Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj Nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş. Öğrencilerden biri “çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince ermiş “ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız? ” diye tekrar sormuş.
Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: “İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.”
Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? diye sormuşlar. Ermiş” Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır.”
Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? diye soruyu yinelemişler. Ermiş” Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır, bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”demiş.
Daha sonra ermiş öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş: “ Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz.”
SADECE KABALIK MI, YOKSA DUYGUSAL BİR ÇIĞLIK MI?
Düşünmek ve düşündüğünü ifade edebilmek insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliğidir. İnsanı insan yapan aklı, aklın dışa vurum hali ise ifadesidir. İnsanoğlu duygu ve düşüncelerini; istek ve beklentilerini konuşarak ifade ederken konuşma adabıyla sesin tınısından da yararlanır. Kullanılan dil ve üslup aklın işleyişini gösterirken iletişimin de kalitesini sergiler.
Dışarıda olduğunuzu ve aniden herkesin sesini bastıran birinin sesini duyduğunuzu hayal edin. Ses yüksek, gürültülü ve diğerlerinin üzerine çıkıyor. Kişi kaba kelimeler veya ton kullanmasa bile, sinirlenmeye başlayabilirsiniz ve aynı şey çevrenizdeki insanlar için de geçerlidir. Yüksek sesle konuşan insanları genellikle kaba, düşüncesiz veya sadece sinir bozucu olarak değerlendiririz. Ama bu sadece sosyal kültür ve başkalarına karşı duyarlılık eksikliği mi, yoksa ses kişinin içsel duygusal durumu, kişiliği ve deneyimi hakkında daha fazlasını mı ortaya koyuyor?
Yüksek sesle konuşmak çoğu zaman kaba bir davranış gibi görünse de, aslında kişilik özelliklerinden kültürel kodlara, duygusal dalgalanmalardan farkındalık eksikliğine kadar pek çok farklı sebebin yansımasıdır. Ses, yalnızca iletişim aracı değil; aynı zamanda kimliğin, duyguların ve toplumsal bağlamın en çıplak göstergesidir. Bu yüzden birinin sesini duyduğumuzda, aslında onun dünyasını da biraz olsun işitiyoruz.
İKLİM VE DİL GELİŞİMİ ARASINDAKİ BAĞLANTI
Yeni bir dil bilim araştırmasına göre, iklim ve dil gelişimi arasında ilginç bir bağlantı söz konusu: Ortam sıcaklığı, konuşma tonunun seviyesini etkiliyor. PNAS Nexus dergisine göre, bu nedenle tropik ülkelerdeki diller genellikle daha yüksek sesle konuşulurken soğuk bölgelerde daha sessiz bir iletişim kuruluyor.
Almanya'nın kuzeyindeki Kiel Üniversitesinden dil bilimci Soren Wichmann, Çin'in Tianjin kentindeki Nankai Üniversitesi'nden üç meslektaşıyla ortak bir çalışma yürüttü. Alman filolog, "Basitçe söylemek gerekirse sıcak bölgelerdeki diller soğuk bölgelerdekilerden daha yüksek bir ses seviyesine sahip" diyor.
Bu etkinin bilimsel açıklaması ise şöyle: Konuşulan kelimeler, hava yoluyla ses dalgaları olarak iletiliyor. Bu nedenle havanın fiziksel özellikleri, konuşmanın ne kadar kolay üretilebileceğini veya duyulabileceğini etkiliyor.
"P", "t" ve "s" gibi sert harfler ses tellerinin titreşimi olmadan, daha ziyade dudak ve dilin keskin hareketleriyle üretiliyor. Nispeten daha yumuşak olan "b", "d" ve "z" gibi harfler ise ses tellerinin titreşimiyle çıkıyor.
Kuru ve soğuk havada, ses telleri de kurudur ve titreşimli sesleri çıkarmak daha zordur. Sıcak havada ise moleküller daha hızlı titreştiğinden sert seslerin yüksek frekanslı enerjisi daha güçlü bir şekilde emilir. Bu da sesin boğuk ya da daha az net çıkmasına neden oluyor.
