Erdoğan'dan Suriye'deki entegrasyon için mesaj! "Zenginlikleri tünele harcanmayacak"

Son dakika... Suriye'de SDG ve Şam yönetimi arasında başlayan entegrasyonun ardından Cumhurbaşkanı ve AKP Lideri Erdoğan, "Suriye'nin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin tünel yapmaya, şehirlerin altında tünel kazmaya değil Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanmasının vakti gelmiştir" dedi.

AKP Grup Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, Suriye’de kalıcı barış için uluslararası işbirliği mesajı verdi. Erdoğan, “Komşumuz Suriye'nin yaklaşık 14 yıldır hasretini çektiği istikrara, barışa, huzura süratle kavuşması en büyük temennimizdir” dedi.

Aynı kıbleye yönelen Suriyelilerin birlik içinde geleceği inşa etmesini dileyen Erdoğan, Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün'ün de bu konuda aynı hassasiyeti taşıdığını belirterek, “Suriye'nin huzuru için her üç ülkeyle inşallah birlikte hareket edeceğiz” diye konuştu.

"MAKSİMALİST TALEPLER SÜRECİ ZEHİRLİYOR"

Erdoğan, Suriye meselesine başından beri net bir tavırla yaklaştıklarını söyleyerek şunları ifade etti:

"Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri fark etmeksizin Suriye'de bir tek canın yitip gitmesi bizim de canımızdan can kopması demektir.

Suriye'de kalıcı barışın ve istikrarın yol haritası belli olmuştur. Taraflar bunun idrakinde olarak yanlış hesap yapmamalı. Eski hataları tekrar etmemeli. Maksimalist taleplerle süreci zehirlememelidir. Şiddetin daha büyük şiddeti besleyeceği unutulmamalıdır. Şunu bugün tüm samimiyetimle, açık yüreklilikle ifade ediyorum.

Artık Suriye'nin kaynaklarının, Suriye'nin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin tünel yapmaya, şehirlerin altında tünel kazmaya değil Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanmasının vakti gelmiştir.

Biz Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Şara'nın ülkesini bir an önce ayağa kaldırmaya, buna yönelik samimi gayretlerinin en yakın şahidiyiz.

Son operasyonlarla işgalden kurtarılan yerlerde de yeni yönetime karşı hem teveccühün hem büyük bir beklentinin oluştuğunu müşahede ediyoruz.

Yeniden yeşeren umutlar inşallah bir daha kara kışa dönmeyecektir. En başta Türkiye buna izin vermeyecektir."

Suriye'nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmet Şara’nın ülkesini ayağa kaldırma çabalarına destek verdiklerini belirten Erdoğan, AFAD ve Kızılay aracılığıyla insani yardım ulaştırıldığını, Ramazan ayında yardımların artacağını duyurdu:

"Tahakküm peşinde değildir. Başka ülkeleri dizayn etme arzusunda asla değildir. Tam tersine biz samimi bir şekilde kardeşlik istiyoruz. Barış diliyoruz. Hep birlikte kalkınalım. Hep birlikte ortak geleceğimizi inşa edelim diyoruz. Halep'le birlikte Şam, Rakka, Hazeke, Kamışlı'da şen olana kadar deralı çocuklarla birlikte Kobanili yavruların da yüzlerinde tebessüm çiçekleri açana kadar Suriyeli kardeşlerimizi bir an olsun yalnız bırakmayacağız.

İşte son operasyonlar sırasında hemen talimatlarımızı verdik. AFAD'ımızı, Kızılay'ımızı ve insani yardım kuruluşlarımızı süratle harekete geçirdik.

İlk etapta iki tır dolusu insani yardım malzemesini Suriye hükümeti ile işbirliği halinde Kürt kardeşlerimizin yaşadığı yerleşim yerlerine sevk ettik."

Erdoğan, İmralı Süreci'nde kurulan komisyonda yazılacak 'nihai rapora' ilişkin de şunları ifade etti:

"Cumhur İttifakı olarak terörsüz Türkiye sürecini yine bu tasavvurla başlattık. Yaklaşık 16 aydır gizli açık çeşitli sabotaj girişimlerine rağmen hamdolsun süreci başarıyla yürüttük. İttifak olarak dayanışma halinde, strateji ve taktik birliği içinde en kritik kavşaklarda cesaretli davranarak, gerektiğinde riske girerek süreci bugünlere kazasız, belasız getirdik.

