MİT Başkanı İbrahim Kalın'a sitem!..

 Hakikat.
İsmail Pehlivan yazdı: MİT Başkanı İbrahim Kalın'a sitem!..

"Ben de şu dünyaya geldim giderim

Kalsın benim davam divana kalsın

Muhammet Ali'dir benim vekilim

Kalsın benim davam divana kalsın. "

Pir Sultan Abdal

6 Mart 2026 - Suriye Alevi Soykırımı’nın yıldönümü…

Çok kıymetli dostum, insan hakları mücadelesinin yiğit neferi, Avrupa Alevi hareketinin önemli yapı taşlarından sevgili Necati Şahin’in gönlündeki acının nasıl bir siteme, bir feryada dönüştüğüne tanık oluyoruz.

Bugün Suriye’de Alevi Soykırımı’nın yıldönümü…

Dünya insanlığı, Selefi, siyasal İslamcı, cihatist IŞİD, HTŞ canilerinin elinden zar ağlayan mazlum Suriye halkının ABD desteğiyle nasıl katledildiğine tanıklık etti. Ne acıdır ki dünya halkları Suriye’deki bu soykırımı görmedi, duymadı, sessiz kaldı!

İşte bu sessizliğe de bir sitemdir bu mektup!

Sevgili Necati Şahin’in dostumun sitem dolu mektubundaki duyguyu içselleştirmeniz dileğiyle…

"Sizin sözleriniz ile başlayalım Sayın Kalın:

"Beşer idim şaşkın oldum

Yandım belki insan oldum"

Sayın Kalın, Suriye Alevi Soykırımı yıldönümü günleri...

Ağıtlı, yaslı, gözü yaşlı günler...

"Zahir nedir ki

batın nedir ki

Dile gelmez

bir SIR oldum"

Suriye Alevi Soykırımı ile ilgili sizdeki o "SIR"rı bilmek içindir bu Dördüncü Mektubum....

***

10 Şubat 2025 - Birinci Mektubum:

Söylediğiniz Şah Hatayi'n "Nic'olur" deyişine atıf yaparak:

"Suriye’de Alevilerin hali Nic'olur?" diye sormuştum.

Sanatçı kişiliğinize sormuştum.

Mektubumu,

Halk TV Yazarı İsmail Pehlivan köşesinde yayınladı.

Halk TV Programcısı İsmail Küçükkaya konu etti.

Siz, Küçükkaya'ya attığınız mesaj ile cevap verdiniz:

Dediniz ki;

"Mektubu aldım. Bu konuyla ilgileniyorum. Alevi kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırı ve haksızlığa müsamaha göstermeyiz.."

***

28 Şubat 2025 - İkinci mektubum:

Demiştim ki; biz bu sözünüzü Suriye Alevileri için teminat olarak not ediyoruz.

Biz bunu sanatçı sözü, MİT Başkanı 'teminatı' olarak alıyoruz.

Umarım arada bir hatırlatma gereği duymayız.

***

6 Mart 2025…

Cihadist Çeteler Soykırıma başladı.

Binlerce çocuk, kadın, yaşlı, genç...

Kurşunlandı, vuruldu, kesildi, yakıldı...

Kanları, tarla, bağ bahçelerine; evlerine barklarına akıtıldı.

Kan akıyordu Alevilerin de yüreğine...

Cihadist Çeteler öldürdü. Yetmedi…

Cesetler üzerinde araba ile gezinti yaptılar… Cihadist Çeteler çocukları kadınları öldürdü. Yetmedi…

Ayaklarını cesetlerin başına koyarak poz verdiler ‘pişmiş kelle’ gibi!

"Gaza"larını mübarek kıldılar. Sevinç çığlıkları attılar.

***

10 Mart 2025 - Üçüncü Mektubum:

Demiştim ki; "Bizim size, sözünüzü hatırlatmamıza gerek kalmadı Sayın Kalın… Alevi çocukların kanı, size sözünüzü hatırlattı!"

