Bahçeli konuyu kapattı, Erdoğan vazgeçti, 50+1 rafta

Gazeteci Murat Yetkin, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dış politikada zafer haberleri veremedikçe içerideki baskıyı sıkılaştırdığını iddia etti: Yüzde 50+1 konusu da sanki açan başkasıymış gibi, tıpkı Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesine hamlesi gibi rafa kaldırıldı.

50+1 konusunun da MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamaları üzerine rafa kaldırıldığına dikkat çeken Yetkin, “Anayasa değişikliği hamleleri nafile çıktıkça da girişilen bütün medya operasyonlarına rağmen, 2024’te IMF’yi filan mumla aratacak kemer sıkma politikaları saklanamaz hale geliyor” dedi.

Yetkin, Yetkin Report’taki bugünkü yazısında Erdoğan’ın dış politikada zafer haberleri veremedikçe içerideki baskıyı iyice artırdığın ifade etti.

Ekonomideki gelişmeleri gündemden uzak tutmak için Anayasa değişikliği hamlelerin de ‘nafile’ çıktığına dikkat çeken Yetkin, “Bütün medya operasyonlarına rağmen, 2024’te IMF’yi filan mumla aratacak kemer sıkma politikaları saklanamaz hale geliyor” dedi.

Gazze’deki çatışmalar devam ederken Erdoğan’ın “dış politika zaferi” olarak duyurulabileceği gelişmelerin iç siyasette kullanım değerinin yüksek olacağının hesaplandığını belirten Yetkin yazısının devamında şu ifadeleri kullandı:

Ama öyle olmuyor. Erdoğan, Rusya’nın Ukrayna’ya savaşında Türkiye’nin uzlaşmacı politika uygulayarak elde ettiği başarıyı Gazze Krizinde bir tarafı (İsrail) düşman, diğer tarafı (Hamas) dost ilan ederek elde etmeye çalışıyor. Hal böyle olunca da Erdoğan Cezayir dönüşünde Türkiye’nin ateşkes, rehine takası ve insani yardımın ulaştırılması konusundaki çabalarını methederken, atı alan Üsküdar’ı geçiyor, Hamas hem kendisi hem İsrail’le konuşabilen Katar ve Mısır’la işi bağlıyor.

Böylelikle dikkatler yine Torba Yasa ile 31 Mart yerel seçimleri sonrasına biriktirilen kemer sıkma politikalarına, emekli aylıklarına, gelmeyen yatırımlara çevriliyor.

Bir “dışarıda sıkışma” örneği

Pazar günü haber merkezlerine şöyle bir haber ulaştı: Erdoğan MİT Başkanı İbrahim Kalın’a talimat vermiş, o da İsrail’le rehine takasına başlayan Hamas’ın elindeki Taylandlıların serbest bırakılmasını sağlamıştı. Ardından bir haber daha: Hamas, Erdoğan’ın ricasıyla Gazze’deki Şamir Hastanesinde çalışırken kısılıp kalan 10 Taylandlının tahliyesinin tamamlandığını açıklamıştı. Bir haber daha: Hamas, Gazze’deki bir Rus vatandaşını da Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in “Filistin davası” duruşunu takdirlerini göstermek amacıyla serbest bırakmıştı.

MİT Başkanı Kalın’ın Gazze’de kısılıp kalan bütün Türk vatandaşlarının tahliyesi için de elinden geleni yaptığından eminim. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da oradan oraya koşturup duruyor. Erdoğan, Hamas üzerinde, Taylandlılar için kullandığı forsunu halen kalan Türk vatandaşları için de kullanmaya çalışıyordur mutlaka, değil mi? Ama işin içine Rusya açıklaması da girince bunun daha çok Hamas’ın diplomasi operasyonu olduğu da anlaşılabilir.

Hamas adeta -perde arkasından ABD’nin de etkisiyle bağladığı geçici ateşkes anlaşmasında dışarıda bıraktığı Türkiye ve Rusya’nın gönlünü alıyor, “sizin yeriniz ayrı” demeye getiriyor.

Sahi yüzde 50+1’e ne oldu?


Erdoğan 17 Kasım’da Almanya Başbakanı Olaf Scholtz’u “Siz İsrail’i bağlayın Hamas işi bende” diyerek ve kendi evinde Holokost suçluluk kompleksiyle suçlayarak İsrail politikasını değiştirmeye ikna edememişti. Dönüş yolunda yüzde 50+1 çıkışı yaparak içeriye döndü. Böylelikle iki defa Cumhurbaşkanı seçilmesini borçlu olduğu Cumhur İttifakı ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli olmasa da muhalefet partilerini böylece bir Anayasa değişikliğine ikna edebileceğini düşünüyordu belki de.

O da olmadı. Bahçeli, Erdoğan’a nezaketini bozmadan kapıyı kapattı. CHP lideri Özgür Özel “İstersen ortağını değiştir ama bizimle Anayasa değiştiremezsin” dedi. HEDEP, “Oyun düştüğü için mi Anayasa değişikliği” diye reddetti. Gözler Erdoğan’ın ne diyeceğine çevrilmişti. Ama o hafta AK Parti Grup toplantısı yoktu. Olsun Cumhurbaşkanının Cezayir seyahati vardı; dönüşte uçakta kesin konuşurdu.

Siyaset Haberleri