Unabomber Hapishanede Öldü
Yalnız Bir İntikamcı: Thedore Kaczynski

halktv.com.tr yazarı Mustafa Kemal Erdemol yazdı.: Unabomber Hapishanede Öldü: Yalnız Bir İntikamcı: Thedore Kaczynski

Hayli uğraşmıştım, yaklaşık 35 bin kelimeden oluşmuş 50 sayfalık manifestosunu bulabilmek için. Sonunda, eylemlerini desteklemese bile ona son derece hayran Kolombiyalı fakülte arkadaşımın çoğalttığı kopyalardan birine sahip olabilmiştim. Şimdi internet ortamında kolayca bulunabilen o belgeye adını yeni duyurduğu yıllarda ulaşmak zordu. Görüşlerini 232 maddede ifade ettiği bir manifestoydu.

Eylemlerini savunmak için kaleme aldığı Industrial Society and Its Future (Sanayi Toplumu ve Geleceği) adlı o manifestoda gelişen teknolojinin çevre üzerindeki etkilerini anlatıyordu. Eylül 1995'te The New York Times ile birlikte Washington Post'u, eylem yapacağı şantajıyla manifestosunu yayınlamaya zorlamış, başarmıştı da. Elimdeki belge oydu işte.

Harvard mezunu entelektüel

Çok ama çok güçlü bir mantıkla savunuyordu düşüncelerini. Bunda şaşılacak bir şey yoktu çünkü Harvard mezunu bir matematikçiydi. Tam 17 yıl sürdürdüğü eylemleriyle üç kişiyi öldürmüş, yüzlerce kişinin sakat kalmasına yol açmış, son derece zeki bir adamdı Thedore Kaczynski. Tüm dünya onu, FBI’nın taktığı “Unabomber” adıyla tanıyordu. 1998’den beri tutulduğu ABD’nin Kuzey Carolina eyaletindeki bir hapishanede geçen Cumartesi günü 81 yaşındayken öldüğünü duyduğumda manifestosunu deli gibi aradığım o yıllar geldi aklıma.

Ölümü üzerine yazılanlara göz attığımda verilen bilgilerin çoğundan haberdar olduğumu fark ettim. Bildiğim ayrıntılardı tümü. “Terör suçu işlediği” gerekçesiyle dört kez müebbet artı 30 yıl hapis cezasına çarptırılan Kaczynski, tüm eylem planlarını Montana'da yaşadığı, 1996’da yakalandığı küçük bir kulübede planlamıştı. 1978-1995 yılları arasında 16 bombalama eylemi gerçekleştirdiğini, birçok kurbanını kalıcı olarak sakat bıraktığını itiraf etmişti. Tüm bu eylemleri teknolojiye karşı olduğu için yaptığını iddia ediyordu. Daha çok bombalı zarflar ya da paketler yollayarak gerçekleştiriyordu eylemlerini. Kaczynski'nin ev yapımı bombaları Amerikalıların paketleri postalama, uçaklara binme yöntemlerini değiştirdi denirdi. Hatta Temmuz 1995'te Batı Yakası'nda hava ulaşımını neredeyse durdurmuştu eylemleriyle. Bunların hepsini yıllardır duyardık.

“Ahlak ana motif değildir”

Saldırılarının “fanatikçe işlenmiş kör eylemler” olduğunu düşünen sosyalistlerin çok sert eleştirdiği biriydi Kaczynski. Gerekçesi ne kadar haklı olursa olsun, karşı olduğu teknolojinin olumsuz sonuçlarından sorumlu olmayan masum kişileri hedef alıyordu çünkü. İşte elime alır almaz deli gibi okuduğum o manifestoda kendisini eleştiren sosyalistlere de yanıtı vardı. 21. Maddede şunları yazmıştı:

“Solcular aktivizmlerinin merhamet veya ahlaki ilkeler tarafından motive edildiğini iddia edebilirler, ahlaki ilke de aşırı sosyalleşmiş solcu tipi için bir rol oynar. Ancak merhamet ile ahlaki ilke solcu aktivizminin ana motifleri olamaz. Düşmanlık solcu davranışın çok belirgin bir bileşenidir; güç dürtüsü de öyle. Dahası, solcu davranışların çoğu, solcuların yardım etmeye çalıştıklarını iddia ettikleri insanlara fayda sağlayacak şekilde rasyonel olarak hesaplanmamıştır”.

Okudukça etkilenmemek, yazılanlara katılmamak mümkün değildi elbette. Ancak hiç bir “doğru” amaçsızca, acımasızca insan katletmeyi haklı çıkarmaz. Bu görüşlerini kitleleri uyandıracak bir platform oluşturmada kullanabilirdi rahatlıkla. Ancak Kaczynski işin kolayını seçmişti. Yaptığını devrim sanmak gibi bir hatası vardı. Manifestosunun ara başlıklarından birinin “devrimi yapmak reform yapmaktan daha kolaydır” olmasının nedeni budur.

O yayın sonu oldu

Sonunu getiren, yakalanmasına yol açan hatası The New York Times ile Washington Post'ta manifestosunu yayınlatması oldu. Çünkü Kaczynski'nin kardeşi David ile eşi Linda Patrik, manifestonun üslubundan yazarının, dolayısıyla Unabomber’ın Kaczynski olduğunu FBI’ya bildirdiler. Kulübesinde yakalandığı ana kadar büyük bir insan avı başlatmıştı FBI.

Kolay ele geçirilemediği için destekçileri/hayranları onu Daniel Boone, Edward Abbey, Henry David Thoreau gibi dehalara benzettiler.

Kulübesinde bulunan şifreli günlüğünde yazılanlar onun bir devrimci değil bir “münzevi” (yalnız) olduğunu kanıtlayan ifadelerle doludur. Bir kahramandan çok intikamcı bir münzeviydi. Şu sözler onundur: “Kesinlikle bir fedakar olduğumu ya da insan ırkının 'iyiliği' için hareket ettiğimi iddia etmiyorum. Sadece intikam arzusuyla hareket ediyorum."

Nasıl bir yerdir bilemem ama tarihte yeri vardır.

Dünya Haberleri