Suriye'nin kuzeyindeki belirsizliğin ortadan kalkması ve tam entegrasyonun sağlanmasına paralel olarak inşallah sürecin yükü daha da hafifleyecek, belli başlı konularda çok daha seri yol alma imkanı doğacaktır. İlgili kurumlarımız sınırlarımızın ötesindeki gelişmeleri titizlikle takip ediyor. Tarihi bir sorumluluk üstlenen milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi komisyonumuz da nihai raporunu tamamlamak üzre.

Komisyonda yer alan siyasi partilerin yapıcı katkılarıyla raporun teemmül ettirileceğine inanıyorum. Şurası bir gerçek ki raporun açıklanmasını müteakip siyaset kurumuna daha fazla görev ve sorumluluk düşecektir.

Milli iradenin tecelligahı olan meclisimiz inşallah sürecin yeni aşamasında da vazifesini güvenle yapacaktır. Biz AK Parti olarak ilk günden beri olduğu gibi mesuliyet bilinciyle hareket edeceğiz. Her zamankinden daha yapıcı, daha kuşatıcı olacağız. Ülkemize sadece ekonomik maliyeti 2 trilyon doları bulan bu sorunun kalıcı biçimde çözülmesi için gövdemizi taşın altına koymaktan çekinmeyeceğiz.

Elbette bu süreçte aziz şehitlerimizin, gazilerimizin ve hepsi birer metanet timsali olan şehit yakınlarımızın başını yere asla eğdirmeyecek, Türkiye'nin terörsüz istikbali için en doğru olanı kararlılıkla yapacağız.

Bu vesileyle Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye yaptığı rivayet olunan nasihattan bazı kısımları hepimize bir kez daha hatırlatmak istiyorum. O daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. Azminden dönmeyesin.

Çıktığın yolu taşıyacağın yükü iyi bil. Her işin gereğini vaktinde yap. Vazifen çetin, yükün ağırdır o. Hizmette önde ücrette geride olasın. Vazifenin en ağırına talip olmaktan kaçınmayasın. Vazifenin ağırlığı yaradanın kullarına ihsanıdır. Bizler nefreti eritmek için muhabbetin asaletini dünyaya yeniden hakim kılmak için çıktık yola. Bu yolda utanacak bir şeyimiz yoktur. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum"

Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Komşumuz Suriye'nin yaklaşık 14 yıldır hasretini çektiği istikrara, barışa, huzura süratle kavuşması en büyük temennimizdir.

Aynı kıbleye yönelen Suriyeli kardeşlerimizin birlik içinde kardeşlik içinde aydınlık geleceklerini omuz omuza inşa etmesi bizim samimi arzumuzdur.

Suriye konusunda Suudi Arabistan'ın Mısır'ın ve Ürdün'ün de bizimle aynı hassasiyetleri taşıdığını görmekten büyük bir memnuniyet duydum

Suriye'nin huzuru için her üç ülkeyle inşallah birlikte hareket edeceğiz. Tabii burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum. Bakınız değerli kardeşlerim, bizim Suriye meselesinde tavrımız ilk günden beri nettir. Orada akan her damla kan ve gözyaşı bizim de yüreğimizi dağlamaktadır.

Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri fark etmeksizin Suriye'de bir tek canın yitip gitmesi bizim de canımızdan can kopması demektir.

Suriye'ye vicdan merceğinden bakan herkes bir defa şunu kabul edecektir. Tıpkı aziz milletimiz gibi kardeş Suriye halkı da her şeyin en iyisine, en güzeline layıktır. Hiç şüphesiz bunu fazlasıyla hak etmektedir. 18 ve 30 Ocak mutabakatlarının tek ordu, tek devlet, tek Suriye temelinde titizlikle uygulanmasını bu bakımdan çok önemsiyoruz.

"SURİYE'DE MAKSİMALİST TALEPLER SÜRECİ ZEHİRLİYOR"

Suriye'de kalıcı barışın ve istikrarın yol haritası belli olmuştur. Taraflar bunun idrakinde olarak yanlış hesap yapmamalı. Eski hataları tekrar etmemeli. Maksimalist taleplerle süreci zehirlememelidir. Şiddetin daha büyük şiddeti besleyeceği unutulmamalıdır. Şunu bugün tüm samimiyetimle, açık yüreklilikle ifade ediyorum.

