Savaş kapıda: Erdoğan İncirlik'i kapatacak mı?

 Medya Mahallesi
Ayşenur Arslan yazdı: Savaş kapıda: Erdoğan İncirlik'i kapatacak mı?

1971 yılında bir folklor grubuyla Avrupa turundaydım. Ülke ülke dolaşıp gösteri yapıyorduk.
İsviçre durağında son derece ilginç bir sürprizle karşılaştık. Gösteriden sonra bir nükleer sığınakta geceleyecektik.

Zihnim pek az şeyi bu kadar net kaydetmiştir:

Dışardan bakıldığında hafif bir tümsek karşıladı bizi. Eğimli kısa bir yol, büyük bir kapıya çıkıyordu. Kapı, en az yarım metre genişliğinde ve muhtemelen çeliktendi. İçeri girip kapı üzerimize kapandığında daha bir hayli yürümek gerekti. Sonunda yaşam alanına vardık. Aklımda kaldığı kadarıyla 50 kadar kişinin yemek yiyeceği bir salon.. Çelik ranzalarla birkaç uyku bölümü.. Yanlarında duşlarla banyolar.. Ve aylarca sürecek bir izolasyonda yetecek kadar yiyecek ve içeceğin bulunduğu kiler kısmı.. Büyülenmiştim.

*. *. *
Anılarımı harekete geçiren, muhtemel ABD-İran Savaşı oldu.
Derken, “81 ile sığınak müjdesi” haberini hatırladım. Sığınaklar 120 günde, yani 4 ayda tamamlanacaktı.

Duyuru geçen yıl Ağustosta yapıldığına göre, çoktan bitmiş olmalıydı yani.
Gerçi bitse ne anlamı olurdu, bilemedim. Öyle ya, İstanbul’a kaç sığınak yeterdi? Bırakın sığınağı, deprem gibi afet anlarında gidilecek toplanma alanlarından geriye kaç metrekare kalmıştı?

Ayak seslerini daha net duyduğumuz savaş vesilesiyle araştırırken öğrendim ki, Türkiye’de sadece 1 (yazıyla BİR) sığınak varmış. Ankara Kalesi’nin altındaki o sığınağın günümüzdeki halini bilense yokmuş!

Erdoğan, MGK toplantılarında anlatılan her şeyi ciddiye alıp müjde diye sunuyor herhalde. Hani Ay’a gitme müjdesinden vazgeçtim. Neticede gidemesek de kaybedeceğimiz bir şey olmaz.
Ama savaş hiçbir şeye benzemez.

Mesela, hep merak etmişimdir. Ağzımdan yel alsın ama, diyelim ki saldırıya uğradık. Savaş uçakları bombalarıyla tepemizde. Bunu ifade eden bir siren var mı, varsa çalındığında vatandaş ne anlama geldiğini anlayacak mı? Anlasa ne yapacak?

Evet! Evlerden ırak.. Ya İncirlik’ten?

İran, ABD saldırırsa üslerinin her yerde hedeflerinde olacağını açık açık duyurdu. Doğal olarak ilk aklımıza gelmesi gereken de, içeriye, izni olan Türklerin dışında kimsenin alınmadığı İncirlik Üssü geldi.
Biz bu ismi Erdoğan’ın ağzından duyalı 7 yıl olmuş. Gündem vesilesiyle araştırırken hafıza tazeledim:

2019 yılında, Saray medyasının ortak yayınında coşmuş.. Trump’ı (şaşırmadık) bir kenara koyup Batı’yı bombalamış. İşte o sırada da “Gerekirse İncirlik ve Kürecik’i kapatırız” demiş.
Belli ki 7 yılda gerekmemiş de.. Acaba sırası geldi mi diye düşünmeden edemedim. Hani, en azından Arap ülkeleri gibi “üslerin ABD tarafından kullanılmasına izin verilmeyeceğini” söylese bari.

*. *. *
Soruların hepsi çok ciddi sevgili okur..
İki taraf da el yükseltiyor çünkü.
Sadece Batı değil, Arap / Körfez medyasına göre de Trump, “gözdağı vermek için fazla büyük, fazla ağır” bir yığınak yapıyor.
İran da boş durmuyor. Arabuluculuk, müzakere iddialarını boşa çıkarır gibi hamleler peşinde. Üstelik retorikle yetinmeyip uyguluyor.

“İran Ordusu Genç Askerler Töreni’nde konuşan General Hatemi, ülke savunması noktasında tam hazırlık içerisinde olduklarını söyledi.. ‘Elimiz tetikte bölgedeki düşmanın hareketlerini yakından izliyoruz. İran ortadan kaldırılabilecek bir ülke değil’ dedi.”

Nitekim, geri adım atılmayacağına dair en kritik örnek dün verildi. İran donanması Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda gerçek mühimmatlı bir tatbikat başlattı.
Tatbikatın ilk zayiatı da petrolde görüldü.

Yıla varil başına 60 dolarla başlayan Brent petrol, şimdi 70 dolarda. Üstelik daha da yolu olduğunu söyleyebiliriz herhalde.

