Akşener'den Erdoğan'a çok sert yanıt... Kürsüde kurşunları fırlattı

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener partisinin grup toplantısında Erdoğan'ın "Beni kendinle uğraştırma" tehdidine çok sert yanıt verdi. Akşener, "Bir aslan miyav dedi, minik fare kükredi" dedi. Elinde bir avuç mermiyle İstanbul İl Başkanlığı'na saldırıya da değinen Akşener, kürsüde kurşunları fırlatarak "Bunca engeli, aştıktan sonra şimdi bize bu kurşun mu 'dur' diyecek" diye konuştu.

Geçmiş hükümetlerde Tarım Orman ve Köy İşleri ile Maliye Bakanlığı görevinde bulunan Lütfullah Kayalar, İYİ Parti'ye katıldı. İYİ Parti lideri Meral Akşener, grup toplantısındaki değerlendirmelerine başlamadan Kayalar'ın rozetini taktı.

Akşener, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

"Kadim kültürümüzle harmanlanan, cennet vatanımızda hakkımız olan tüm değerlerden, fırsatlardan mahrum bırakıldığımız ucube bir dönemin sonuna geliyoruz. Adaletten mahrumuz çünkü adaleti gölgeleyen bir iktidar tarafından yönetiliyoruz. Zalime boyun eğen Başkent'in göbeğindeki alçak saldırının faillerini bulmaktan aciz bir iktidar.

SİNAN ATEŞ CİNAYETİ

Samimiyetten mahrumuz çünkü kalbini karartmış bir iktidar tarafından yönetiliyoruz. uzun zamandır ciddiyetten mahrumuz çünkü görev bilincini kaybetmiş bir iktidar tarafından yönetiliyoruz. Mafyaları, simsarları, uyuşturucu kaçakçıları kollayan sorumsuz, korkak bir iktidar, son kullanma tarihi geçmiş bir iktidar. Neydin ne oldun Recep Bey. Cesaretin sembolüyüm diye geldin, esaretin sembolü oldun. Milletin adamıyım dedin, mafyaların kuklası oldun. Nereden nereye değil mi Recep Bey. Görüyorum ki sen de Ayşe Ateş'e verilen sözü tutacak yüz yok. Katillerden hesap soracak cesaret ise hiç yok.

Ne olursa olsun Sinan Ateş'in kanını yerde bırakmayacağız. Katiller, azmettirenler, üstünü örtmeye çalışanlar cezasını çekecek. İsterlerse dünyanın öbür ucuna kaçsınlar o alçakları bulacağız.

SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ

Seçimlere 39 gün kala BTK yeni bir sosyal medya düzenlemesini yürürlüğe koydu. Artık sosyal medya platformları kişisel bilgileri adli makamlara iletmekle yükümlü olacak. Herhangi bir yargı kararı olmadan iletecek. Yani İçişleri Bakanlığı yetkilisi 'Bana bilgileri verin' dediğinde o bilgiler iletilecek. Suçu ispatlanmayan kişilerin tüm şahsi bilgileri talep edilebilecek.

Gerçek enflasyon verilerini inceleyen En-AG yanıltıcı bilgi sunmaktan susturulacak. EN-AG Verilerini paylaşanlar da susturulacak. Kızılay'ın çadır satışını ortaya çıkaranlar da susturulacak. Depremde arama-kurtarma ekibi gelmedi diyenler susturulacak. Türk demokrasisinin önüne ördükleri duvara bir tuğla daha konulacak. İşte size Recep Bey ve arkadaşlarının Türkiye'ye layık gördüğü yüksek demokrasi standartı.

Aynı zaman sosyal medya platformlarının tüm kişisel verileri Türkiye'de tutmasını zorunlu kılıyor. Recep Bey internete sınır çizmeye kalkıyor. Biz verilerin ülkemizde tutulmasına itiraz etmiyoruz, bunun zorla, yasakla yapılmasına itiraz ediyoruz.

Her konuda olduğu gibi bu konuda da beceriksizliklerini kabullenmek yerine yasaklar koyarak esas meseleyi görmezden gelmeyi seçtiler. Türkiye internete sansür getiren demokrasi öncüsü ülkeler arasında yer aldı.

Bu düzenleme Twitter'dan bir AHaber oluşturma gayretidir. Facebook'ta bitmeyen penguen belgeseli izletme çabasıdır. Onca kanala rağmen milletimizi yalanlarına inandıramadılar. Bu hükümetin depremdeki acizliğini sosyal medya ortaya çıkardı. Saray medyası sahte başarı hikayesi yazarken, Kızılay'ın çadır sattığı haberi sosyal medyadan yayıldı. Rezilliklerini meydana döken her şeye düşmanlar. Sosyal medyaya, gençlere, teknoloji araçlarına düşmanlar.

