Eğer gördüyseniz hatırlayın. Görmediyseniz anlatacaklarımla hayal etmeye çalışın.
Yer ve zaman bilgisi o hayalde size yardımcı olacaktır: Lübnan’da birkaç gün önce..
En fazla 10 yaşında bir oğlan çocuğu. Sırt çantasını yüklenmiş, önde yürüyen birilerine yetişmeye çalışıyor.
Belli ki o sırt çantasında, hayat adına bildiği her şeyi anımsatacak çok özel şeyler var. Belki bir ders kitabı, bakmayı çok sevdiği bir çizgi roman, en iyi arkadaşının hediyesi bilyeler, annesinin seçip yatağın üzerine koyduğu az sayıda kıyafet, çorap, soğuğa karşı bir ceket..
10 yaşındaki çocuk ve ailesi kaçıyorlar.
İsrail’in füzelerinden.. Ölümcül ateşinden..
İsrail o kadar gemi azıya aldı ki, en son Beyrut’ta vuracağı semtlerin koordinatlarını vererek “ACİLEN TAHLİYE EDİN” dedi!
İran’a doğal olarak kilitlendik, Lübnan’ı ve özellikle Orta Doğu’nun en bahtsız kenti Beyrut’u görmüyoruz.
İsrail Filistin’i ve Lübnan’ı topraklarına katmadan.. İran’ı da ilk çağlara götürmeden durmayacak..
Bakmayın Erdoğan’ın arada bir -ağzına ABD’yi almadan- celallendiğine. O da farkında olmalı, Trump artık Netanyahu ve ABD’deki siyonist Hıristiyan / Evangelistlerin elinde rehin. Grup, Amerikan medyasında basbayağı yazılıp çizildi, alıyorlar Trump’ı “Durum Odası”na.. Uydurulmuş kanıtlar, elle çizilmiş grafikler vs eşliğinde İran’ın neden hemen vurulması gerektiğini anlatıyorlar. Taleplerini kabul ettirmeden de odadan çıkmıyorlar.
*. *. *
Saray, gözlerini kulaklarını yanı başımızdaki trajediye kapatmış, “CHP’yi bitirme projesini adım adım uyguluyor.”
Afaki iddialarla belediye başkanları tutuklanıyor. Şehirler ele geçiriliyor. Asrın davası denilen davada gencecik insanlar paramparça ediliyor.
Onlardan biri İBB iş analisti Iraz Bayrak. Mahkemede neyle suçlandığını, gerçeği bilmeseniz fıkra zannedeceğiniz örnekleme ile anlattı:
“ İddiaya göre CHP'den hukuka aykırı veri temin edip bunu ilçe başkan adaylarıyla paylaşıyormuşum. Şunu belirtmeliyim ki; sadece CHP'ye değil, hiçbir siyasi partiye üyeliğim yok. Neden bana veri göndersinler ya da ben bu veriyi ilçe başkanlarına hangi yolla ileteyim? Partiden veriyi alıp, yine aynı partinin ilçe başkan adaylarına teslim etmem gibi mantık dışı bir senaryo iddia ediliyor. Eğer CHP kendi adaylarına veri göndermek istese, bunu zaten yapar, bunun için bilgi işlemde çalışan ve tanımadıkları bir personele ihtiyaç duymazlar.”
Fıkra bu kadar da değil! Iraz Bayrak böyle tuhaf bir iddiayla suçlandığı projenin kendisiyle “ilişkisini” de sergiledi:
“ 2019'da başlayan "İstanbul Senin" projesinden sorumlu tutuluyorum. Oysa, bu proje ben daha okuldayken başladı. Bu iddia matematiksel olarak imkansızdır. Ben 23 Eylül 2021 tarihinde belediyede işe başladım, şu an 4 yıllık bir personelim, yani 'İstanbul Senin' projesinde hiç yer almadım. Bunu çok net bir şekilde ifade ediyorum. İBB Hanem projesinin Sayın Ekrem İmamoğlu tarafından tanıtıldığı ve kullanımının zorunlu hale getirildiği iddia ediliyor. Bu proje İBB personeli için hazırlandı; ancak hiçbir zaman hayata geçmedi. Personel dahi bu uygulamayı kullanmadı. Hayata geçmemiş bir projeyi Sayın Başkan nerede tanıtmış olabilir? Şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki bu projenin ilk ve tek tanıtımı şu an bu salonda, size yapılmaktadır"
Sizce savcılık ve mahkeme heyeti bu net verilerden haberdar değil midir? CHP’li belediyenin verilerini alıp CHP’ye vermenin nasıl tuhaf bir iddia olduğunu görmüyor mudur?
