Bahçeli'den CHP'ye Akın Gürlek tepkisi

MHP Lideri Bahçeli, "Gazi Meclis aciz meclis değildir. Gazi Meclis kürsü işgali ile 3. dünya ülkelerine arandıracak bir meclis değildir. Ali Kıran başkesen misiniz? Nesiniz? Kimsiniz? Deli Dumrul gibi hareket etmenin neresi demokrasidir? Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek'i ve İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi'yi ayrı ayrı tebrik ediyor tam desteğimizle birlikte başarılar diliyorum" dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de Akın Gürlek ve Mustafa Çiftçi’nin yemin merasiminde yaşanan arbedeye tepki gösterdi. Bahçeli, yaşananları sert sözleriyle eleştirdi.

Bahçeli şöyle konuştu:

"Geçtiğimiz hafta Adalet İşleri bakanlığına atanan değerli arkadaşlarımızın yasal ve anayasal prosedürü olan yemin merasimlerinde yaşanan ilkellilikleri, şiddet sahnelerini, anti demokratik muameleleri aziz milletimiz ibretle seyretmiştir. Gazi Meclis aciz meclis değildir. Gazi Meclis kürsü işgali ile 3. dünya ülkelerine arandıracak bir meclis değildir"

Bahçeli, muhalefete yönelik sert ifadelerini de şöyle devam etti:

“Yeni atanan bakanlarla ilgili eğer varsa merak edilen bir husus yasal ve demokratik kanallar açıktır, ortadadır. Muhalefetin sahip olduğu imkanları kullanmaya yanaşmadan meclisi karıştırması, yasal ve anayasal bir hakkı engellemeye çalışması yeni sürüm bir siyasi eşkiyalık değilse nedir?

Ali Kıran başkesen misiniz? Nesiniz? Kimsiniz? Deli Dumrul gibi hareket etmenin neresi demokrasidir? Gazi meclisi şov ve savaş alanına çevirmenin kime ne faydası vardır?”

Bahçeli, CHP’yi de açıkça şu sözlerle hedef aldı:

“Sözün hükmü yerine yumruğun gücüyle ortaya oraya buraya sataşmak bir siyasetçiye yakışıyor mu? CHP'nin siyasi çizgisiyle bağdaşıyor mu? Özellikle yeni atanan adalet bakanımızla ilgili rahatsızlığınızın kaynağını nasıl yorumlayalım? İstanbul'daki tezgahınız bozuldu, öfkeniz buna mı? Rüşvet ve yolsuzluk çarkınız kırıldı, sinir nöbetiniz bundan mı? Maskeleriniz düştü, ipliğiniz pazara çıktı. Foyaınız ortalığa döküldü. Anormal ve stres bir gerilim sebebinizin nedeni buna mı dayalı? Tekraren ifade ediyorum.”

Bahçeli, Akın Gürlek ve Mustafa Çiftçi'yi de şu sözlerle tebrik etti:

"Geçtiğimiz hafta Çarşamba günü yapılan yemin merasiminde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin saygınlığına leke düşüren müflis ve müflis Cumhuriyet Halk Partisi zihniyetini ayıplıyor haddinizi bilin diyorum. Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek'i ve İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi'yi ayrı ayrı tebrik ediyor tam desteğimizle birlikte başarılar diliyorum"

"PÜSKEVİT" SÖZLERİNİ YENİDEN HATIRLATTI

Bahçeli, yıllar önce çok konuşulan “püskevit” çıkışını bu kez Ramazan ve yoksulluk vurgusuyla yeniden gündeme getirdi.

Bahçeli, o dönem kendisini eleştirenlere de doğrudan yanıt verdi:

"Hatırlayınız yıllar önce bir konuşmamda anasının babasının gözlerine bakan yurdumun masum çocuklarının sözcüsü olmak istemiştim.

Onların mahrumiyetini ta yüreğinde hissedip imrelen ruhlarına tercüman olmayı dilemiştim. Ve memleketim olan Gavurdağı söyleyişiyle hani benim pisküvitim, çikolatam demiştim. Şairin ifadesiyle çaresiz ve yalnızların gel diyecek kimsesi olmayı hedeflemiştim.

O gün bu konuşmayı anlamayan gafiller haftalar boyu müstehzi ifadelerle püskevit kelimesini dillerine dolamışlardı.

