DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarını tamamlamasının ardından ortak rapora ve sürecin bundan sonraki aşamasına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı.
Doğan, komisyonun Ağustos ayından bu yana yürüttüğü çalışmaların kamuoyunun bilgisi ve ilgisi dâhilinde sürdüğünü belirtti.
"KONUŞAMADIĞIMIZ GÜNLERDEN GELDİK"
Komisyonun kurulmasını başından beri önemsediklerini vurgulayan Doğan, Kürt sorununun Meclis zemininde ve tüm siyasi partilerin katılımıyla tartışılmasının kritik olduğunu söyledi.
Rapora dair tartışmaların süreceğini belirten Doğan, Ekim 2024’ten bu yana yaşanan gelişmelerin önemine dikkat çekti. Doğan, “Çünkü yeniden konuşabiliyoruz. Hiç konuşamadığımız günlerden yeniden konuşabildiğimiz bir komisyona geldik” dedi.
Komisyonda bir siyasi parti hariç tüm partilerin yer aldığını vurgulayan Doğan, “Tüm provokasyonlara rağmen o masada oturma konusunda ısrarlı bir şekilde bir çaba sahibi oldular” ifadelerini kullandı ve emek veren tüm siyasi partilere DEM Parti adına teşekkür etti.
"BİR BÖLÜM GÖRMEZDEN GELİNDİ"
Komisyon sürecinde yapılan uyarıların bir bölümünün raporda yer bulduğunu, bir bölümünün ise görmezden gelindiğini belirten Doğan, bu başlıkların da takipçisi olacaklarını söyledi:
“Tüm kırılgan noktalarını önceden tespit edebilmiştik, görmüştük. Uyarılar yaptık ve bu uyarıların bir bölümü bugün o raporda hayat buldu.
Bir bölümü ise görmezden gelindi. Onların da altını çizeceğim. Dün komisyon üyelerimizin komisyonda altını çizdiği gibi.”
"İLK AŞAMA RESMEN TAMAMLANMIŞ OLDU"
Komisyonun sona ermesiyle birlikte sürecin yeni bir evreye geçtiğini belirten Doğan, şunları söyledi:
“Sayın Öcalan'ın da son görüşmede DEM Parti İmralı heyetine söylediği, dün de bunun bir mesajla kamuoyuna geniş bir şekilde yazılı bir hâlde duyurulduğu gibi artık ilk aşama resmen tamamlanmış oldu. Yeni bir aşamaya geçildi.”
Doğan, ortak raporu ikinci aşamanın başlangıcı olarak gördüklerini ifade etti.
"TÜRKİYE'NİN YENİ BİR TAKVİME İHTİYACI VAR"
Doğan, raporun ardından Meclisin yeni bir takvimle çalışması gerektiğini vurgulayarak, “Bundan sonra yeni bir takvime ihtiyacı var Türkiye'nin. Raporda yer alan tespit ve tavsiyelerin zaman kaybetmeden yerine getirilmesi için bir an önce yasal düzenlemelere dair çalışmalara başlanmalı” dedi.
TİP VE EMEK'E SESLENDİ
Raporun tüm üyelerin oyuyla kabul edilmemiş olmasının bir eksiklik olduğunu belirten Doğan, buna rağmen Meclis'in artık hukuki ve yasal düzenlemeleri birincil gündem haline getirmesi gerektiğini söyledi:
“Gönül isterdi ki 51 üyenin tamamının evet oyu verebileceği bir rapor çıkmış olsun ortaya. Böyle olmadı.
O uyarılar, o dikkat çekilen başlıklar, konulması gereken ve konulması gerektiği düşünülen şerhler de elbette dikkate alınmalı. Ancak biz isterdik ki o raporun altında mesela TİP’in de, EMEP’in de imzası olsun. Tüm eleştirilerine rağmen.”
Hak ve özgürlüklerin genişletilmesi başlığında ana dil hakkının açık biçimde yer almamasını da eleştiren Doğan, “Ana dili hakkının açık bir biçimde ifade edilmemiş olmasını da eleştirdiğimizi ve bu konuda da itirazımız olduğunu dün de kayıtlara geçirdik” dedi.
"BİZİM İÇİN RAPOR BAĞLAYICIDIR"
Doğan, ortak raporun yalnızca tavsiye niteliğinde olmadığını vurgulayarak, “Bu rapor bizim açımızdan yalnızca tavsiyelerde bulunan bir rapor değildir. Bağlayıcıdır” ifadelerini kullandı.
AİHM ve AYM kararlarının uygulanması, infaz mevzuatının adalet ilkesiyle yeniden ele alınması, kayyum uygulamalarına son verilmesi ve hasta tutukluların durumu gibi başlıkların yakından takip edileceğini belirtti.