Artık Suriye'nin kaynaklarının, Suriye'nin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin tünel yapmaya, şehirlerin altında tünel kazmaya değil Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanmasının vakti gelmiştir.

Biz Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Şara'nın ülkesini bir an önce ayağa kaldırmaya, buna yönelik samimi gayretlerinin en yakın şahidiyiz.

Son operasyonlarla işgalden kurtarılan yerlerde de yeni yönetime karşı hem teveccühün hem büyük bir beklentinin oluştuğunu müşahede ediyoruz.

Yeniden yeşeren umutlar inşallah bir daha kara kışa dönmeyecektir. En başta Türkiye buna izin vermeyecektir.

Suriye hükümetinin en geniş siyasi katılım ve temsili sağlayacağına, etkili bir kalkınma planını hızla hayata geçireceğine yürekten inanıyorum. Türkiye olarak en uzun sınıra sahip olduğumuz, halkını dost, akraba ve kardeş bildiğimiz Suriye'deki gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceğiz. Değerli kardeşlerim, buradan hem ülkemiz içinde hem dünyada Türk dış politikasının eksenini anlamaya çalışanlara bugün bir kez daha seslenmek istiyorum. Türkiye bölgesinde nüfuz arayışında değildir.

"KOBANİLİ YAVRULARIN DA..."

Tahakküm peşinde değildir. Başka ülkeleri dizayn etme arzusunda asla değildir. Tam tersine biz samimi bir şekilde kardeşlik istiyoruz. Barış diliyoruz. Hep birlikte kalkınalım. Hep birlikte ortak geleceğimizi inşa edelim diyoruz. Halep'le birlikte Şam, Rakka, Hazeke, Kamışlı'da şen olana kadar deralı çocuklarla birlikte Kobanili yavruların da yüzlerinde tebessüm çiçekleri açana kadar Suriyeli kardeşlerimizi bir an olsun yalnız bırakmayacağız.

İşte son operasyonlar sırasında hemen talimatlarımızı verdik. AFAD'ımızı, Kızılay'ımızı ve insani yardım kuruluşlarımızı süratle harekete geçirdik.

İlk etapta iki tır dolusu insani yardım malzemesini Suriye hükümeti ile işbirliği halinde Kürt kardeşlerimizin yaşadığı yerleşim yerlerine sevk ettik.

Kardeşlik ve komşuluk hukukumuzun gereği neyse Türkiye olarak bize ne düşüyorsa hiç tereddüt etmeden en güzel şekilde yerine getirdik.

İnşallah Ramazan-ı Şerif boyunca yardımlarımız artarak devam edecek. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerif ile birlikte Suriye'deki tüm kardeşlerimiz inşallah bu havayı teneffüs edecektir.

Burada şunu da milletimizin dikkatine getirmek zorundayım. Biz can kurtarma peşindeyken birileri de çıkmış son derece kirli ve kışkırtıcı söylemlerle maalesef selden kütük kapma telaşına düşmüştür.

Suriye konusunu iç siyasette istismar etmek suretiyle milli birlik ve dirliğimizi kundaklamayı amaçlayan bu rezil siyasetin koç başlığını ise ana muhalefetin genel başkanlık koltuğunda oturan zat ile yoldaşları yapmaktadır.

Nasıl 1 milyon kardeşimiz katledilirken Suriye'yi umursamayanlar bugün de aynı durumdalar. Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler. Suriye'nin etnik temelli bir çatışmaya sürüklenme riski, bu komşu ve kardeş ülkenin tekrar kan gölüne dönme ihtimali bunları zerre miskal ilgilendirmiyor. Açık söylüyorum. Ne Kürtler, ne Nusayriler, ne başkaları bunların umurlarında değil.

Eğer öyle olsaydı 13,5 yıl boyunca Suriye halkının tepesine varil bombaları yağarken tepki gösterirlerdi. Öyle olsaydı Suriye'de terör örgütleri cirit atarken konuşurlardı. Öyle olsaydı henüz 3-4 yaşındaki masum yavruların cansız bedenleri sahile vururken seslerini çıkarırlardı.

