Öztrak: Bu ülkenin insanları saraya canıyla ihtarname çekiyor

CHP Sözcüsü Faik Öztrak partisinin Merkez Yönetim Kurulu’nda konuştu. Öztrak yoksulluk sebebiyle canına kıyan vatandaşlara ilişkin "Bu ülkenin insanları saraya canıyla ihtarname çekiyor" dedi.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak'ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

"Bu saldırıları cesaretlendiren, saray ortaklarının kirli siyasi dilidir"

"Geçtiğimiz Cuma günü uzaktan kumandalı çeteler, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ’a, basın mensupları Orhan Uğuroğlu ile Afşin Hatipoğlu’na kalleşçe saldırdılar. Aynı gün içinde gerçekleştirilen ve organize olduğu açıkça belli olan bu saldırıların amacı, Demokrasimizin, basın özgürlüğünün ve siyasetin özgürce yapılmasının önünü kesmektir. Bu yaşadıklarımız sıradan olaylar değildir. Demokrasiye darbedir, terördür. Bunlar vakayı adiyeden değildir. Biz bu saldırıları lanetliyoruz. Saray hükümetinin failleri bir an önce yakalayarak,  yargıya teslim etmesini, yargının da hızla gereğini yapmasını bekliyoruz.  Çok açık söylüyorum: Bu saldırıları cesaretlendiren, Saray ortaklarının kirli siyasi dilidir. Saldırganlara ve tehdit savuranlara gösterilen hoşgörü, hatta esirgenmeyen siyasi himayedir. Bu ülkenin ana muhalefet partisi lideri tehdit edilince, sinsice el ovuşturup, sessiz kalanlar, Cumhurbaşkanı zırhına sığınan AKP Genel Başkanına “sözde” denince bir bardak suda fırtınalar kopardılar. Sayın Genel Başkanımıza, Çubuk’ta düzenlenen linç girişiminden sonra ne yapıldı? Yine çok yakın zamanda, bir mafya bozuntusunun tehditlerine karşı yargı ne yaptı? Siyaset kurumu ne yaptı? Beylerden tehditlere karşı bir ortak tavır almalarını bıraktık, Sarayın küçük ortağı, tehditler savuran mafya artığını sahiplendi. İşte bugün mafya artıkları ve çeteler, başkentte terör estiriyorsa, bu kadar pervasızca sahne alabiliyorsa,  bunun arkasında sarayın, bu olaylar karşısındaki meflûç tavrı, yurttaşların güvenliğini sağlama konusundaki yetersizliği vardır.

Aşıda da fiyasko yaşandı 

Salgın çok kötü yönetildi.  Salgının yükü fedakâr sağlık çalışanlarımızın omuzlarında kaldı. Saray ise vaka sayısı hasta sayısı oyunlarıyla kendine vitrin yapmaya çabaladı. Yüzlerce sağlık çalışanımızı kaybettik. Aşı süreci de çok kötü yönetiliyor. Aşıda tüm dünya zamana karşı yarışıyor. Bazı ülkeler nüfusunun yüzde 20’sini aşıladı bile. Ama biz bu yarışta maalesef çok geride kaldık. Aşıların 11 Aralık’ta geleceği söylendi. Ama aşılama ancak 13 Ocak’ta başlayabildi. 11 Aralık’tan bu güne,  8 bin 20 yurttaşımızı kaybettik. Bu gerçekten çok korkunç bir tablo… Hani bu ucube tek adam vesayet rejiminde kararlar son derece hızlı alınacaktı? Maalesef “şahsım vesayet rejiminde” her alanda olduğu gibi aşıda da tam bir fiyasko yaşandı. Tüm dünya hükümetleri aşılamadaki yarışı görerek, yurttaşlarına pek çok farklı kaynaktan aşı tedarik etti. Saray ise sadece Çin’den yani tek bir kaynaktan, o da topu topu 3 milyon doz aşı getirmiş gözüküyor. Yani gelen aşı sadece 1,5 milyon yurttaşımıza yetecek kadar. Maalesef ne yeterince aşı bağlantısı, ne de aşı çeşitlendirmesi yapılabildi. Neden yapılmadı bunları bilmiyoruz ama ortada bir beceriksizlik, yeni bir yandaş kayırma çabası olduğu açık. Ocak ayının ortasını geçtik. Yaklaşık 40 milyon doz aşının şu ana kadar gelmiş olması gerekiyordu. Geldi mi? Hayır. Şahsım hükümetinin başı ayrı rakamlar üflüyor, bakanı ayrı rakamlar üflüyor. Bu ülkede Hükümet yalakası şarkıcıların, türkücülerin aşıda ne önceliği var? Bu ülkede genç AK Parti MKYK üyelerinin ne önceliği var? Genç AK Partili Belediye Meclis üyelerinin ne önceliği var? Daha pek çok doktora,  sağlık çalışanına, güvenlik görevlisine aşı yapılmadan, bunlara aşı neden yapıldı? Bari aşıda kayırmacılık yapmayın.

