Seçime kadar "Mizaru kikazaru"

 Medya Mahallesi
Ayşenur Arslan yazdı: Seçime kadar "Mizaru kikazaru"

Aslında bugün Kadıköy’ün İskele meydanına, yani “kalbine” yapılması planlanan devasa cami üzerine yazacaktım.

Köprülerin ve otoyolların özelleştirileceği.. “Hizaya gelmeyenlerin” trilyonluk mallarına, varlığına çökülen bir dönemde bu projenin yeri ve zamanı mı, diye soracaktım.

Trilyonların anlamını çok iyi bilen malum Cengiz Bey’in BEDAŞ’’ı sabahın 9’unda elektriği kesip, gecenin geç saatlerine kadar bu soğukta yorgan artı battaniyeye mahkum edince yarına erteledim.

Onun yerine bir bakıma Kadıköy’e cami projesiyle neyin / nelerin üstü örtülmeye çalışılıyor.. Asgari yaşamlar nasıl hallerine “RAZI” ediliyor.. Merkez Bankası’nın faiz kararı tartışılırken memleketin ekonomi karnesine bir bakayım dedim.

Nasıl oluyor da hem enflasyon, hem faiz, hem de döviz fiyatları aynı anda uçuyor!!
Emine Erdoğan’ın “sıfır atık” projesine inat gibi, milyonlar atıkları kuru ekmeğe katık yapıyor!!
Neredeyse paralel evrende yaşıyormuş gibi, aynı milyonlar neden “yine de Erdoğan” diyor!!

Sanki “HİÇ BİLİNMEYENLİ DENKLEM”.. Ekonominin kötü, hatta çok kötü gittiğinin herkes farkında. Ama başta, durumu görüp düzeltmesi gereken Başkan bey ve adamları oralı değil.

Ekonomim yazarlarından ve yazılarını hiç kaçırmadığım Alaattin Aktaş durumu “MİZARU, KİKAZARU VE İWAZARU” diye yorumluyor.

* *. *

“Görülmesi gereken dönemde görme, duyulması gerekenleri duyma ve söylenmesi gerekenleri bilmiyormuş gibi yaparak zamanında söyleme; yani Japonca aslıyla “mizaru, kikazaru ve iwazaru”, sonra da zamansız bir şekilde ortaya çık!

Bir zaman geçince “görmeye, duymaya ve söylemeye” başla ama asıl muhatabı karşına alamadığın için hedef tahtasına başkasını koy!

Önce bankacılık kesiminden yükselen sesler, ardından bazı medya kuruluşlarında zaman zaman depreşen sözüm ona faiz odaklı çıkışlar...

Kimi tutar bu programın ömrünü tamamladığını söyler, sanki ortada gerçek bir ekonomik program varmış ve işe yarayacağı gerçekten umuluyormuş gibi; kimi de tutar “Bu operasyonu kimin adına çektiniz”in değişik bir versiyonunu gündeme getirir. Adeta “Tamam işte, kamuoyu da, bankacılar da bizim gibi düşünüyor” yaklaşımından güç alarak…

Ama amaç da pek net değil, amaç üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi? Gerçi birilerini dövmekse amaç, hedef alınanın bağın sahibi değil bağda çalışan olduğu ortada.

Son söyleneceği en başta söyleyeyim. Hiç kimse heyecanlanmasın, eğer beklenti içindeyse hayal kırıklığına uğrayacağını bilsin; seçim yaklaşana kadar ekonomi yönetiminde çok önemli değişiklikler olmaz; bağda çalışan işçi görevine devam eder.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e karşı olan cephenin genişlediği ve güçlendiği, bunun da Şimşek’in “görevden affını” istemesiyle sonuçlanacağı düşüncesinde olanlar gitsin kendine başka bir meşgale bulsun.

Ekonomi politikasının nasıl bir şekil alacağını düşünürken sondan başa gitmek gerekir. Son, seçimdir ve ekonomik tercihlerde ortaya çıkacak değişikliği belirleyecek olan da seçimin tarihidir.

Bu yıl bir seçim var mı, yok.

Seneye seçim var mı, en azından ilk yarıda yok.

Seçim olsa olsa en erken 2027’nin ikinci yarısında.

Anayasanın ara seçimi gerekli kılan hükümlerine uyulacak mı, hayır; dolayısıyla ara seçim de yok.

Seçime ilişkin bu takvimin söylediği şu:

“Bu yıl kim ne kadar şikayet ederse etsin ekonomi politikasında temelde bir değişiklik olmaz. Hangi bankacı ne derse desin, hangi medya kuruluşu ne yazarsa yazsın, temel politikalarda değişiklik gündeme gelmez.”

Kısaca boşuna söylenmeyin diyor Alaattin Bey. Seçime kadar bu böyle. Zaten adalet algısının böylesine bozulduğu bir ortamda ekonomiye dairene karar alırsanız alın sorunlar çözülebilir mi!

Yani, işe yarasa da yaramasa da ancak seçim öncesinde adım atılacağını savunuyor Alaattin Aktaş:

“Seçimin yaklaştığını gösteren işaretler neler mi olurdu…

Bir; faiz muhtemelen olması gerekenden daha fazla düşürülür ve krediye erişim kolaylaşır, böylece hem hane halkının, hem reel sektörün görece de olsa rahatlaması sağlanır.

İki, çalışanlara ve emeklilere enflasyon farkının ötesinde artışlar verilir.

Üçüncü olarak da bazı para ve vergi cezaları belki anapara da dahil affedilir.”

Görece” ifadesinin altını çizerek tabloyu tamamlayalım.

Seçime kadar böyle! Seçim arifesinde ekonomik göstergelerde hafif rötuşlar..

“Canım adamın alnı secdeye değiyor” diyenler / diyecek olanlar..

Elbette kime kısmetse artık yeni ittifaklar, ortaklıklar..

O zamana kadar da “Görülmesi gereken dönemde görmeyip, duyulması gerekenleri duymayıp, söylenmesi gerekenleri bilmiyormuş gibi yaparak zamanında söylemeyenler, yani Japonca aslıyla “mizaru, kikazaru ve iwazaru”

Türkiye Haberleri