Bünyesinde dünyadaki kanıtlanmış petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde 80’inin bulunduğu ülkeleri barındıran Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nde (OPEC) yıllardır süren BAE-Suudi Arabistan gerginliği, BAE’nin ayrılma kararına yol açtı sonuçta. Başka nedenler de var elbette.
Eğer, BAE 1 Mayıs’ta resmi olarak ayrılma kararından caymazsa petrol üretimini koordine eden kartel büyük darbe almış olacak. Kararın İran’ın Hürmüz Boğazı'ndaki ABD/İsrail müttefiki ülkelere ait gemilere yönelik saldırıları sonucu BAE'nin petrol ihracatını ciddi şekilde kısıtlamasının ardından gelmesi de dikkat çekici.
Örgütün Suudi Arabistan ile Irak’ın ardından üçüncü büyük petrol üreticisi üyesi olan BAE, 1967’de girdiği OPEC’in kararlarında yaklaşık altmış yıldır etkiliydi. (Bu arada BAE adıyla değil Abu Dabi Emirliği aracılığıyla OPEC’e katıldığını, 1971’de BAE kurulduğunda da örgütte kalmaya devam ettiğini hatırlatalım).
Ayrılma kararına ilişkin Enerji Bakanlığı’nca yapılan resmi açıklamada ülkenin üretim politikası ile kapasitesinin kapsamlı bir biçimde gözden geçirildikten sonra ayrılma kararı aldığı belirtiliyor. Nedenlerden birinin de 2027 yılına kadar günlük 5 milyon varil üretim kapasitesine ulaşmayı hedefleyen BAE’nin daha fazla “hareket özgürlüğü” istemesi olduğu kaydediliyor aynı açıklamada. Ayrıma kararında BAE’nin düşük karbonlu enerjiye geçmesi de etkili olmuş olabilir elbette.
Gerçek neden kuşkusuz bunlar değil. BAE, yıllardır Suudi Arabistan’ın başını çektiği üretim kesintisi kararlarından ötürü huzursuzdu. Suudi Arabistan üç yıl üst üste yıllık zarar eden petrol piyasasını canlandırmak için ittifakın petrol üretimini kısıtlamıştı. İki ülke arasında yaşanan gerginlikler, örgütün birliği hakkında soru işaretleri yaratmıştı uzun süredir.
Üye ülkeler arasında devam eden bir rekabet bulunduğunu, üye ülkelerin farklı hedefleri olduğunu bunun iç çatışmaları tırmandırdığını da ekleyelim. İkinci, asıl neden ise İran etkisi; BAE Emiri’nin diplomatik danışmanı Anwar Gargas önceki gün Gulf influencers Forumu’nda İran saldırılarından ülkesini korumak için yeterince çaba göstermedikleri gerekçesiyle hem Arap Arap hem de Körfez ülkelerini eleştirmişti. Aynı eleştiri OPEC için de geçerli kuşkusuz. Yani, İran karşısında “yalnız bırakıldığına” inanıyor BAE.
OPEC’in iç olduğu kadar dış sorunlarla da karşı karşıya olduğu biliniyor. OPEC üyesi olmayan ABD gibi ülkelerin yükselişi, örgütün küresel petrol piyasasındaki konumunu daha da karmaşıklaştırmıştı. Üye olmayan ülkelerin üretimi arttıkça OPEC’in fiyatlar üzerinde etkili olma gücü azalmakta doğal olarak. Bunun sonucu arz fazlası durumuyla karşılaşılabilir. Böyle bir halde de piyasa kontrolü ile ekonomik istikrar zorlanmış olacak.
Hem iç hem de dış sorunların bir araya geldiği görülüyor. Bu OPEC’in petrol piyasası üzerindeki egemenliğinin zayıfladığının işareti. Üye ülkelerin çıkarlarını uyumlu hale getirememesi durumunda ya da değişen koşullara uyum sağlayamaması halinde OPEC’in fazla ömrü yok gibi.
BAE’nin ayrılması neden önemli? Öncelikle gruba büyük bir moral darbe vurmuş oldu. Yıllardır toplu petrol üretimi aracılığıyla küresel petrol piyasası fiyatlarını etkilemek için işbirliği içinde olan grup zayıfladı. Ancak kimi uzmanlar BAE’nin ayrılma kararının küresel enerji piyasası üzerinde hemen bir etki yaratmayacağını belirterek, bu durumun Hürmüz Boğazı yeniden açıldığında küresel arzın normalde olacağından daha yüksek olacağını gösterdiğini vurguluyor. Haklı olup olmadıklarını yakında anlayacağız.
Bu gelişmede asıl zafer kazanan ABD Başkanı Donald Trump oldu kuşku yok ki. OPEC’i üretimi kısıtlayıp petrol fiyatlarını arttırdığı için “dünyayı dolandırmakla” suçladığını biliyoruz Trump’ın. Bu arada geçen hafta Trump, mali bir destek paketi sunmak için BAE ile görüştüklerini açıklamıştı. Bu paket kapsamında İran’la savaşın yol açtığı kriz derinleşirse iki ülkenin merkez bankaları birbirlerinin para birimlerini eşdeğer miktarlarda takas etmeyi kabul edecek. BAE’nin OPEC’ten kopma kararında ABD ile yeni bir ittifak kurmasının da etkisi olduğu açık.
Sonuçta; OPEC’in parçalanma olasılığı göz ardı edilemez. Dağılırsa ne olur? Önemli ölçüde yeniden yapılandırılır. Ama bu haliyle sürmesi zor görünüyor.
Trump’dan sonra ikinci kazananın İran olduğu da ortada. OPEC’de kendisine haksız yere üretim kotası uygulanan bir ülke İran. Başına bu işleri açan ülkelerden biri olan BAE’nin OPEC dışına çıkmasından memnun olması anlaşılabilir.
Bakalım AB-İran savaşı başka nelere yol açacak?