Kritik CHP davası arifesinde CHP’li belediyelere yönelik şafak operasyonları tam gaz.
Listeye en son Bursa Büyükşehir belediye başkanı Mustafa Bozbey eklendi. Gözaltına alındı.
Hem de eşi, kızı ve kardeşleriyle birlikte!
Operasyon takvimi manidar mıydı? Sanki….
“• AKP’YE GEÇECEK DENİRKEN”
Zira daha geçenlerde AKP’ye geçeceği söylentisi yayıldı.
Bozbey söylentilere Atatürk mesajıyla yanıt verdi. Yetinmedi. Silivri’ye İmamoğlu’nu ziyarete gitti.
Hemen ardından da gözaltı kararı geldi.
“•7 YIL ÖNCESİ SORULACAK”
“• Gözaltı gerekçesi, Nilüfer Belediye başkanı olduğu döneme.. 7 yıl öncesine dayanıyor.
Savcılığın tezkeresine göre çok sayıda iş adamından rüşvet alınmış. Dahası üşenmedim saydım, 25 kişi de rüşvet alışverişinde “aracılık” yapmış. Ama bakın şu işe, bazıları AKP’li iş adamları ya da bürokratlarla aracılar, 7 yıl boyunca susmuşlar. Ankara’dan gelen müfettişlere bile sır vermemişler. Ne zaman ki operasyon ihtiyacı hasıl olunca, hepsinin adı, yeri yurdu hemen tespit edilmiş. “Buyurun gelin, anlatın, itiraf edin” denmiş..
“• SIRADA CHP’YE KAYYUM MU VAR?”
Cezaevindeki CHP’li başkanların sayısı 20’yi bulurken, Ankara’da bugün sadece 12 Eylül darbecilerinin kapatmaya cesaret edebildiği CHP için son derece kritik bir dava var: Mutlak butlan ile de bağlantılı olan kurultay ceza davası… Kılıçdaroğlu ve ekibi heyecan içinde duruşmayı ve mahkemenin vereceği kararı bekliyor. Özgür Özel’in hem partiyi hem de eski genel başkanı düşünerek yaptığı “vazgeçin” çağrıları karşılıksız kaldı. Kılıçdaroğlu siyaset ve hayat perdesini böyle bir rolle kapatmakta kararlı görünüyor. Belki de şöyle düşünüyor: “Ben kabul etmesem kabul edecek birini bulurlar..” Nitekim, İstanbul İl başkanlığına “ATANAN” Gürsel Tekin geçenlerde “ben olmasam kayyum gelirdi” dedi de sosyal medyada “zaten sen kayyumsun” paylaşımları patladı!
“• ERDOĞAN’IN PLANI ADIM ADIM..”
Kılıçdaroğlu genel başkanlığa dönüş için böyle bir yolu tercih etmeseydi de bir şey değişmezdi belki. Yine de Saray’ın planı çizik alır ve uygulamada sorun yaşanırdı. Oysa şimdi meselenin suçu, günahı CHP’lilerin omuzlarında. Onlar bu yükü taşırken, Erdoğan’ın seçime yönelik planı adım adım uygulanmaya başlayacak. CHP şu ya da bu biçimde tasfiye edilmiş olacak. Yedek planlar devreye giremesin diye belki de Özgür Özel’in yargılanıp siyasetten men edilmesi sağlanacak.. Medyanın yüzde 90 küsuru ile seçmene masallar anlatılacak. Seçime üç beş gün kala bir yerlerden alınacak borçla yoksullara üç beş lira para dağıtılacak. Ama emin olabilirsiniz, Erdoğan’ı aday yapıp seçilmesini garanti etmek için her yol, her ihtimal değerlendirilecek.
“• İSRAİL’İN ADAMI NEDEN GELDİ.”
Geçenlerde Erdoğan’ın önemli bir konuğu vardı: Küresel çapta 14 trilyon doları kontrol eden Blackrock şirketinin CEO’su Larry Fink. İşi “varlık yönetimi”. Fink, başta portföyündeki şirketler, dünyanın önemli yatırımcılarıyla Türkiye’nin varlıklarını tanıtacak, yatırımcı bulacak, yeni kazanç imkanları sunacak. Tabii bunlar bize anlatılanlar. Anlatılmayanları ise hayal gücümüzü de kullanarak bizler tahmin edeceğiz. Mesela; üniversitelerin özelleştirilmesi anlamına gelen yasa hazırlığını bu çerçevede mi okumalıyız? Yoksa özellikle İstanbul’da dudak uçuklatan rakamlara karşılık gelecek arazilerini mi anlamalıyız? Başlıktaki “İsrail’in adamı” nitelemesine gelince; Fink’in özellikle silah temini konusunda İsrail’in arkasındaki en büyük güç olduğunu, bizim Saray sevdalısı gazeteciler dışında bilmeyen yok. Savaş sürerken ve Erdoğan her fırsatta İsrail’le Netanyahu’ya verip veriştirirken gerçekleşen buluşma, bize iki şeyi gösteriyor: Medyanın sessizliğine duyulan güveni ve belki bir baskın seçim ihtimaline karşı hazırlık yapma ihtiyacını!
“• İSRAİL’DE FİLİSTİNLİLERE İDAM YASASI..
Türkiye, bölgedeki gücünü çoktan kaybetti. Sadece NATO ve ABD’ye güveniyor. İran savaşında arabuluculuk rolü mesela, artık Pakistan’da.. Gazze’yi unutalı da epey oldu. Erdoğan ile Fink’in elele fotoğrafları tam da en korkunç haberle birlikte geldi. İsrail parlamentosu, Filistinlilere, İsraillilere yönelik ölümcül saldırılarda suçlu bulunmaları halinde idam cezası verilmesini öngören yasayı onayladı. Parlamentodaki tartışma sırasında, muhalefet milletvekili ve eski Mossad Başkan Yardımcısı Ram Ben Barak, yasaya tepki gösterenler arasında yer aldı. Barak, Batı Şeria'dakiler için bir yasa, İsrail Devleti'nin sorumlu olduğu genel halk için ise farklı bir yasa olmasını eleştirdi ve "Bu, Hamas'ın bizi yendiği anlamına geliyor. Bizi yendi çünkü tüm değerlerimizi kaybettik" dedi. İktidar milletvekilleri ise yasayı alkışlarla karşıladı. Dahası, Ulusal Güvenlik Bakanı bir de şampanya patlattı.