Casus denilen Hüseyin Gün ile herhangi bir sistematik bağlantısı tespit edilmeden, iddia nasıl bir adım öteye götürülmektedir?
Gencecik bir kadın, İBB davası denilen devasa kazanın içine atılmış, ”cinayet koğuşunda” resmen işkenceye uğruyor. Sesini kimselere duyuramıyor. Mesela diyor ki “örgüt şeması denilen listede 106 kişi var, 104’ünü tanımıyorum.”
*. *. *
Adanalılar, böyle durumlara “ORTALIK 56 OLDU” der.
“Ortalık 56 oldu/gitti" deyimi, ortamın çok karıştığı, gürültülü, kaotik ve kontrolsüz bir hal aldığı durumları ifade eder. Adana yöresinden çıkan bu deyim, eskiden Tepebağ'da su pompalamak için kullanılan gürültülü 1956 model motorun sesi yüzünden konuşmanın bile mümkün olmadığı durumu anlatır.”
Türkiye bugün tam da böyle. Ortalık 56 olmuş durumda.
Her gün bir yenisi patlayan, biz daha nedenini anlayamadan ertesi gün gündemden düşen ağır operasyonların gürültüsü arasında kendi sesimizi bile duyamaz hale geldik.
Hele bir de Türkiye’nin en ünlü isimleri uyuşturucu operasyonuyla gözaltına alınıyorsa.
Doğrusu Saray ve Saray’ın algı ekiplerini uyarmak bana düşmez. Yine de onları değil, gençleri korumak adına yazmak istiyorum.
Uyuşturucu operasyonları, gençleri uyarıp korumak için mi yapılıyor sizce?
Bana göre tam aksi bir sonuç veriyor.
Ne demek istediğimi anlatabilmek için, son operasyonda gözaltı kararı verilen isimlerden birkaçını hatırlatayım.
Hafsanur Sancaktutan: Genç kızların yerinde olmak istediği.. Delikanlıların da ona benzeyen genç kızların peşinde koştuğu bir isim.
Mert Demir: Serenay Sarıkaya ile ilişkisi nedeniyle en gözde sevgili muamelesi yapılan şarkıcı.
Emir Can İğrek: Bir şarkı söyledi. YouTube patladı. Ortalık bir anda onun izinden giden hevesli şarkıcı adaylarıyla doldu.
Büşra Pekin: Ekranların güzelden çok komik diye tanıdığı.. Ama sonra bir estetik mucizesi ile “çok güzel” kategorisine terfi eden oyuncu.
Somer Sivrioğlu: Gençlere “paran ve şöhretin varsa gerisi önemli değil” mesajı veren yarışma aşçısı..
Liste aslında benzer kriterlerin tekrarlandığı isimlerle uzayıp gidiyor. Ve her bir isimle gençlere, neredeyse içinde olmak istedikleri toplulukların adresi veriliyor. Hele “gözaltına alınıp bırakıldılar” notu sonrasında.
Bu ülkenin gençleri uyuşturucudan böyle mi korunacak?
Biz gerçek sorumluların.. Uyuşturucu baronlarının temizlendiğini göremeyecek miyiz?
Adını vermek istemeyen limanlara tonlarca uyuşturucu nasıl gelip nasıl memlekete dağıtılıyor, öğrenemeyecek miyiz?
Sorun sadece gençlerin uyuşturucuya heves etmesi mi, yoksa AKP sosyetesinin gönüllü mankenliğini yaptığı lüks markalar için delirmesi mi?
O lüks markalar için eli silahlı semiz gençlerle güya sevgili olması değil mi mesela?
Ortalık 56 olduysa bir durup düşünmek gerekmez mi?