Etrafıma kulak kabarttığımda, bugünlerde en fazla duyduğum konulardan birinin Çinli alışveriş platformu TEMU olduğunu söyleyebilirim.
Özellikle gençler ve alt gelir grubunda olanlar, iktidarın yurt dışından vergi muafiyetsiz alışveriş imkanını tamamen ortadan kaldırmasına ateş püskürüyorlar.
Kararın, çoğunlukla düşük ve orta gelire sahip insanların tercih ettiği TEMU’yu doğrudan ilgilendirdiğini bilmeyen yok.
24 saatin neredeyse her dakikasında ağır enflasyon yükü altında ezilenler, kendilerine, çocuklarına, sevdiklerine uygun fiyatla bir şeyler alabilmek için TEMU’yu tercih ediyorlardı.
Her kesimden öğrenci, kılık kıyafetlerinin yanı sıra özellikle eğitimleriyle ilgili kırtasiye ve diğer ürünlerin birçoğunu TEMU’dan temin ediyordu.
Çinli şirket, önce 30 Euro limitinin kaldırılması, ardından da Türkiye’deki ofisine baskın yapılarak bilgisayarlarına el konulması nedeniyle, Türkiye'deki satışlarında yurt dışından alışverişi tamamen durdurdu. Dün de bir diğer Çinli e-şirket olan “Shein”, Türkiye satışlarını askıya aldığını duyurdu.
Sorarsan, Türkiye’de serbest piyasa ekonomisi işliyormuş.
Bu mu sizin serbest piyasa ekonomisi anlayışınız.
Türkiye nüfusunun yüzde 60’dan fazlasını açlığa mahkum etmişsiniz, bu yetmiyormuş gibi “Çıplak da kalın” diyorsunuz.
Kafa aynen şu:
“Ben ne uygun görürsem o sınırlar içinde yaşayacaksın.”
Yurt dışından uygun fiyata telefon alırsın ama ülkende kullanamazsın. Kullanabilmen için hazineye neredeyse telefon ücreti kadar vergi ödeyeceksin.
“Üç kuruş biriktirdik, çok uzaklara değil sınır komşularımıza gidelim” dersin. Yanıt belli:
“Gitme diyen yok ama önce hazineye 1250 lira yurtdışı harcı öde.” (Düşünün, bu kafayla serbest dolaşımın olduğu AB’ye gireceğiz.)
Otomobil alacaksın, araç için ödenen paradan daha fazlasını yine hazineye vergi olarak yatıracaksın.
TEMU meselesine dönersek, gerekçeleri de pek yaman:
“Yerli üreticiyle birlikte tüketicinin de sağlığını korumakmış.”
E hani dünyanın en muhteşem, herkesin şapka çıkarttığı, ekonomisi fezalara uçan ülkeydin.
Niye üretici uygun fiyata mal üretemiyor, niye tüketicinin alım gücü düşük, bir düşün bakalım.
“TEMU’su da, şusu da, busu da kapansın” diye kulis yapan Denizlili, Bursalı tekstilcilere sorsana, “Neden ülkeyi bırakıp taa Mısır’a kaçıyorsunuz?” diye.
Tüketici sağlığı derken de, hazinesinden önce halkının sağlığına önem veren iktidarımız, Çin mallarının yüzde 80’inin insan sağlığını tehdit ettiğini söylüyor.
Breh, breh…
İnsanın gözleri yaşarıyor gerçekten.
Rusya’nın, Avrupa’nın, Orta Asya ülkelerinin sınır kapılarından geri gönderilen pestisit kalıntılı sebzenin, meyvenin, kuru gıdanın iç pazara sunulmasına kim izin veriyor güzel kardeşim, TEMU mu?
Hemen “Yok öyle bir şey, yalan” diye kesip atma.
Gir bak Google’a, yapay zekaya, neler çıkıyor karşına.
Allahtan AB meseleye uyandı da, Türkiye’ye iade yerine zehirli gıdaları bulduğu yerde imha etmeye başladı.
Almanya, Hollanda, Fransa falan bizi kıskandığı ve vatandaşının sağlığını düşünmediği için insanlar oralarda her platformdan alışveriş yapma özgürlüğüne sahip.
Nu mutlu ki bize, halkının sağlığını ön planda tutan yüce bir iktidarımız var!