Müthiş Kulis! Ekonomi Yönetimi Doların Yükselmesine İzin Verecek...

.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Cezayir ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlarken, ekonomiyle ilgili 2021 yılının Eylül ayından itibaren atılan adımlar nedeniyle gündeme gelen ve her geçen gün ağırlaşan sorunları da dışa vurdu.

Erdoğan, ekonomi yönetiminin “dezenflasyon programı” olarak adlandırdığı sürece işaret ederek, "Dezenflasyon programımız çok büyük ihtimalle TL'de reel bir değerlemeye sebep olabilir, TL'nin reel olarak değer kaybettiği süreç sona gelmiştir. Önümüzdeki dönemde sağlıklı politikalar ve yapısal reformlarla yatırımcı güvenini kazanacağız, halen de kazanıyoruz” dedi.

Bu güvenin fon akışını tetikleyeceğini savunan Erdoğan, “Küresel sermayeyi ülkemize çekmek için, kazan kazan ilkesiyle hareket etmeye de Türkiye'ye yakışır şekilde insani duruş sergilemeye de devam edeceğiz” diye konuştu.

Erdoğan ve eski ekonomi yönetimi, uzun bir süre ekonomik krizi görmezden geldi. Kriz yokmuş gibi davranıldı. Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, alıp başını giden döviz kurları, derinleşen yoksulluk ve bozulan gelir dağılımı gözlerden uzak tutuldu.

Mayıs ayında gerçekleştirilen seçimler sonrasında söylem değişikliği dikkat çeken Erdoğan’ın, ekonomide “iyileşme” mesajı içeren bu kısa açıklamasında satır aralarında yer verdiği sorunları tek tek sıralayalım:

-Enflasyon yüksek, dezenflasyon programı uyguluyoruz.

-Türk Lirası, yabancı paralar karşısında hızla değer kaybetti. Dezenflasyon programı, (çok büyük ihtimalle) TL’de reel değerlenmeye yardımcı olacak.

-Yatırımcı, Türkiye’ye güvenini kaybetti. Sağlıklı politikalar ve yapısal reformlarla bu güveni yeniden kazanacağız. Yeni dönemde uygulanan politikalarla kazanmaya başladık.

-Ekonomi için yabancı fon akışı gerekli. Güven, fon akışını tetikleyecek. Güven olmazsa olmaz.

-Türkiye, savunma sanayinde iyi bir konumda bulunuyor. Diğer alanlar için şu anda aynı değerlendirmeyi yapmak mümkün değil. Türkiye’nin, yeni adımları olacak.

MERKEZ BANKASI EKSİDEN EKSİYE

Peki, Erdoğan’ın beklediği gibi TL reel olarak değerlenir mi? Türkiye ekonomisi ve koşullar uygun mu? Ekonomi yönetimi buna izin verir mi?

Önce, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) rezervlerine bir bakalım. Merkez Bankası’nın 17 Kasım itibarıyla 19 milyar dolar rezervi var.

Bankanın, swap (başka ülkelerden vade sonunda faiziyle ödenmek üzere alınan döviz) borcu 78 milyar 892 milyon dolar düzeyinde bulunuyor. TCMB'nin, swap hariç net rezervi eksi 59.7 milyar dolar. Banka’nın, daha açık deyişle sıfır noktasına gelmesi için 59.7 milyar dolar gerekiyor.

TCMB verilerine göre swaplardan 1 aylık dönemde vadesi dolacak olan borç tutarı 25 milyar dolar, 2-3 aylık dönemde vadesi dolacak olan borç tutarı da 29.5 milyar dolar.

DIŞ BORÇLAR

Eylül sonu itibarıyla 1 yılda vadesi gelecek dış borç tutarı yaklaşık 211 milyar dolar. Bunun 43,1 milyar doları kamunun, 45,7 milyar doları Merkez Bankası’nın, 122,1 milyar doları özel sektörün (bu tutarın içinde finansal olmayan kuruluşların payı 65,1 milyar dolar)…

Bu borçların çevrilmesi gerekiyor. Bu da eskisine göre çok daha yüksek oranlı faizleri ve ek maliyetleri gündeme getirecek.

CARİ AÇIK SORUNU

Bu yılın ocak-eylül döneminde cari açık 40,8 milyar dolar olarak kayıtlara geçti. Yıllıklandırılmış cari açık 51,7 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Orta Vadeli Program’da (OVP) bu yıl sonu için 42,5 milyar dolarlık cari açık tahmininde bulunulmuştu.

Tablo, bu kadar açık… Türkiye’nin ciddi anlamda dövize gereksinimi var. Bu ağır koşullarda kurların düşmesi olası değil.

Şu ya da bu şekilde müdahaleyle düşebilir mi? Elbette, ama bu durumda ithalat patlar, döviz kıtlığı daha da artar.

Merkez Bankası yönetimi de “somut durumun somut tahlili”ni yapacaktır, “bütün”e bakacaktır. Banka, kanımca kontrollü olarak kur artışının önünü açacaktır.

Aksi pek mümkün görünmüyor…

Ekonomi Haberleri