Öyle olsaydı Kürt kardeşlerimize kimlik dahi verilmezken buna itiraz ederler Suriye'li Kürtlerin hakları için mücadele ederlerdi. Kardeşlerim, ama bunu yapmadılar. 13,5 yıl boyunca sadece sustular. Zulmü görmezden geldiler. Sınırımızın hemen ötesinde ne olup bittiğini gündemlerine bile almadılar. Daha vahimi 10 yıllar boyunca Arapları, Kürtleri nasıl aşağıladıysalar bugün de aynı yerdeler. Bugün de aynı ideolojik bağnazlıkla hareket ediyorlar.

Bunların vicdansızlıklarını gördükçe inanın onlar adına biz hicap duyuyoruz. Şunu da tam bir gönül huzuruyla bugün ifade ediyorum. Benim milletim bu istismarcıların gerçek niyetini artık çok net görüyor. Benim Kürt kardeşlerim oynanan oyunları artık çok net görüyor.

Benim Arap vatandaşlarım kimlerin hangi çirkin senaryoların figüranı ve taşeronu olduğunu çok net biçimde görüyor. Bu gerçeği sadece CHP Genel Başkanı görmüyor. Bu zata akıl verenler görmüyor. Bu zatı parmağında oynatanlar uzaktan kumandayla bu şahsı istedikleri gibi kontrol edenler keyiflerine göre yönlendirenler görüyor.

Açıkçası biz CHP'nin başındaki zattan bir siyaset ortaya koymasını, proje üretmesini, milletin ve coğrafyamızdaki mazlumların derdiyle dertlenmesini beklemiyoruz. Son kepazelikleriyle birlikte artık bundan ümidimiz kalmadı.

Bari sorumlu seviyeli işgal ettiği koltuğa yakışır bir siyasi üslup benimsemesini en azından bunu milletten ve CHP'li vatandaşlarımızdan esirgemesin. Hakaret etmeden küfür etmeden, tehdit etmeden mikrofonu yumruklamadan önüne gelene sataşmadan da bu ülkede siyaset yapılabileceğini öğrensin.

Affınıza sığınarak söylüyorum. Meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan artık vazgeçsin. Burada daha önce yaptığım bir tespitimi tekrar hatırlatmak isterim. Görüyoruz ki zaman değişiyor. Dünya değişiyor.

Genel başkanlar değişiyor. Ama CHP'de gelen gideni aratır gerçeği asla ve asla değişmiyor. Biz eskisini oturduğu koltuğun hakkını vermiyor diye eleştiriyorduk. Yerine gelen selefinden de kötü çıktı. Anlaşılan yeni genel başkanın kelime dağarcığı öncekinden daha sınırlı. Biz üslup sorunu var zannediyorduk. Meğer sorun bizatihi üslubuyumuş. Biz Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Şara'ya yönelik edep ve nezaket dışı ifadelerini ayıplıyorduk. Meğer beyefendi günlük hayatta da o seviyesiz kelimelerle iletişim kuruyormuş.

Lafa gelince Türkiye'yi yönetmeye talipler. Ancak ne kendilerini ne de CHP'yi yönetebiliyorlar. Durum öyle yere vardı ki millet son günlerde dizi izlemeyi bıraktı. Her akşam çayı çekirdeği alıp CHP'nin skandallarını seyretmeye başladı.

Entrika kumpas iftira tuzak komedi trajedi Ne ararsan hepsi var. Ne diyelim? Allah bunlara akıl CHP'li vatandaşlarıma da sabır versin. Milletimiz bilhassa kalbi, zihni dili temiz evlatlarını bu zata maruz kalmaktan korumaya devam etsin.

Felaketi olarak milli hafızamıza acıyla kazınan 6 Şubat depremlerinin 3. seneyi devriyesiydi. Şehitlerimizi yad etmek üzere Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin de olduğu geniş bir heyetle depremin vurduğu 11 ilimizden biri olan Osmaniye'deydik. Küllerinden doğdu yine Türkiye'nin gücüne bak temasıyla düzenlenen programda o gece toprağa verdiğimiz 53.697 kardeşimizi bir kez daha hasretle andık. Ruhlarına dualarımızı ve Fatihalarımızı gönderdik.

