“ÇEDES, tarikatların Milli Eğitim Bakanı tarafından STK kabul edilmesi, medrese, sıbyan okulları, Ruhban okulunun açılmaya çalışılması vb. birçok uygulama, EĞİTİMDE TEVHİD-İ TEDRİSAT kanununa aykırıdır ve Milli birliği zedeleyici uygulamalardır. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI ivedilikle MİLLİ/ULUSAL BİRLİĞİ BÜTÜNLÜĞÜ SAĞLAYICI NİTELİKTE ÖNLEMLER ALMALI; ŞİMDİYE KADAR YAPTIĞI YANLIŞLARDAN DÖNMELİDİR.”
Prof. Dr. Nuray Senemoğlu ile ulusal benliği korumada eğitimin rolünü konuştuk.
Etrafımızın ateş çemberiyle sarıldığı bugünlerde Ulusal benliği korumak neden önemlidir? Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin kuruluş felsefesinde Türk Millet’i/Türk Ulusu kavramı nasıl tanımlanmıştır?
Elbette ki birliğimizi, bütünlüğümüzü sağlamak, iç cepheyi güçlendirmek için MİLLİ BENLİĞİMİZİ /ULUSAL BENLİĞİMİZİ korumak, güçlendirmek çok önemli. YURTTA SULH; CİHANDA SULH anlayışımızı uygulayabilmemizin ÖNKOŞULU MİLLİ/ULUSAL BENLİĞİ GÜÇLÜ BİR ÜLKE OLMAKTIR. Bunun da yolu eğitimden geçmektedir. Mustafa Kemal Atatürk ne der?
“Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.”
Eğitim yoluyla Milli/Ulusal benliği nasıl güçlendirelim? Öncelikle, tekrar bir TÜRK MİLLETİ/TÜRK ULUSU ne demektir; hatırlayalım: 1924 Anyasa’sında Türk Milleti; “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye ahalisine Türk Milleti denir.” biçiminde tanımlanmıştır. 1930’da Atatürk tarafından kaleme alınan daha sonra Afet İnan tarafından düzenlenen “Yurttaş için Medeni Bilgiler” kitabında da benzer bir tanım yer almaktadır. Tüm Anayasalarımızda “Türk Milleti” kavramı asla ve kat’a bir ırka, etnik temele, din temeline, mezhep temeline dayanmamakta; Türkiye Cumhuriyetini kuran tüm ahaliye TÜRK MİLLETİ denir olarak ifade edilmekte; diğer bir deyişle; Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağıyla bağlı herkes Türk Milletini oluşturmaktadır. Ulusal Benliği korumak neden önemlidir sorusuna geçmeden önce; bir Miletin/bir Ulusun, ULUS olabilmesi için taşıması gereken özelliklere bakalım.
Sayın Hocam, bu durumda, Ulus/Millet olabilmesi için o topluluğun hangi özelliklere sahip olması gerekir?
Bu sorunun cevabını da yine, en sağlam bilimsel temellere ve uygulamalara dayalı olarak Atatürk tarafından 1930’da yazılmış ve halen de geçerliğini koruyan “Yurttaş için Medeni Bilgiler” kitabından verelim:
- 1- Ortak hatıralara, ortak geçmişe, ortak tarihe sahip olmak,
- 2- Ortak kültüre sahip olmak,
- 3- Ortak dile sahip olmak,
- 4- Ortak mefkureye/ülküye/hedeflere sahip olmak,
- 5- Ortak coğrafyaya/Vatana sahip olmak,
- 6- Ortak Bayrağa sahip olmak.
Peki, Sayın Hocam; uygulanmakta olan Türk Milli Eğitim Sistemi, ULUSAL BENLİĞİ KAZANDIRMA ve KORUMADA sorumluluklarını yerine getirmekte midir?
Bu çok anlamlı soru için teşekkür ederim. Bir gözden geçirelim bakalım; yerine getirmekte midir?
- Çocuklarımız yazılı ve sözlü olarak Türkçeyi etkili kullanabilmekteler mi? Bıraktım çocuklarımızı, üniversiteyi dereceyle kazanmış, dereceyle mezun olmuş birçok gencimiz Türkçe sözcüklerin, deyimlerin anlamını bilmemekte; okuduklarını anlayamamaktalar. Sınavlarda paragrafların uzunluğundan şikayet etmekteler.
