Patriot ve CAATSA gerçekleri

Uğur Ergan yazdı: Patriot ve CAATSA gerçekleri

S-400’lerin, NATO’ya ait radar sistemlerine entegre olmadıkları için İran’dan gönderilen balistik füzelere karşı kullanılmasının teknik açıdan mümkün olmadığını geçen hafta anlatmıştık.

Nitekim Milli Savunma Bakanlığı da, İran’ın attığı üç balistik füzenin, Kürecik’te NATO’ya ait radar tarafından tespit edildiğini ve Doğu Akdeniz’de konuşlu ABD’ye ait gemilerdeki SM 3 füzelerince havada yakalanıp imha edildiğini duyurdu.

Toplumun her kesiminden yükselen “Balistik füzelere karşı kullanılamayan S-400’lere neden milyarca dolar ödedik?” tepkisine yanıt, AKP Grup Başkanı Abdullah Güler’den geldi:

“Biz Patriotları istedik de verdiler mi? Yok, vermediler. Bir sürü mazeret. O günkü şartlar dahilinde, yüksek teknoloji ihtiva eden S-400’ler alınmıştır. Şu anda da TSK’nın kullanımındadır.”

Güler’e S-400’lerin durumuna ilişkin yanıtı verelim:

“S-400’ler aktif kullanımda değil, sadece TSK’nın envanterinde. Büyük ihtimalle de hangarlarda sıkı sıkıya kilitli.”

Güler’in Patriot alımında doğruyu söylemediğini de, CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan “X” hesabından yaptığı uzun açıklamayla ortaya koydu. Açıklamanın en önemli bölümü şöyle:

“Ben, Patriot alım süreci yürütülürken Washington’da büyükelçiydim. Bizim temel kriterlerimiz, ortak üretim, teknoloji transferi ve uygun maliyetti. ABD tarafı Patriot sistemi için üç ayrı teklif sundu. Son teklif oldukça cazipti. Teknoloji transferi konusunda sınırlama olduğunu açıkça söylediler ama diğer iki kriteri karşılamak için ciddi öneriler getirdiler. Ayrıca NATO savunma sistemiyle birlikte çalışabilirlik (interoperability) sağlayan Avrupa alternatifleri de masadaydı. Buna rağmen AKP ne yaptı? Ne ortak üretim sağlayan ne teknoloji transferi içeren ne NATO sistemleriyle uyumlu olan bir S-400 alımını tercih etti. Bugün pek hatırlanmasa da bu kararın, 2015’te Rus uçağının düşürülmesi sonrasında Moskova ile bozulan ilişkileri onarma arayışıyla da yakından bağlantılı olduğu herkesin malumudur.”

Tan’ın bu açıklamasına AKP’li Güler’den yanıt gelip, gelmediğini merak ediyorsanız, hemen söyleyeyim, gelmedi.

CAATSA’DA DA AYNI SÖYLEM

İktidarın topluma verdiği bir yanlış bilgi de, ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) ile ilgili.

ABD, CAATSA’yı özellikle Rusya, İran ve Kuzey Kore ile savunma-enerji işbirliği yapan ülkeler için uyguluyor. Türkiye için sadece savunma ile sınırlı kalan CAATSA’dan enerji ticareti doğrudan etkilenmedi. (Bu arada Hürmüz Boğazı’nda yaşanan sıkıntılar nedeniyle Trump bile Rusya’dan petrol alımına yeşil ışık yaktı.)

Habire, “ABD bizi CAATSA’ya dahil ettiği için S-400 almak zorunda kaldık” deniyor.

Ama kronolojik sürece baktığımızda karşımıza çıkan manzara farklı.

CAATSA, Trump’ın ilk başkanlık döneminde 2 Ağustos 2017'de yasalaştı.

Açılan ihalede tercih edilen S-400’ün alım anlaşması ise kimi kaynaklara göre Eylül 2017, kimi kaynaklara göre de Aralık 2017’de imzalandı. S-400’lerin sevkiyatı da Temmuz 2019’da tamamlandı.

Tarihler ortada.

S-400 alımı nedeniyle F-35’ler de güme gitti.

O zaman sormamız gerekmez mi, “Bile bile lades değil de ne?” diye.

Türkiye Haberleri