SOSYAL VE EVRİMSEL PSİKOLOJİDE SES
Tarih boyunca geleneksel olarak yüksek sesle konuşan bir kişi veya ses, otorite, liderlik yeteneği, uyanıklık ve başkalarının önünde varlığını ortaya koyma ile ilişkilendirilirdi. Ses, varlığını ortaya koyar ve üstünlüğünü kurardı. Bugün de benzer bir algı devam etmektedir. Yüksek sesle konuşan bir kişi liderlik yeteneklerini garanti etmese de, kişilik özelliklerini ortaya koyar.
İNSANLAR NEDEN YÜKSEK SESLE KONUŞUR?
1. KİŞİLİK
Belirli özelliklere sahip kişilerin sesleri genellikle diğerlerinden daha yüksek olur. Çalışma, dışa dönük bireylerin seslerinin genellikle daha etkileyici, kendinden emin, hoş ve daha yüksek olarak algılandığını ortaya koydu. Bir araştırmaya göre, "Dışa dönüklük, sosyal davranış ve akran ilişkilerindeki sorunlar bağımsız olarak daha yüksek ses kullanımına katkıda bulunurken duygusal istikrar ve vicdanlılık daha düşük bir sesle ilişkilidir."
2. FARKINDALIK EKSİKLİĞİ
Bazen insanlar çevrelerinde ne kadar yüksek sesle konuştuklarının farkında olmazlar ve bu da yüksek sesle konuşmaya yol açar. Bu durum kaygı ile de ilgili olabilir: Artan stres ve gerginlik boğaz kaslarını kasarak ses kısıklığına neden olabilir, bu nedenle insanlar daha yüksek sesle konuşarak bunu telafi etmeye çalışırlar.
3. KÜLTÜREL ARKA PLAN
Ses tonunun belirlenmesinde kültür büyük rol oynar. Bir kültür yüksek sesi ifade edici olarak görürken, diğerleri bunu kaba ve saldırgan olarak değerlendirebilir.
Araştırmalar şunu gösteriyor: "Yüksek sesle ve ifade dolu konuşma, Afrika kökenli Amerikalılar, Karayipliler, Latin Amerikalılar ve Araplar arasında daha yaygındır. Bazı Yerli Amerikalı, Alaska ve Latin Amerika yerli kültürleri ile bazı Doğu Asya kültürleri daha sakin tonları ve daha az ifade dolu konuşmayı tercih eder."
4. DUYGUSAL DURUM
Artan duygusal durum genellikle daha yüksek bir sese yol açar. "Seslerdeki duygusal durumlar, üç boyutun birleşimiyle güvenilir bir şekilde iletilir: perde, süre ve ses yoğunluğu (öznel olarak yüksek ses olarak değerlendirilir)" (Pittam ve Scherer, 1993). Örneğin, bir kişi heyecanlı veya kızgın olduğunda, sesi genellikle normalden daha yüksek olur.
5. GÖZDAĞI
"Ses yüksekliği, güç ve saldırganlık göstermek için kullanılır." Bazen ses, gözdağı verme aracı olarak kullanılır. Kişi, daha yüksek ve daha agresif bir ton kullanarak üstünlük kurmaya çalışabilir.
YÜKSEK SESLE KONUŞMAYI NASIL KONTROL ALTINA ALABİLİRSİNİZ?
SEBEBİ BELİRLEYİN
Ses , kaygı gibi zihinsel sorunlarla başa çıkmanın bir yolu, onaylanma arayışı veya başkalarına karşı bir duvar olabilir. Sebebini tanımak ve üzerinde çalışmak önemlidir.
EMPATİ KURMAYI ÖĞRENİN
Karşınızdaki kişiyi sadece kendi bakış açınızdan değil, onun bakış açısından da anlamaya çalışın. Dinlenmeye veya odaklanmaya çalışırken yanınızda birinin yüksek sesle konuştuğunu hayal edin.
DİNLEMEYE ODAKLANIN
Ses tonunuza ve ses yüksekliğinize diğer insanların tepkilerine dikkat edin. Rahatsızlık hissederseniz, ses seviyesini düşürmeniz gerektiğinin bir işaretidir.
Belki de yüksek sesle konuşanlar sadece bağırmıyor; içlerindeki sessizliği bastırmaya çalışıyorlar belli ki bağıranlar sessizlikten daha çok korkuyorlar…