Ve ne üzülür ki, üzücüdür ki arkadaşlarımız da bu seslenişin hak ettiği derinliği fark edememişlerdi. Varsın olsun. Hata da insanlar içindir.

Bu Ramazan'da hep birlikte sofraların, ocakların, çocukların, gençlerin, yaşlıların ve kadınların sesi olalım. Yeter ki onların dertlerine ortak olalım. Püskevit alınmayan çocukların çağrısını işitelim."

Partisinin Grup Toplantısı'nda konuşan MHP Lideri Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkanlar da şöyle:

MÜNİH KONFERANSI İÇİN İLK SÖZLER

Filistinli kardeşlerimize bu insani ve vicdani erdemler çok görülmekte makus kaderleriyle baş başa kalmalarına taammüden göz yumulmaktadır. İsrail hükümetinin geçtiğimiz günlerde Batı Şeria'da arazi tesciline ilişkin aldığı son karar uluslararası hukukun çiğnenmesi olduğu kadar süregelen soykırım suçunun farklı kanallardan ilerlediğini de teyitidir. Yasa dışı ilhak eylemleri elbette hükümsüzdür. Filistin halkını yerinden yurdundan zorla çıkarmayı hedefleyen Yahudi yerleşimcilere alan açmayı gözetten her türlü gayrimeşru ve gayri hukuki adım inanıyorum ki hakkın ve hakikatin barajını aşamayacaktır. Siyonist vandallığın bir bildiği varsa hiç kuşkusuz Allah'ın da bir bildiği vardır ve ve hiçbir zalim bunların gücü yetitiremeyecek bununla boy ölçüşemeyecektir. İsrail'in işgal ettiği Filistin topraklarında hak iddiası ve egemenlik kurma iştahı son sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Bu son vahim gelişmeler barışçıl arayışları gölgelemektedir. İki devletli çözüm iklimini de zehirlemektedir. Uluslararası toplum Filistin topraklarına pranga vuran işgal ve ilhak politikalarını reddetmeli bununla ilgili kararlar, kararlı hamleler yapmalıdır. Ancak uluslararası toplum mefluç ve metruk haldedir. Nasıl ki görünen köy kılavuz istemiyorsa 2. Dünya Savaşı'nı müteakiben tesis edilen kurallara dayalı uluslararası düzenin iflas ettiğinin de şahitliği itirafına gerek kalmamıştır. Çünkü her şey ortadadır. 13-15 Şubat 2026 tarihleri arasında Almanya'nın Münih şehrinde düzenlenen 62. Güvenlik Konferansı Uluslararası düzenin yıkım sürecinde olduğunun yoğun tartışmaları ile geçmiştir.

Yıkım altında temasıyla düzenlenen mezkur konferans bir nevi malumun ilanına da sahne olmuştur. 19-23 Ocak 2026 tarihinde yapılan Davos Zirvesi'nde de benzer tersi tartışmalar yaşanmıştır. Yıkılan bellidir, yıkanlar da bellidir. Fakat neyin kurulacağı, nasıl kurulacağı, ne zaman kurulacağı belirsizliğin ve bilmezliğin dibine oturmuştur. Ankara'dan dünyanın genel tablosuna baktığımızda ümitvar olacağımız, memnuniyet duyacağımız, yüreklerimize su serpecek bir aydınlık, bir arayış ve dört başı mamur bir amaç görülmemektedir.

Buna karşılık Türkiye hem bölgesinde hem de küresel arenada istikrar adası gibi sivrilmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Dışişleri Bakanımızın ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesinin kesintisiz diplomatik atılımları ihtilafları diyalogla çözme çabaları gerçekten takdir ve tebrike ziyadesiyle layıktır. Masada ve sahada aynı olabilmeyi başaran bir Türkiye ile hepimiz iftihar etmesi esasen bir manevi görevdir.

Nerede bir sorun varsa, Türkiye müessir bir şekilde oradadır. Komşu ülkelerin siyasi birliği ve toprak bütünlüğü ile egemenlik haklarını herhangi bir tereddüde düşmeden savunan ve sahiplenen barış, huzur ve istikrar özlemlerinin gerçekleşmesi için fincancı katırlarını ürkütmekten kaçınmayan bir Türkiye gerçeği hepimizin adına bir talihtir.