14 Mayıs'ta oy kullanırken çok kritik bir seçim yapacaksınız. Kim Jong'un uzun boylu ikiziyle demokrasi arasında seçim yapacaksınız.

SÖYLEYECEK SÖZÜ KALMADI

Giderayak bu iktidarın bize ne verecek bir şeyi ne söyleyecek sözü kalmadı. Bozuk plak misali kendisini tekrara başladılar. Recep Bey, 'Yeni dönem başlatıyoruz, bunun adı şahlanış dönemidir' dedi. Sen daha dün şahlanıyoruz demiyor muydun? 2018, 2020'de şahlanıyoruz demiyor muydun? Bu memleket senin şahlanamayışına mecbur mu? Türkiye senin beceriksizliğine tahammül etmeye mecbur mu?

Geçtiğimiz sene cari fazla vereceğiz diyordun, Türkiye tarihinin en yüksek cari açığını verdi. Türkiye iki ayda 26 milyar dolar dış ticaret açığı verdi. 2023'e geldik sen hala aynı şeyleri söylüyorsun. Zahmet edip seçim söylemini bile değiştirmiyorsun. Siz şaka mısınız? Böyle şuursuzluk, ciddiyetsizlik olabilir mi?

RECEP BEY 'GERGİN' DEYİNCE BANA VE ARKADAŞLARIMA HAKARET ETMEK SANDIKTAKİ SONUCU DEĞİŞTİRMEYECEK

Seçimi kaybedeceğini anlayan Bay Recep huysuz, aksi, gergin. Recep Bey 'Gergin' deyince bana ve arkadaşlarıma hakaret etmek sandıktaki sonucu değiştirmeyecek. Bu acınası durumunda tek sorumlusu sensin. 21 yıl oldu devlet insanı olamadın. Çıkmış bana 'Utan, utan' diyorsun. Utanıyorum, bu ülkenin Cumhurbaşkanı olmanın zerresini üzerinde taşıyamamandan ben utanıyorum. Küfür bulaşmış dilinden, fitne saçan sözlerinden, söylediğin yalanlardan biz utanıyoruz. Milyonlarca vatandaşına düşman gözüyle bakmandan biz utanıyoruz. Arkadaş bizi, Cudi'ye, Gabar'a gömecekmiş. Rize bizim için ne kadar vatan toprağıyla Cudi de Gabar da bizim için o kadar vatan toprağıdır. Biz şehit olup Gabar ve Cudi'ye gömülmeye hazırız. Al bayrağın gölgesinin düştüğü her yer bizim cennettir.

Türkiye böyle ucube yönetimi hak etmiyor. İYİ Parti olarak Türkiye'ye yepyeni yönetim anlayışı getirmeye talibiz. Milletimizin iradesine hak ettiği değeri göstermeye talibiz.

BİR ASLAN MİYAV DEDİ, MİNİK FARE KÜKREDİ

Recep Bey’in geçen haftaki, sayısız hezeyanlarından biri vardı ki, gerçekten evlere şenlik… Neymiş? Kiminle uğraşacağımı, çok iyi bilecekmişim. Neymiş? Kendisini benimle uğraştırmayacakmışım. Vay vay vay… Bir aslan miyav dedi, minik fare kükredi. Recep Bey, sen hiç merak etme. Ben kiminle uğraşacağımı, çok iyi bilirim. Mesela ben; kul hakkı yiyenlerle uğraşırım. Mesela ben; teröristin mektubunu, devletin televizyonunda okutanlarla uğraşırım. Mesela ben; emekliden, memurdan, işçiden, çiftçiden esirgediği, milyarlarca lirayı, yandaşların, rant şebekelerinin, ayaklarının seren, yağmacılarla uğraşırım. Mesela ben; milletine yalan söyleyen, milletinin sesini duymayan, üstüne de, utanmadan, saraylarda keyif çatanlarla uğraşırım. Anaları mutfakta, babaları da evlatlarına karşı, çaresiz bırakanlarla; emekçileri, memurları, enflasyon canavarına ezdirenlerle; vatandaşı yokluk içindeyken, faizcilere, 200 milyar lira aktaranlarla uğraşırım. Gençleri itip kakanlarla; kadınlara, hayatı zindan edenlerle; milletin helal aşına, ekmeğine, el uzatanlarla uğraşırım ve hiç kusura bakma; sen sevsen de, sevmesen de, uğraşmaya devam edeceğim.

