Sözcü yazarı Aytunç Erkin'in bugünkü köşesinde Serdar Akinan'ın kitabında Erdoğan tarafından boynunun sıkıldığını anlattığı kısmı yazdı. "Erdoğan hangi gazetecinin boynunu sıktı?" başlıklı yazısı gündem oldu. Dönemin SKY Türk genel yayın yönetmeni Serdar Akinan, dönemin Başbakanı Erdoğan tarafından boynunun sıkılmasına ilişkin Halk TV'ye konuştu. Can Coşkun ile Haber Masası'na katılan Akinan, o gün yaşananları ve sonrasında medyanın başına gelenleri anlattı.
Katıldığı basın toplantısında soru sorulmasına izin verilmediğini aktaran Akinan, çıkışta Erdoğan'ın kapıda durduğunu ve yanına gelerek 'Bir dakika gelsene' dediğini ve etrafını korumaların çevrelediğini aktardı. Erdoğan'ın Beşir Atalay'ı da yanlarına çağırdığını söyleyen Akinan olayı şu şekilde anlattı:
"Bir anda boğazımı sıktı. ‘Oğlum benim aileme neden küfrettiyorsun?’ dedi. Anlamadım ilk başta, ‘Efendim aileye küfrettirmek ne demek? Bir kere suç bu. Böyle bir şey varsa danışmanlarınıza sorun, yanlış bilgi verdiler size sanırım. Normalde dava açarsınız böyle bir şey olsa’ dedim. Bana ‘Hayır, sen anladın benim ne demek istediğimi’ dedi. Ben de o sırada Nihat Genç ile program yapıyordum ve o tarihleri hatırlarsınız biraz sert konuşurdu. ‘Nihat Genç’i mi kastediyorsunuz?’ Diye sordum, bana ‘Sen anladın onu, beni daha fazla konuşturma’ dedi. Boynumu bıraktı ve ilerledi."
"Medyayı halletmek gerekiyor, bir şekilde kontrol altına almak gerekiyor"
"İstanbul’a dönünce Nuray Mert’e anlattım durumu, AK Partiye yakın bir isimdi. O da 'Ben bir Mustafa Karaalioğlu ile konuşayım' dedi. Mustafa o tarihlerde Yeni Şafak’ın genel yayın yönetmeniydi. Akif Beki de Başbakanlık Sözcüsüydü. ‘İkisiyle bir görüşün bu çok hassas bir konu’ dedi. Biz o tarihte buluştuk, anlattım. Akif Beki, ‘Serdar bu ülkenin başbakanına ekranlarından bu şekilde muhalefet edemezsin’ dedi. Kimi kastettiğini sordum, ‘küfür etmek farklı bir şey, muhalefet tabii ki edeceğiz’ dedim. Beki, ‘Hayır, sen benim ne söylediğimi anladın. Sayın başbakan çok rahatsız. Nihat Genç'ten, Yalçın Küçük’ten çok rahatsız. Bu böyle olmaz. Bu yayınları düzelteceksin’ dedi. Arkasından Mustafa Karaalioğlu ile konuşmaya başladılar. Orada tarihe not düşmek açısından söylüyorum, çünkü çok kritik bir konuşmaydı. Mustafa dönüp ‘Akif, biz normalde orduyla sorunlarımızı çözeriz ama medya çok büyük sorun. Görüyorsun bu genel yayın yönetmenleriyle, köşe yazarlarıyla halledilecek iş değil. Medyayı halletmek gerekiyor, bir şekilde kontrol altına almak gerekiyor’ dedi. Ve hakikaten de o tarihten sonra benim genel yayın yönetmenliğim bir baskı altına girmeye başladı. Allah var, o tarihteki patronumuz baya direndi bu baskılara. Akabinde, Star Grubu, Sabah- ATV ve sonrasında biliyorsunuz Doğan Grubu gitti."