm ilçelerimizde akrabalarımızın toplumdaki kabullerini ve kanaat önderi oldukları durumları da gözeterek onlara alan açmaya çalıştık. Şüphesiz gönüllerdeki kadar olmadı ama Cumhuriyet Halk Partisi'nin gönlünde bu partide siyaset yapmak isteyen, bu partiyle birlikte bir noktalara gelmek isteyen tüm akrabalarımıza her zamankinden daha fazla bundan sonra da yer vardır, yer olacaktır.
"BAYRAMPAŞA'DA BÜYÜK BİR DRAM YAŞANDI"
Özellikle Eyüpsultan'ı biliyoruz, tanıyoruz, güveniyoruz. Bayrampaşa'da büyük bir hüzün, büyük bir dram yaşandı. Bayrampaşa'da yaşanan dramayı doğru yerden okumak lazım. Bizden, sizden akrabalıklarımızdan ve akrabalarından güç alıp belli belirlemeleri kendilerine göre yapan, sonra da hepimizi kahreden bir tasarrufta bulunan bir kötü örnek, bir haksızlık, bir ihanet asla genele şamil olamaz. Biz biriz, beraberiz, bugün gözümüze bakamayanlar burada yok ama biz hep birlikteyiz. Bu akrabalığımızdan güç alıp da bunu kendisine bir güç devşirip, sonra bunu başka bir siyasi odakla pazarlık mevzisi yapmak bize dair bir mevzu değildir, o kişinin kendi kişiliğiyle ilgilidir. Ama bizim bildiğimiz bir şey vardır o da bu salonda birer ikişer temsilcisini ağırlayabildiğimiz yüz binler, milyonlar en yüce gönüllü, en çalışkan, en temiz, birbirine en bağlı ve en güvenilir insanlardır. İtimadım akrabalarıma sonsuzdur, sonsuza kadar sürecektir. Pirincin içindeki beyaz taş çok can yakar ama onu ayırırsın ondan sonra yoluna bakarsın. Bizim açımızdan da yaklaşım bundan ibarettir.
İMAMOĞLU'NDAN BALKAN TÜRKLERİNE: TRABZONLULARI NE KADAR AKRABA BİLİYORSAM EN AZ O KADAR AKRABA BİLİYORUM
Rumeli kültürü dayanışmadır, kardeşliktir, birliktir. Zor zamanda birbirine sahip çıkmaktır. Bugün Silivri'de yankılanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu, Balkan Şehirleri Ağı'nın temelini attığı süreçte bu fikri bana ilettiğinde ona dedim ki; 'Dünyanın herhangi bir yerinde yapacağın bir faaliyetin bu ülkeye mutlak faydası vardır. Ama Balkanlarda atacağın bir adım bize 10 adım olarak gelir. Yapacağın bir iyilik müthiş bir gönül birlikteliği olarak yansır.'
Geçtiğimiz günlerde bu program planlanırken kendisini ziyaret etmiştim. Dedim ki: 'Başkanım keşke bu iftarda birlikte olabilseydik, inşallah seneye Ramazan'da birlikte oluruz.' dedim. Bana söylediği şu: 'Sen hep akrabam dersin, inan Balkan Türklerini Trabzonluları ne kadar akraba biliyorsam en az o kadar akraba biliyorum, hepsine selamlarımı sevgilerimi iletiyorum.' dedi.
"BU BİRLİKTELİĞİMİZ NE BİR GÜNLÜKTÜR NE DÖNEMLİKTİR"
İnşallah en güzel günleri hep birlikte yaşayacağız. Bu Ramazan ayında paylaşmanın, kucaklaşmanın ayında Rumeli insanının yüreğinin 365 gün bir iftar sofrası gibi herkese açık olduğunu, onların kapısından giren kimsenin asla yabancı hissetmediğini; bu güzel ayda sofralarımızda bir araya gelerek hem geçmişimizi hem de ortak değerlerimizi paylaşıp geleceğe doğru umudu büyüttüğümüzü bir kez daha burada hep birlikte idrak ettik.
Bu birlikteliğimiz ne bir günlüktür ne dönemliktir, ömürlerimiz boyunca sürecek bir gönül bağı olacaktır. Ramazan ayının bereketiyle tutulan oruçların kabul görmesini, edilen duaların Allah katında kabul edilmesini, varsa günahlarımızın affedilmesini niyaz ederiz. Soframızın bereketi de Cumhuriyetimizin ışığı da daim olsun. Şimdiden yaklaşan Kadir Gecenizi kutluyorum, mübarek olsun. Bayram’a sağlıkla ulaşmayı ümit ediyorum, şimdiden bayramınız kutlu olsun."