Yağan yağmura rağmen meydanı hıncahınç dolduran Osmaniye halkı heyetimizi gerçekten büyük bir coşkuyla karşıladı. Buradan Sayın Devlet Bahçeli'nin şahsında heyetimizi muhabbetle bağrına basan tüm Osmaniyeli kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Aynı şekilde depremin 3. yıl dönümünde Osmaniyeli kardeşlerimizin acısını yerinde paylaşmak için bizlere refakat eden başta Sayın Bahçeli olmak üzere heyetimizin tüm üyelerine şükranlarımı sunuyorum. Osmaniye'de tam bir kardeşlik tablosu çizildi. Bir dayanışma iklimi yaşandı. Bilhassa yeni konutları teslim edilen depremzedelerimizin sevincine şahit olmak bizler için tarifsiz bir bahtiyarlık kaynağıydı. 14 28 Mayıs seçimleri sürecinde meydanlarda bir söz vermiş, evi yıkılan, iş yeri yıkılan depremzede kardeşlerimizin yanında olacağız demiştik. Allah'a sonsuz hamdolsun ki ahdimize sadık kaldık. Söz verdiğimiz şekilde 433.000 667'si konut, 21.690'ı iş yeri olmak üzere tam 455.357 bağımsız bölümü tamamladık. 27 Aralık'ta Hatay'ımızda 455.000 afet konutumuzun anahtarlarını hak sahibi kardeşlerimize takdim etmenin gururunu yaşadık. Osmaniye'de de konut iş yeri ve köy evi olmak üzere toplam 12.557 bağımsız bölümü hak sahiplerimizle buluşturduk. Deprem konutlarımız hayırlı uğurlu olsun diyorum. Sadece 3 yıl gibi kısa bir sürede yazılan bu başarı hikayesi büyük ve güçlü Türkiye'nin başarısıdır.

Tüm dünyanın gıpta ile takip ettiği bu başarı asrın felaketinin üstesinden asrın dayanışmasıyla gelen 86 milyon vatandaşımızın başarısıdır. Devlet millet yürek yüreğe verdik. Güç birliği yaptık. İnandık azmettik, çalıştık ve neticede olmaz denileni imkansız denileni 3 yılda hayata geçirdik. Ama tüm bu gerçeklere rağmen Türkiye Cumhuriyeti'nin bu büyük başarısına rağmen ana muhalefet ve yoldaşları çıkıp bizi eleştiriyor. Yapılan işlere çamur atıyor. Deprem bölgesindeki çalışmaları küçümsüyor. Yönettikleri şehirlerde insanlar kışın ortasında susuzluktan kıvranırken çöp çamur çukur hayatın rutini haline gelmişken bunlar utanmadan sıkılmadan 6 Şubat depremlerinde en ağır yıkımı yaşayan Kahramanmaraş'taki yolları diline doluyor. Bir defa şunu herkes bilecek. Meydanlarda bedava ev sözü verdikleri depremzedelerimizin huzuruna tek bir eserle dahi çıkamayanlar bugün bize laf edemez.

3 yıl sonra bile cetli cakkklı cümleler dışında somut projeleri olmayanların 455.000 konutu teslim eden iktidarımıza dil uzatması sadece hadsizlik değil aynı zamanda edepsizliktir. Varsa eseriniz çıkar anlatırsınız. Varsa tamamladığınız bir proje gider açılışını yapar, kurdelasını kesersiniz. Kendinize güveniyorsanız 3 yılda depremden özellikle ne yaptığınızı millete gösterirsiniz. Bunları yapamıyorsanız en azından edebinizle susarsınız. Milletin gördüğünü inkar etmez, hizmeti karalamaz, esere kara çalmazsınız.

Kendi yeteneksizliğinizi devlete çamur atarak kapatma yoluna gitmezsiniz. Ama bunlar ne taş üstüne taş koymayı ne de edebince susmayı biliyor. Mugalatayla, polemikle, laf cambazlığıyla günü kurtarmaya çalışıyorlar. Rant kapısına çevirdikleri siyaset gemisini yürütmenin hesabını yapıyorlar. Biz ise her zaman olduğu gibi yine işimize bakıyoruz. Milletimize nasıl daha iyi hizmet ederiz? Buna odaklanıyoruz. Deprem bölgemizin yeniden ihya ve inşasında emeği geçen herkese alın teri döken her bir emekçi kardeşime tüm bakanlıklarımıza belediyelerimize hayırseverlerimize yüklenici firmalarımıza en kalbi teşekkürlerimi iletiyorum.

