Sürecin Yeni Aşamasında AKP Kulisleri

 Medya Mahallesi
Ayşenur Arslan yazdı: Sürecin yeni aşamasında AKP kulisleri

Şubat’ı, bir yıl önce Bahçeli’nin başlattığı “terörsüz Türkiye” sürecindeki son kritik başlıkla kapatıyoruz.

Malum, bu bir yıl içinde Öcalan çağrıda bulundu.. PKK kendisini fesih kararı aldı. Beş on silah sembolik olarak yakıldı. Ve asıl önemlisi, Meclis’in zorlu mesaisi sonrası beklenen rapor açıklandı.
Ama bu, son değil “sonun başlangıcı” oldu.

Zira Bahçeli bir kez daha sahneye çıktı. Bir kez daha Erdoğan’ın kucağına bombayı bıraktı:

“PKK'nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır? Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır?”

Soru, sessizliğini koruyan Erdoğan’a yöneltildiğinde ilginç bir yanıt geldi:
“İmralı şu anda, gerekli olduğu şekilde Adalet Bakanlığımız tarafından işletiliyor..”

Erdoğan soruyu mu anlamamıştı, kim bilir! Ancak yanıtın her hâlükârda böyle olmaması gerektiği açıktı.

Sadece Bahçeli’nin değil, genel olarak toplumun merak ettiği, Öcalan’ın bundan sonra nasıl bir statüde ne yapmasına izin verileceği.. Hem onun hem de DEM’in her mesajda vurguladığı üzere Kürt siyasetinde yer alıp alamayacağıydı.

Nitekim Öcalan 27 Şubat’ın yıldönümünde “geleceğin tartışılarak birlikte inşa edilmesi gerekir” sözleriyle bir bakıma kendi statüsünü de tarif etti:

“Sorunun tarihselliğini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine kısa vadeli dar siyasi çıkarlara göre hareket etmek hepimizi zayıflatır. İnkârı ve isyanı sürekli kılmaya çalışmak, en büyük kural dışılığı kural kılmaya çalışmaktır. Son iki yüzyılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyor, kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Nasıl bir araya gelinir ve nasıl bir arada yaşanılırı tartışmak istiyoruz.”…..

BBC Türkçe’ye konuşan bir AKP kurmayı partideki durumu şöyle özetledi:

"Parti olarak henüz statü konusunu oturmuş konuşmuş değiliz. O nedenle şu adım atılacak, bu yapılacak diyemeyiz..”

Siyasetin içindeki herhangi biri, bu meselenin önlerine geleceğini tahmin edemez miydi? Neden şimdiye kadar konuşulmadı? Soruları çoğaltabilirsiniz. Ancak iktidar partisi ve Saray içindeki “havayı” bilenler elbette şaşırmıyor.

Erdoğan’ın başından beri unu ipe sermeye çalıştığını biliyor, görüyor.

*. *. *

Cumhuriyet Gazetesi’nin, Cumhur İttifakı kulislerine göre çizdiği tablo, bir bakıma herkesin tahminini doğruluyor:

“ • MHP CEPHESİ” - MHP’ye yakın kaynaklar, Bahçeli’nin sözlerinin sembolik bir çıkış değil, doğrudan yasal düzenleme sürecine Öcalan’ın da dahil edilmesi gerektiği yönünde bir siyasi basınç olduğunu belirtiyor. MHP kulislerinde şu değerlendirme yapılıyor: “Eğer Meclis’te bir ‘Terörsüz Türkiye’ çerçevesi çizilecekse, PKK’nın silah bırakma çağrıları hukuki zemine taşınacaksa, süreç kurumsallaştırılacaksa bu çerçevede Öcalan’ın statüsünün de açık biçimde tanımlanması gerekir." Bazı MHP’li isimler, “Statüden kasıt hukuki tanım ve çerçevedir. İmralı’daki rolün netleşmesi gerekir” görüşünü dile getiriyor. Parti içinde bu çıkışın bilinçli ve stratejik olduğu vurgulanıyor.
“ • AKP CEPHESİ” - Ancak iktidar kanadında tablo farklı. AKP kulislerinde, Bahçeli’nin sözlerinin zamanlamasının ve özellikle Öcalan isminin açık biçimde anılmasının süreci zorlaştırdığı değerlendirmesi yapılıyor. AKP’ye yakın kaynaklar, kamuoyu hassasiyetine dikkat çekerek şu yorumu yapıyor: “Sürecin merkezine isim koymak doğru değil. Öcalan başlığının öne çıkması toplumsal zemini daraltır. Bu tür ifadeler süreci zedeleyebilir.”

Nitekim, medyanın önemli bölümü Öcalan’ın açıklamasını kısaca verip geçerken “Saray’ın SESİ” diyebileceğimiz aHaber İktidar’ın sıkıntısını açık açık dile getirdi.

Medyanın en eski, en kıdemli Ankara temsilcisi Murat Akgün, aHaber ekranında sıcağı sıcağına şu değerlendirmeyi yaptı:

“Pozitif inşa aşamasına geçilebilmesi için terör örgütünün silahlardan tümüyle arındığına dair gelişmenin, Türk Silahlı Kuvvetleri ve İstihbarat Teşkilatı gibi devletin yetkili birimleri tarafından teyit edilmesi gerekir. Terör örgütünün tüm unsurlarıyla silahlardan arınması gerçekleşmediği sürece, sonraki adımlara geçilmesi toplumda ciddi tartışmalara ve tepkilere yol açacaktır. Bir cezasızlık algısı oluşturmayacak şekilde sürecin devam ettirilmesi hayati bir önem taşımaktadır. Bu dengenin gözetilmemesi durumunda toplumun büyük kesiminden tepki gelecektir.”

Bu kadar da değil. aHaber’in konuk listesine neden alındığını bildiğimiz avukat Aydoğan Ahıakın çıtayı biraz daha.. Biraz ne demek, arşa kadar yükseltti:

“ Meclis raporu oluşturulduktan sonra yasal düzenleme aşamasına geçebilmek için PKK terör örgütünün silahlarını tüm unsurlarıyla ve tümden bırakması gerekiyor. Meclis raporunda belirtilen ve AK Parti’nin de üzerinde durduğu müstakil ve geçici bir kanun yapmak için terör örgütünün Irak, Suriye ve Avrupa dahil tüm birleşenleriyle ortadan kalkması şarttır."

Vay vay vay…

Eğer Saray ve genel olarak İktidar partisi de bu görüşteyse Öcalan daha çok bekleyecektir.. Erdoğan’ın “Öcalansız Süreç” beklentisi ise “temenni” olmaktan öteye gitmeyecektir..
Yine de bana göre, ne DEM ne de BAHÇELİ Erdoğan’ın peşini bırakacaktır. Sandığa doğru gidilirken talebin daha da netleşeceğini öngörmek yanlış olmaz.

Teşbihte hata olur mu!

Seçim sath-ı mailinde Erdoğan kaçacak.. Bahçeli kovalayacak..

Bakalım DEM ne yapacak!

NOT: Pek çok ülke, vatandaşlarını İsrail ve İran’ı bir an önce terk etmeye çağırdı. İngiltere Tahran büyükelçiliğini kapattı. Mart ayı kim bilir hangi tatsız sürprizlere gebe!

Siyaset Haberleri