HOLLYWOOD PRODÜKSİYONLARINA TAŞ ÇIKARTACAK FANTASTİK AÇIKLAMA

Recep Bey’in bu tehdidinin, yansımasını, hemen ertesi gün gördük. Biliyorsunuz, İstanbul İl Başkanlığımıza, silahlı bir saldırı yapıldı. Devlet ciddiyeti olan bir iktidar, böyle bir durumda, sizce ne yapar? Konunun araştırılması için, hemen harekete geçer, değil mi? Peki Recep Bey ve arkadaşları ne yaptı? Bize kızdılar. Kamera önüne geçip laf attılar. Sosyal medyadan hakaret ettiler. Neymiş efendim? İnşaat bekçisi bir kardeşimiz, hırsız kovalıyormuş. Hırsızları kaçırmak için de, havaya ateş etmiş; Ne hikmetse, kurşunlar gelmiş, İYİ Parti’yi vurmuş. Bakın siz şu işe… Allah’tan, il binamız Kabataş’ta değil. Bilmeyenler için söyleyeyim; İstanbul İl Başkanlığımız, sanılanın aksine, havada değil, yerdedir. Üstelik ateş edilen yer ile, binamız arasında, belediyenin reklam panoları ile, koskoca bir E5 karayolu var. Yani; binamızın girişi, E5’in altında kaldığı için, ateş edilen yerden, bina girişinin vurulma ihtimali, gerek fizik, gerek de, geometri kurallarına göre, imkansız. Yani; ya ifade yanlış, ya da bu bekçi kardeşimiz, bir aksiyon filmine özenmiş olacak, “mermiye falso vermiş” ve olağanüstü bir nişancılık sergileyerek, “yanlışlıkla” binamızı vurmuş. Ayrıca; iddiaya göre, bu bekçi kardeşimiz, hırsızlığı engellemek için, defalarca ateş etmiş. Ama ne hikmetse; bu kadar ciddi bir hadiseyi, şirketteki üstlerine bildirmemiş. Tutanak tutmamış. Polise haber vermemiş. Hatta bunları yapmadığı gibi; üstüne de; sanki hırsızlık hadisesi, normal bir olaymış gibi hırsızlara ateş etmek de, bu Teksaslı kardeşimizin, günlük rutiniymiş gibi gitmiş evine, bir güzel yatıp uyumuş. Hollywood prodüksiyonlarına, taş çıkartacak, bu fantastik açıklamanın, sonunda ise, Recep Bey çıkmış, benden özür bekliyormuş. Çünkü, kendisi çok kırılmış. Duyguları incinmiş. Rencide olmuş. Vah vah… Yazık ki ne yazık. Utanmasan, mermiye saldırdı diye, parti binamızı tutuklayacaksın. Bir de senden, özür dileyeceğim, öyle mi? Hadi oradan be hadi oradan. Çok beklersin.

BİZE BU KURŞUN MU 'DUR' DİYECEK?

İYİ Parti’nin cesur neferleri Rabbime şükürler olsun. Ne mutlu bize ki; bugün, Kürşad’ın gür sesiyle, Tanrı Dağı’ndan iniyoruz. Türk Milleti’ni hapseden o seddi, yıkmaya geliyoruz. Zulüm seddini, yalan seddini, küfür seddini, parçalamaya geliyoruz. Milletin ayağına vurulmuş prangayı, söküp atmaya geliyoruz. El ele, omuz omuza, tarih yazmaya geliyoruz. Soruyorum sizlere bunca engeli, aştıktan sonra şimdi bize, bu kurşun mu dur diyecek?

Sinan Ateş durdu mu? Her şeye direndikten sonra bizi bu kurşun mu durduracak? Ömer Halisdemir durdu mu? Şimdi bizi bu kurşun mu sindirecek? Özgecanlar, Şuleler, Cerenler sindi mi, bunca tuzağı bozduktan sonra şimdi bizi bu kurşun mu öldürecek? Gaffar Okkanlar, Uğur Mumcular öldü mü, bunca hainliğin üstesinden geldikten sonra şimdi bizi Milli Misakımızdan bu kurşun mu vazgeçirecek? Eren Bülbüller, Yasin Börüler, Konca Kurişler vazgeçti mi, şimdi bize bu kurşuna adres verenler mi ayıracak? Hilalle yıldız hiç ayrıldı mı? Sizlerden bir söz istiyorum. Kıvılcımdan bir ateş olacaksınız, tüm tehdit ve iftiralara direneceksiniz, tüm merilere göğüs gerip milletimize güneş olacaksınız söz mü?"

Siyaset Haberleri