Deprem şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Geride kalan kardeşlerimize yüce Allah'tan sabrı cemil niyaz ediyorum. Osmaniye'de ayrıca toplam yatırım tutarı 74 milyar 961 milyon lira olan 116 kalem yatırımın da açılışını gerçekleştirdik. Bunların da şehrimize ve Osmaniyeli kardeşlerime hayırlı olmasını diliyorum.

Vatandaşlarımız yeni evlerinde huzurla, güvenle güle güle otursunlar diyorum. Çok değerli dava arkadaşlarım. Biz siyaseti kendi ikbalimiz için değil, 86 milyonun her bir ferdinin huzuru, güvenliği, müreffeh ve mutlu yarınları için yapıyoruz. 24 yıldır siyaset arenasında niçin bulunduğumuzu, milletimizin bu görevlere bizleri hangi sebeplerle getirdiğini, mukaddes emanetini niçin bize tevdi ettiğini asla unutmadık. Unutmuyoruz.

Hiçbir zaman da unutmayacağız. Buradaki arkadaşlarımla, teşkilatımızdaki tüm kardeşlerimle her zeminde hizmet etmenin, siyaset üretmenin, millete hizmet sancağını daha yükseğe çıkarmanın mücadelesi içindeyiz.

Cumhur İttifakı olarak terörsüz Türkiye sürecini yine bu tasavvurla başlattık. Yaklaşık 16 aydır gizli açık çeşitli sabotaj girişimlerine rağmen hamdolsun süreci başarıyla yürüttük. İttifak olarak dayanışma halinde, strateji ve taktik birliği içinde en kritik kavşaklarda cesaretli davranarak, gerektiğinde riske girerek süreci bugünlere kazasız, belasız getirdik.

Suriye'nin kuzeyindeki belirsizliğin ortadan kalkması ve tam entegrasyonun sağlanmasına paralel olarak inşallah sürecin yükü daha da hafifleyecek, belli başlı konularda çok daha seri yol alma imkanı doğacaktır. İlgili kurumlarımız sınırlarımızın ötesindeki gelişmeleri titizlikle takip ediyor. Tarihi bir sorumluluk üstlenen milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi komisyonumuz da nihai raporunu tamamlamak üzre.

Komisyonda yer alan siyasi partilerin yapıcı katkılarıyla raporun teemmül ettirileceğine inanıyorum. Şurası bir gerçek ki raporun açıklanmasını müteakip siyaset kurumuna daha fazla görev ve sorumluluk düşecektir.

Milli iradenin tecelligahı olan meclisimiz inşallah sürecin yeni aşamasında da vazifesini güvenle yapacaktır. Biz AK Parti olarak ilk günden beri olduğu gibi mesuliyet bilinciyle hareket edeceğiz. Her zamankinden daha yapıcı, daha kuşatıcı olacağız. Ülkemize sadece ekonomik maliyeti 2 trilyon doları bulan bu sorunun kalıcı biçimde çözülmesi için gövdemizi taşın altına koymaktan çekinmeyeceğiz.

Elbette bu süreçte aziz şehitlerimizin, gazilerimizin ve hepsi birer metanet timsali olan şehit yakınlarımızın başını yere asla eğdirmeyecek, Türkiye'nin terörsüz istikbali için en doğru olanı kararlılıkla yapacağız.

Bu vesileyle Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye yaptığı rivayet olunan nasihattan bazı kısımları hepimize bir kez daha hatırlatmak istiyorum. O daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. Azminden dönmeyesin.

Çıktığın yolu taşıyacağın yükü iyi bil. Her işin gereğini vaktinde yap. Vazifen çetin, yükün ağırdır o. Hizmette önde ücrette geride olasın. Vazifenin en ağırına talip olmaktan kaçınmayasın. Vazifenin ağırlığı yaradanın kullarına ihsanıdır. Bizler nefreti eritmek için muhabbetin asaletini dünyaya yeniden hakim kılmak için çıktık yola. Bu yolda utanacak bir şeyimiz yoktur. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum

Siyaset Haberleri