Sadece insanımız saadetine hizmetle kifayet etmeyen dahası insanlığın selameti, bölgesel ve küresel istikrar adına gövdesini taşın altına koymayı göze almış bir Türkiye tarihimizin saklı kalan ülkelerini gururla takip ve temin gayretindedir. Bozuk plak gibi aynı nakarata takılıp kalanların ezbere dayalı kara propagandayı seslendirmeyi marifet sayanların zoruna gitse de alayın birden uykuları kaçsa da diyorum ki Türk ve Türkiye yüzyılının sancağı el birliğiyle açılmış süper güç Türkiye'nin muktedir adımları hamdolsun duyulmaya başlanmıştır. Ben son tahlilde diyeceğim şudur. Ramazan ayında sağduyu ve sükunet içinde orucumuzu tutup ibadetimizi yaparken manevi muhasebeyi insanlığın hal ve gidişatını mutlaka gözden ve gönülden geçirmemiz mecburidir. Bunun yanı sıra ABD ile İran arasındaki müzakerelerin kesilmeden ilerleyip makul bir uzlaşma vasatında görüş ve fikir birliğinin tecelli etmesi samimi dileğimizdir.

"KUZEYİMİZ ÇALKALANIRKEN..."

Kuzeyimiz çalkalanırken, güneyimiz de savaş ortamına sürüklenmesi, bölgesel dengelerle birlikte küresel dengeleri de sarsacak, yaygın ve küresel bir çatışma hali karşımıza çıkacaktır. Bir başka mühim mesele de Filistin devletiyle ilgilidir. 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan coğrafi bütünlüğe sahip bağımsız ve egemen bir Filistin Cumhuriyeti kurulmasından başka tarihi, coğrafyayı, insan ve İslam vicdanını tatmin edecek ikinci bir seçenek yoktur. Huzurlarınızda Gazzeli mazlumlar başta olmak üzere Türk İslam Alemi'nin Ramazan-ı Şerif'ini tebrik ediyorum. Muhterem heyetinizin, aziz milletimizin bu mübarek ayını kutluyor, nice hayır ve hasenata kapı açmasını yüce Allah'tan diliyorum. Kucaklaşmak varken kutuplaşmak vebaldir.

Sevmek varken nefret diline saplanmak vehamettir. Saygı varken küstahlığa meyil etmek vefasızlıktır. Konuşmak varken kavga etmek insani hasletlere vedadır. Değerli milletvekillerim, bu Ramazan'da da dayanışmanın, duyarlılığın, sempati, empatinin, yardımlaşmanın güzelliklerini hep birlikte göstermeliyiz. Ülkemin her yerinde gönül gönüle vererek kardeşliğimizi yüceltmeliyiz. Bol yıldızlı otellerin restoranlarında değil, mütevazi sofralarda yerimizi almalıyız. Milletvekillerim ve bütün tüm teşkilatlarımızla eş zamanlı şekilde daha hızlı, daha aktif, daha sorumlu, daha özenli, daha müşfik, daha kucaklayıcı, daha hazır olmalıyız.

PÜSKEVİT SÖZLERİNİ TEKRARLADI

Bayrak şairimiz merhum Arif Nihat Asya diyor ya, bir kuşa yeten iki kuşa da yeter. Biz sadece şükredelim. Kanaatkar olalım, paylaşmasını bilelim. Yine diyor ki, içimizden biri köprü olmaya razı olmazsa kıyamete kadar bu suyun kıyılarını bekleriz. Biz gelin tertemiz gönüller arasında köprü kuralım. Biz gelin fakir fukaranın konuşan dili, bakan gözü, duyan kulağı, dokunan eli olalım.

Hatırlayınız yıllar önce bir konuşmamda anasının babasının gözlerine bakan yurdumun masum çocuklarının sözcüsü olmak istemiştim.

Onların mahrumiyetini ta yüreğinde hissedip imrelen ruhlarına tercüman olmayı dilemiştim. Ve memleketim olan Gavurdağı söyleyişiyle hani benim pisküvitim, çikolatam demiştim. Şairin ifadesiyle çaresiz ve yalnızların gel diyecek kimsesi olmayı hedeflemiştim.

O gün bu konuşmayı anlamayan gafiller haftalar boyu müstehzi ifadelerle püskevit kelimesini dillerine dolamışlardı.

Ve ne üzülür ki, üzücüdür ki arkadaşlarımız da bu seslenişin hak ettiği derinliği fark edememişlerdi. Varsın olsun. Hata da insanlar içindir.