Şimdi Soykırımın Yıldönümü.

6 Mart 2026 - Dördüncü Mektubum:

Sayın Kalın, Aleviler size kırgın. Aleviler size öfkeli... Aleviler bağlamanıza küskün. Çünkü üç sorumuzun cevabı sizde "SIR"dır!

1. Soykırımı önleyemediniz mi? Önlemediniz mı?

Ağır, vebali büyük bir derin sorudur.

2. Tecrübeli Gazeteci Ertuğrul Özkök'ün sorusunu tekrar ediyoruz:

"Soykırımı yapan cihadist canilerinden Türkiye’den maaş alan var mıydı? " Türkiye halkının da bilme hakkı vardır.

3. Alevilere bir sözünüz var mıdır?

Zor zanaattır gerçekle yüzleşmek; baş sağlığı dilemek; özünü dara çekmek…

***

Biliyorum ki, "Soykırım" deyimi sizleri rahatsız ediyor. "Soykırımın" konusunda biraz uzman sayılırım Sayın Kalın…

Suriye’de Alevilerin canına kıymak, malına mülküne çökmek, kültürüne inancına saldırmak, ibadethanesini, türbesini mezarını yıkmak, işine aşına son vermek, göçe zorlamak uluslararası literatürde "SOYKIRIM"dır.

***

İsterseniz "Alevi Katliamı" diyerek devam edelim Sayın Kalın...

Katliam, Esad artıkları ile çatışma diye lanse edildi.

Bunun büyük bir yalan olduğunu mesleğiniz gereği en iyi siz biliyorsunuz.

Allah Aşkına Sayın Kalın, katliama uğrayan; bir, iki, üç yaşındaki bebeler mi Esad artığı?

Onbir, oniki, onüç yaşındaki çocukları mı Esad artığı?

Seksenbir, sekseniki, seksenüç yaşındaki ihtiyarlar mı Esad artığı?

Dünya'ya böyle servis edildi! Gerçi, dünyanın da çok umurunda değildi Alevi Katliamı. Emperyal güçler Suriye'ye topyekûn çökme telaşındaydı, petrol derdindeydi. Çöktü de…

Suriye Alevi Katliamı Alevilerin derdiydi yalnız!

Aleviler... Yalnız Toplum.

Aleviler... Acısı da yalnız...

Pir Sultan Abdal'ın; "Kalsın benim davam divana kalsın" deyişindeki ‘Divan’ şimdi Lahey Adalet Divanı’dır.

Er geç o ‘Divan’ kurulacak.. O katiller soykırım suçu ile yargılanacaktır!

Srebrenista katilleri gibi.

Ulu Divan ise Tarihtir. Tarihçi olarak siz de tanıksınız.

***

Sayın Kalın, Alevi toplumu ağıt yaktıkça, siz elinizde Alevi kutsalı bağlamanın teline dokundukça, benim kalemim de yazabildikçe size yazacağım.

Soracağım sorulması sakıncalı soruları.

Çünkü;

"Kalem nedir ki, kelam ne der ki

Yarım kalan bir söz oldum" dediğiniz gibi yarım kalmasın söz, yarım kalmasın sual...

***

Bugün MİT Başkanı İbrahim Kalın'a soracağım.

Yarın Sanatçı İbrahim Kalın'a soracağım.

Öbür gün Tarihçi İbrahim Kalın'a soracağım.

Biz sormazsak da; Tarih, Tarihçiye soracaktır!

"Bunları MİT Başkanı'na, yazmaya korkmuyor musunuz?" diyorsunuzdur belki… Evet, korkuyorum. Korku insanidir!

Ancak öyle momentler vardır ki, korkmaya zamanınız yoktur.

Bu zamanlar öyle zamanlardır. Korku, dili susturur. Gerçeği hafızaya kazır.

Biliyorsunuz ki; Aleviler gülbanglarını "Gerçeğin Demine Hü" diye bitirirler.

O Gerçeği

O "SIR"rı biline kadar... "

Siyaset Haberleri