Trump bu! Krizi fırsata, fırsatı da dolara çevirmekle ünlü.

Petrolün fiyatı tırmanışa geçince.. Dahası İran’ın üretiminin yavaşlama ihtimali belirince hamlesini yaptı. Nüfusu itibariyle önemli petrol tüketicilerinin başında gelen Hindistan’ı Venezuela petrolüne bağlayıverdi. “Anlaştık” diye de duyurdu.

Bu, elbette petrol kadar, Hindistan’ın YENİ DÜNYA DÜZENİ’nde yeni bir müttefik olarak Trump cephesine katılması açısından da önemli.

Hindistan malum, Dünyada “yeni bir yol” arayışında olan ülkelerin oluşturduğu BRİCS topluluğunun çok önemli üyelerinden biri. Trump İran savaşıyla Hindistan’ı petrolden yakalamakla kalmaz, topluluğu da dağıtır mı? Ukrayna Savaşı yüzünden hem ekonomik hem de insan kaybıyla sarsılan Rusya’ya bir darbe daha vurur mu, göreceğiz.

Ama benim ve sizlerin temel kaygısı, bu altüst oluşta Türkiye’nin nerelere savrulacağı, değil mi!
Bir yanda kapımızdaki savaş..
Diğer yanda içerdeki türbülans..
Memlekette sadece bir günde yaşananlara ve Erdoğan’ın açıklamalarına bakınca uykularımız kaçmıyor mu!!

Aziz İhsan Aktaş davasındaki skandalları yazıp duruyoruz da.. Böylesini görmedik inanın.

“İstanbul Büyükşehir Belediyesi personeli yazılım mühendisi Iraz Bayrak, GÖREV ALMADIĞI bir projeden suçlanıyor. Bayrak’ın hiç çalışmadığı “İstanbul Senin” projesinden veri sızdırdığı öne sürülürken, fiilen yer aldığı projenin “İstanbul Hanem” olduğu ifade ediliyor. Ailesi ve yakınları iddianamede iki projenin birbirine karıştırılması sonrasında Bayrak'ın haksız yere 3 aydır tutuklu bulunduğunu söylüyor.”

Adı Saray medyasında tedavüle sokulanların iddianamede yer almaması..
İddianamede “çete reisi” denenler devletin korumasıyla serbest gezerken, kanıtlanamayan söylemlerle iftira atılanların betona gömülmesi..

Haller böyleyken Erdoğan’ın çıkıp,

“Çiğ süt içmediyseniz bu karın ağrısı niye? Yolsuzluk yapmadıysanız, rüşvet almadıysanız bu telaş hali niye? Hukuku çiğnemediyseniz adaletin tecellisinden niçin tedirgin oluyorsunuz?” diye sorabilmesi..

Sadece savaşa değil, yalana ve utanmazlığa karşı da bir dedektör ve siren olsa keşke!!


“EL YAKAN NOTLAR”

Savaş gündeminden fırsat bulup kimi sıcak başlıklara yer veremedim:

“• Epstein dosyalarında, insanın tüylerini ürperten ayrıntılarla yeni fasıl açıldı. İçinden Riksos Otel ile, FETÖ dosyasından bir anda, Erdoğan’ın güvendiği müteahhitler listesine geçiş yapan Fettah Tamince çıktı.”

“• Her gözaltına aldıklarını bir gün Emniyet’te tutup bırakıyorlar. Operasyonların sonuncusunda Türkiye’nin en ünlü sahne isimlerini gördük: Hasan Can Kaya.. Çakal.. Reynmen.. Sonucu biliyoruz.. Artık nedenini de anladık.. Ama yetmez mi! İlle de Saray medyasından isim mi verelim!!

“• AKP'li Şamil Tayyar, sosyal medya hesabından bir kez daha partisini emekliler üzerinden eleştirdiği bir paylaşım yaptı. Gerekli düzenlemeler yapılmadığı takdirde sonucun AKP için sandıkta Hiroşima etkisinde olacağını belirten Tayyar, "Zorluklarını paylaşamıyorsak hiç olmazsa duygularıyla oynamayalım" dedi.

“• AKP’ye geçiş töreninde Erdoğan’a topuk selamıyla hatırlayacağımız milletvekili Çakır tam olarak ne demek istediğini anlamasak da emeklilere çemkirdiği net sözlerle ‘duygularla öyle değil böyle oynanır’ dedirtti:

“Efendim 20 bin lira ney? Emekli maaşı. Bunun üzerinde tepinip duruyorlar. Kardeşim, sen İsviçre'de yaşamıyorsun. O tarafta Yunanistan var. Şurada Ermenistan var. Aşağıda Suriye var. Tepeye binmiş işgal güçleri hazır bekliyor. Şu taraftan İngiliz geldiği zaman benim avrada bakacak da senin namusuna bakmayacak mı ya? Neden bunu düşünmüyorsunuz? Suriye'de elini koyan, Türkiye'de terörü bitirmeye çalışan şu iki devlet adamına bir saygılı bir alkış yapalım ya!”

Türkiye Haberleri