"ÇOCUKLARIN ÇAĞRISINI İŞİTELİM"

Bu Ramazan'da hep birlikte sofraların, ocakların, çocukların, gençlerin, yaşlıların ve kadınların sesi olalım. Yeter ki onların dertlerine ortak olalım. Püskevit alınmayan çocukların çağrısını işitelim.

Biz öylesine büyük bir medeniyetin öylesine kutlu bir tarih ve kültür zenginliğinin varisleriyiz ki felaketin kayalıklarından fidan fidan serpilen, ağır sorunların çorak bağırından filiz filiz yeşeren birlik ve kardeşlik bahçemizde el ele tutuşmasını çok şükür biliriz.

Bu sayede mazlumların gözpınarlarından süzülen yaşları sileriz. Küçücük yavruların soğuktan titreyen ellerinden tutarız.

"BOŞ SENET" ELEŞTİRİLERİNE TEPKİ

Devlet ve millet el ele verdikçe, Millet İttifakı, AK Parti ve Cumhur İttifakı ahlaki ve soylu duruşunu muhafaza ettiği sürece Allah'ın izniyle yapamayacağımız başaramayacağımız hiçbir şey yoktur. Bugün ne olmuşsa dünün hayalidir. Yarınlar da bugünkü hayallerimizin gerçeğe dönüşmesine imkan sağlayacaktır. Gözümüzün gördüğü hiçbir şeyden korkuya gerek yoktur. Hangi riski alıyorsak hedeflerimizle orantılıdır. Süresi geçmiş tehlikelere karşı kıyabi kahramanlık taslayanların bizi anlayıp anlatması hem mümkün hem de muhtemel değildir.

Bildiğiniz üzere devlet ve millet dayanışması ile 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan asrın felaketi göğüslenmiş, yaralar sarılmış, umutlar tazelenmiş, ocaklar yeniden durulmuştur. Ne kadar övünsek azdır. Depreme dayanıklı kalıcı konutlar hak sahiplerine teslim edilmiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi ile birim marifet bahçesinde toplaşan siyasi garabetler yapılanı kötüleyerek hizmeti karalayarak devasa eserleri yok sayarak istismar ve rant peşine düşmüşlerdir.

Yalana bin yalan katmanın adı siyaset olamaz. Depremle ilgili dedikodu üretmenin izahı yapılamaz. Doğruyla yanlışı tefrik edemeyen bir siyasetçinin vicdanından bahsedilemez. İyiyle kötüyü fark edemeyen bir siyasetçinin erdemli olmasını beklemek ise boşa kürek çekmekle eşdeğerdir. Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi doğal afetten siyasi afet çıkartmak için elinden geleni ardına koymamıştır.

Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza boş senet imzalatıyorlar demek yalnızca bühtan değil siyasi namusla çelişen bir hezeyandır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin işi gücü fitne, fesattır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin geçim kapısı kriz ve kargaşaya oynamaktır.

AKIN GÜRLEK VE MUSTAFA ÇİFTÇİ'YE TEBRİK

Geçtiğimiz hafta Adalet İşleri bakanlığına atanan değerli arkadaşlarımızın yasal ve anayasal prosedürü olan yemin merasimlerinde yaşanan ilkellilikleri, şiddet sahnelerini, anti demokratik muameleleri aziz milletimiz ibretle seyretmiştir. Gazi Meclis aciz meclis değildir. Gazi Meclis kürsü işgali ile 3. dünya ülkelerine arandıracak bir meclis değildir.

Yeni atanan bakanlarla ilgili eğer varsa merak edilen bir husus yasal ve demokratik kanallar açıktır, ortadadır. Muhalefetin sahip olduğu imkanları kullanmaya yanaşmadan meclisi karıştırması, yasal ve anayasal bir hakkı engellemeye çalışması yeni sürüm bir siyasi eşkiyalık değilse nedir?

Ali Kıran başkesen misiniz? Nesiniz? Kimsiniz? Deli Dumrul gibi hareket etmenin neresi demokrasidir? Gazi meclisi şov ve savaş alanına çevirmenin kime ne faydası vardır?