Bu ülkenin insanları saraya canıyla ihtarname çekiyor

Cumhuriyet tarihimizin en ağır buhranlarından birini yaşıyoruz. Ekonomimiz entübe. Çiftçilerimiz entübe. Emekçilerimiz entübe. Esnaflarımız entübe. Esnaflarımız cinnet getiriyor. Bundan 20 yıl önce başbakanlığın önünde kasa atan esnaf, şimdi Ankara kalesinin duvarlarından kaldırıp kendini atıyor. Çanakkale’de 28 yaşında bir genç, “Hayattan bir beklentim kalmadı, Bundan sonrası için de ümidim yok” diyerek canına kıymaya kalkıyor. Bu ülkenin insanları, saraya canıyla ihtarname çekiyor ama duyan yok. Milletin feryadı Sarayın duvarlarını aşamıyor. Geçtiğimiz hafta, Cumhuriyet Halk Partisi Ekonomi Masası olarak, Ankara’nın Polatlı ilçesindeydik. Esnaflarımızla, çiftçilerimizle, üreticilerimizle bir araya geldik. Türkiye’de hangi sorun varsa Polatlı’da da o var. Polatlı’da esnaf çok dertli… Esnaflarımız "sicil affı" istiyor. Bankalardan ve Esnaf Kefalet’ten alınan kredilerin,  faizsiz ertelenmesini talep ediyor. Esnafımız; “Bana göstermelik değil, yeterli destek ver” diyor. Sezonda 1 lira 40 kuruşu gören soğan, şimdi 70 kuruşlara kadar düşmüş. Fiyat, üreticinin maliyetini karşılamıyor. Bir çiftçimiz, “Kilosuna 90 kuruş masraf ettiğim soğan 70 kuruşa satılıyor” diye şikâyet ediyor. Cumhuriyet Halk Partisi olarak,  bizim parolamız bellidir: “Kendi ülkemizde, kendi toprağımızda, kendi çiftçilerimizle üretim!"

 “Ayçiçek yağı tek taş pırlanta muamelesi görüyor”

Şahsım hükümetiyle ülkemiz “kara mizah” ülkesi oldu. Raflarda ayçiçek yağı, artık tek taş pırlanta muamelesi görüyor. Gençlerimiz tek taş pırlantayı bırakıp, 5 litrelik ayçiçek yağıyla evlilik teklifi yapmaya başlamış. Maliyetlerdeki artışa bağlı olarak,  sıvı yağa yüzde 20 yeni zam geleceği söyleniyor.  Yine market raflarında bir litrelik pastörize sütün fiyatı, 8 liraya dayandı. Karton yumurtanın fiyatı, tavuğun fiyatını geçti. Çöp konteynerlerinden, pazar döküntülerinden rızkını toplayan vatandaşlarımızın görüntüleri sıradanlaştı. Sayın Erdoğan, 18 yıl yönettiğiniz ülkede insanlarımız pazar artıklarından, çöpten topladıkları meyve, sebzeyle evine rızık götürmeye çalışıyorsa, faturasını ödeyemediği için elektriği kesilenlerin sayısı milyonlarla ifade ediliyorsa, millet sayenizde “askıda kuru ekmeği” gözlüyorsa, pek çok emeklimizin maaşı asgari ücretin bile altındaysa, asgari ücret de yoksulluk sınırının altındaysa, hükümetiniz bunun sorumlusu değil mi?  Bu ülkede insanlarımız, ekmeğinden 1 lira artırmak için, Halk Ekmek kuyruklarında… 40 yıl öncesinin yağ, tüp kuyruklarını,  yıllarca dillerinden düşürmediler. Şimdi; iş kuyrukları,  ekmek kuyrukları,  yardım kuyrukları, utanmadan “varlık kuyruğu” dedikleri, soğan, patates kuyrukları, ucuz meyve ve sebze kuyrukları ve hatta gasilhane kuyrukları ortadayken, ağızlarını bıçak açmıyor.

"Havuz müteahhidine verilen para millete verilenden iki kat fazla"

Yine ekonomi yönetimi söylemiyor ama biz söyleyelim. 2020’de, 66 milyon lira fazla vermesi hedeflenen faiz dışı denge; 38 milyar 780 milyon lira açık verdi. Faiz dışı bütçe dengesi son iki yıldır üst üste açık veriyor. Böyle bir durumla 1993’den bu yana karşılaşmadık. Son iki yıldır, faiz ödemek için de, borçlanmak zorunda kalıyoruz. Yine son iki yıldır, “ikiz açık” sorunu dediğimiz, hem “dış açık”, hem de “iç açık” sorunuyla karşı karşıyayız. Salgın nedeniyle böyle bir tabloyla karşılaştık desek, bütçeden verilen doğru dürüst bir destek de yok. Bize benzer ekonomiler içinde, vatandaşına, bütçeden en az destek veren ekonomilerden birisi Türkiye. Tekrar ediyorum, millete salgında vere vere 6 milyar lira, beş havuz müteahhidine yaklaşık 14 milyar lira…Beş havuz müteahhidine bütçeden verilen para, salgında tüm millete verilen desteğin iki katından fazla.

Kayınpeder, damat bir olup, Merkez Bankasının 128 milyar dolarını buharlaştırdılar. Şimdi Damat ortada yok. Bu para nereye gitti? Dünya üzerinde, en yüksek politika faizine sahip 10. Ekonomiyiz. Önümüzdekiler Venezüella, Arjantin, Zimbabve, Yemen, Liberya gibi ülkeler. Yüksek faizde şampiyonlar ligindeyiz. Peki, bunun sorumlusu kim "Ekonominin başında ben varım, ben” diyen Erdoğan. Şimdi aynı Erdoğan, yeniden “Yüksek faiz sebep, yüksek enflasyon neticedir" demeye, bankaları haşlamaya başladı. Madem öyleydi… Damadın kellesini neden aldın? Çok açık söylüyoruz. Ekonominin rahatlaması için, görevden ayrılması gereken kişi Recep Tayyip Erdoğan’dır.

 

 

Türkiye Haberleri