Saraçhane’den esen rüzgar

İmamoğlu hem Cumhurbaşkanı adayı yapılamayacak, hem de 2024’te yapılacak yerel seçimlere giremeyecek. Öyle mi? Saraçhane yanıtı verir. halktv.com.tr yazarı Serpil Yılmaz yazdı...

2018’de kamuoyu ile paylaştığı “Eğitimde Tarikat ve Medrese Gerçeği” araştırması nedeniyle Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü’nce soruşturma geçiren ve emekliye ayrılan Prof. Dr. Esergül Balcı’nın “1 milyon çocuk tarikatların elinde” saptamasının yanına koyabileceğim yeni bir araştırmaya henüz ulaşamadım.

Rusya ve Moskova üniversitelerinin yanı sıra ABD’deki Michigan State Üniversitesi’nde de çalışmaları olan Balcı’nın raporundan paylaşılan bölüm şöyle:

“2003’te hazırlanan acil eylem planında, yüzde 2.5 olan özel eğitim payını, yüzde 10’a çıkarmayı hedeflemiş, bu da aşılarak yüzde 25’e gelinmiştir. 1965 tarih ve 625 sayılı özel öğretim kurumları yasasındaki, vakıf üniversitelerine “Yüzde 45’e kadar devlet yardımı yapılır” ibaresi değiştirilerek sınır kaldırılmıştır. Öte yandan Milli Eğitim Bakanlığı; Birlik, TÜRGEV, TÜGVA, İlim Yayma Cemiyeti, ENSAR gibi vakıflarla anlaşma imzalayarak eğitimi bir yerde bu dini vakıflara bırakmıştır.”

Hep bir dindar nesil yetiştirme söylemi…

Faize “Ns” deyip Cumhuriyet tarihinde en yüksek dövizle borçlanan iktidarını sürdürmenin tek yolu elbette “istikrak” değil, “siyasi irade” olacaktı!

Ve yeni siyasi irade İslam’a yöneldi.

Demokrasi treni 100 yıldır tıknefes…

Cumhuriyet’in kuruluşundan bir yıl sonra Türkiye Büyük Millet Meclis’inde alınan kararla “Halifeliğin kaldırılması” ve son halife Abdülmecid’in sürgün edilmesiyle keskinleşen “devlet ve din işlerinin” ayrışma çizgisi ancak 1950’lere kadar gelebildi.

1925’te çıkarılan kanunla “Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması”; Cumhuriyet’in “Kimsesizlerin kimsesi olmak” iddiasıyla toplumda karşılık bulduysa da, tarikatların çalışmalarını yer altında sürdürmelerini engellemedi.

Demokrat Parti’nin iktidar olduğu yıllara kadar korunan Cumhuriyet devrimleri sağ iktidarlarla kırpılmaya başlandı.

Kapısına kilit vurulan Köy Enstitüleri’nin ortaya çıkardığı boşluğu tarikatlar doldurdu.

12 Eylül 1980 Askeri Darbesi ile kapanan Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu’nun devletleştirilmesiyle Türkiye Cumhuriyet’ini “Batılı” köklerinden koparma siyaseti ana akımlaştırıldı.

Yakın tarihimizde bu tutumun istisnası, Avrupa Birliği ile ilişkilerin geliştiği kısa aralıklarda karşımıza çıkmadı değil.

Avrupa Konseyi’nin imzaya açtığı ve Türkiye’nin 2011 yılında uygulamaya koyduğu Lanzarote Sözleşmesi çocuğa yönelik cinsel istismarın önlenmesi konusunda devlete sorumluluk yüklüyor.

Bu sözleşme mesela tarikat yurtlarında çocuklara cinsel tacizde bulunan, tecavüz eden sanıklara iyi hal indirimi öngörmüyor.

Bkz: 11 yaşında bir çocuğa cisel istismar suçu işleyen Uşşaki Tarikatı lideri Eyyüp Fatih Şağban

Aynı yıl yine AB Konseyi tarafından imzaya açılan ve İstanbul Sözleşmesi olarak anılan “Aile İçi Şiddet ve Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Sözleşmesi”nin altı tarikatların etkisiyle oyulmaya başlandı.

2021 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tek bir imzası ile bu sözleşmeden çıkılması “toplumsal cinsiyet eşitliği” kavramını düşmanlaştıran çevrelerin, kadın cinsi kıyımını yüreklendirdi.

AKP’nin hizmet belediyeciliği tarikatlardan güç alıyor ve onlara güç veriyordu.

Son olarak araştırmacı gazeteci Timur Soykan, bilgi ve belgeleriyle Halktv ekranlarından kamuoyunun ve siyasetin gündemine taşıdığı 6 yaşında bir çocuğa yönelik; tecavüz-cinsel taciz, eğitimden alıkoyma, 14 yaşında evlilik gibi iddialarla dolu yargıya intikal eden kapkara dosyanın kapağını açtı.

Hiranur Vakfı’nın Sancaktepe’deki kaçak binası aynı günlerde İBB tarafından mühürleniyordu.

1998 doğumlu “küçük kız”; kendisinden 23 yaş büyük Hiranur Vakfı Kur’an kursu hocası Abdülkadir İstekli’yle evlendirildi.

21 yaşında bu cendereden çıkabildi.

Tecavüzcüsü A.İstekli ile birlikte babası ve Hiranur Vakfı Kurucu Başkanı Yusuf Ziya Gümüşel’i ve bu rezilliğe göz yuman annesi Fatma Gümüşel’i yalnızca toplum vicdanında mahkum etmekle kalmadı; tarikatların içine çöreklenen yobazlığın örgütlü işbirliğini de ortaya çıkardı.

Bu bir…

Adını İstanbul’un Fatih ilçesindeki İsmailağa Camisi’nden alan Nakşibendi tarikatının kollarından İsmailağa Cemaati, Mahmut Ustaosmanoğlu tarafından 1980'lerin başında kurulmuştu.

Bakın nasıl bir para kaynağına sahipler?..

Kanal İstanbul projesine en yakın yerleşim yerine Türkiye’nin en büyük 5’inci 6 minareli camisi yapıldı.

Camiyi İsmailağa Cemaati’nin önde gelen isimlerinden merhum Abdullah Ustaosmanoğlu’nun kurduğu Bayrampaşa Yeşil Cami İlim Vakfı yaptırmıştı.

Cemaat bu kadar büyük bir yatırımı hangi kaynakla yaptı?

Cemaatin bölünen kollarından Hiranur Vakfı’ndaki skandaldan bir adım geri giderseniz önünüze İsmailağa Cemaati’nde yaşanan kanlı taht kavgaları çıkar.

İstanbul’da 25 yıllık AKP iktidarını sandığa gömen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun dün duruşması vardı.

Mahkeme dün 2 yıl 7 ay hapis cezası verdi.

Bir taşla 2 kuş mu vuruluyor?

İmamoğlu hem Cumhurbaşkanı adayı yapılamayacak, hem de 2024’te yapılacak yerel seçimlere giremeyecek.

Öyle mi?

Saraçhane yanıtı verir.

Demokratik laik hukuk devletine merdiven dayandı bir kere…

Bundan 100 yıl önce.

Siyaset Haberleri