Sözün hükmü yerine yumruğun gücüyle ortaya oraya buraya sataşmak bir siyasetçiye yakışıyor mu? CHP'nin siyasi çizgisiyle bağdaşıyor mu? Özellikle yeni atanan adalet bakanımızla ilgili rahatsızlığınızın kaynağını nasıl yorumlayalım? İstanbul'daki tezgahınız bozuldu, öfkeniz buna mı? Rüşvet ve yolsuzluk çarkınız kırıldı, sinir nöbetiniz bundan mı? Maskeleriniz düştü, ipliğiniz pazara çıktı. Foyaınız ortalığa döküldü. Anormal ve stres bir gerilim sebebinizin nedeni buna mı dayalı? Tekraren ifade ediyorum.

Geçtiğimiz hafta Çarşamba günü yapılan yemin merasiminde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin saygınlığına leke düşüren müflis ve müflis Cumhuriyet Halk Partisi zihniyetini ayıplıyor haddinizi bilin diyorum. Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek'i ve İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi'yi ayrı ayrı tebrik ediyor tam desteğimizle birlikte başarılar diliyorum.

Partimiz yeni ufuklara doğru yelken açarken başarının en emin yolu bu sorulara vereceğimiz sağlıklı, yerinde ve isabetli cevaplar belirleyecektir. Eğer geçmiş ile gelecek arasındaki vazgeçilmez bağı sağlayan bugünün sorularını karşılayabilirsek bugünün ihtiyaçlarına cevap verebilirsek hem kalıcı hem de sürekli olacaktır.

İşte o zaman Büyük Türk Devleti'nin bekasında, Büyük Türk milletinin refahında, bölgemizin ve dünyanın barış ve huzurunda Milliyetçi Hareket Partisi tıpkı bir zembereğin saatte oynadığı fonksiyonu siyaset mücadelesinde yerine gelecektir.

Bu sağlanabildiği tıkır tıkır işleyen bir insani düzen bir teviye ilerleyip kuracaktır. Ama önce buna yürekten inanmak lazımdır. Bu bir ütopya değildir. Bir kere başarmış olmanın yeniden başarma ihtimalinin hiç yapmamış olana göre çok fazla olduğunu biliyoruz.

Hedefimiz döneminin şartlarında benzerlerini ecdadımızın sağladığı tarihi nizamın çağdaş bir terkibinden ibarettir. Büyük Atatürk'ün tanımladığı gibi Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır. Yeter ki bu cevheri işleyecek siyaset ustalığına ulaşabilelim.

Biz siyasetimizi ulaşamayacağımız hayaller üzerinden yapmıyoruz. Sebepleri sorgulamadan sonuçları eleştirmenin bir anlamı olmadığına inanıyoruz. Sebepler sabit kaldıkça sonuçların da aynı olacağını biliyoruz. Bu kesintisiz döngünün sürekli şikayet edilen sonuçlardan başka bir akıbet oluşturmayacağını da anlıyoruz.

Daha önce ifade ettiğim üzere bize göre siyaset iftihar ettiğimiz Türk milletine hizmet için lütfedilen tarihi bir fırsatın tanımıdır. Bu fırsatı kullanmaya aday diğer aktörlerle girişilen hizmet yarışında öne çıkma becerisidir. Ama öznesi insan, nesnesi devlet, yüklemi demokrasi, cümlesi de Türk milletidir. Milletin olmadığı ona değer verilmeyen, onun geleceğini düşünemeyen ve düşleyemeyen siyaseti kabul etmedik edemeyiz, etmeyeceğiz.

Bunun için devleti ebet müddet olduğu kadar milleti ebet müddetten de asla taviz vermeyeceğiz. Siyasetin birilerini koltukta tutmak için sergilenen tiyatro sahnesi olmadığının farkındayız. Çok ciddi iş olduğunu, çok önemli bir sorumluluk olduğunu, bu sorumluluğun icabının mutlaka yapılması gerektiğini biliyoruz. Bütün samimi gayretlerimizin sonucunda bir milletin yeni asırlara doğru yolculuğu vardır. İnsanın refahı, mutluluğu ve esenliği vardır.

Bir ülkenin geleceği ve mukadderatı vardır. Bu muazzam mücadelenin arkasında ise 3 hilale büyük bir tutkuyla bağlanmış mesaisini ve bütün ömrünü bu siyasete adamış çoluk çocuğunun rızkını partisiyle bölüşmüş, eli yüreğinde, kulağı haberlerde, gözleri çakmak çakmak yüz binlerce kardeşimin alın teri, göz nuru, yüksek heyecanı ve ödenemez helal desteği vardır."

Siyaset Haberleri