- Bıraktım çocuklarımızı, gençlerimizin, hatta bizi yönetenlerin, milletvekillerimizin pek çoğu Türkçeyi, tarihi, coğrafyayı bilmemekte; Cumhuriyet tarihine ve devrimlerine ilişkin bilgisi olmadan fikir yürütmektedirler. Türkçemizi, Tarihimizi, coğrafyamızı bilselerdi uluslararası sözleşmeleri İngilizce değil, Türkçe yaparlardı; Tarihimizi bilselerdi, emperyalistlerden borç alarak, vergilerimizi, ülkemizin kaynaklarını onların sömürmesine izin vermezlerdi; Ülkenin Gayri Safi Milli Hasılasının %80’ini %20’lik grup alıp adaletsiz bir gelir dağılımına neden olmazlardı. Ham madde satıp işlenmiş madde almazlardı. Kıt kaynakları, büyük bir lüks içinde Külliye’de, beş yıldızlı otellerde küçük bir azınlığa iftar davetleri vererek peynir, zeytini bile alamayacak duruma gelen işçinin, emeklinin, sade vatandaşın gözüne haberlerde sokmazlar; böyle bir adaletsizliğe neden olmazlardı…
- Amerika’da gözlediğim bir Coğrafya dersinde akıllı ülkelerin asla hammadde satıp işlenmiş madde almayacağı; akılsızların böyle davranacağı ve fakirlikten de kurtulamayacakları işleniyordu. Demek ki ULUSAL BENLİĞİMİZİ KORUMAK için dışa bağımlılıktan kurtulmamız gerekli; bu da ancak ÜRETMEKLE olur. DIŞARDAN TARIM ürünü, HAYVANCILIK ürünü, SANAYİİ ve TEKNOLOJİ ürünü İTHAL ederek değil; fabrikalarımızı işlemez hale getirerek yurt dışına kaçmalarına neden olarak değil; Özellikle ÜLKEMİZ için, VATAN SAVUNMAMIZ için, TAM BAĞIMSIZ YAŞAM için STRATEJİK ÖNEME SAHİP kurum, kuruluş, fabrika, ulaşım yol ve araçlarımızı, hastanelerimizi çeşitli ülkelere satarak değil… Bütün bunlar neden meydana gelmekte; liyakatsız kişilere yetki verip sorumluluk yüklemeyince; Ülkenin kıt kaynakları etkili ve verimli bir şekilde kullanılamamakta; sonuçta da yetişmiş insan gücümüz kendisine yurt dışında bir gelecek aramaya başlamakta; ÜLKÜ BİRLİĞİNDEN KOPMALAR meydana gelmektedir.
- Eğitim sistemimiz, 1980’li yıllardan başlayarak neoliberal politikalarla, 2000’li yıllardan itibaren de Avrupa Birliği uyum yasaları adı altında hızla MİLLİ olmaktan uzaklaşmış; MİLLET/ULUS kavramı erozyona uğratılmış; “Eğitimde çok kültürlülük” kavramı emperyalistler tarafından ULUS DEVLETLERİ YOK ETMEK üzere pompalanmış; niteliksiz, yalan yanlış yazılmış makalelerin bile Uluslararası dergilerde kabulünü sağlamıştır.
- Uluslarasılaşma/küreselleşme gibi emperyalizmin değirmenine su taşıyan kavramların uygulamaya konmasıyla az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin MİLLET OLMA/ULUS OLMA BİLİNÇLERİ/ ÖZGÜVENLERİ yok edilmeye çalışılmış; içerde ve dışarıda çeşitli dayatmalarla karşı karşıya bırakılmıştır. Etnik temele dayalı, ırkçı söylemlerle terör örgütleri oluşturulmuş; okullarda eğitim programlarından Millet/Ulus bilincini geliştiren konular, uygulamalar çıkarılmış (Örneğin; ANDIMIZI okumayı yasaklama, “Ne mutlu Türküm Diyene” özdeyişi kaldırılmış; ifade edene ırkçı, faşist gözüyle bakılmış; milliyetçilik ayaklar altına alınmıştır. T.C. (Türkiye Cumhuriyeti) ibareleri Devlet kurumlarının başlığından kaldırılmıştır. MİLLİ BAYRAMLARI halkla birlikte KUTLAMAMA; TÜRK YILDIZLARI’nın MİLLİ BAYRAMLARDA ANKARA’DA UÇMASINI ENGELLEME; Ankara’yı neredeyse fiili olarak başkent olmaktan çıkarma vb. Cumhuriyet Tarihi dersi sadece 8. Sınıf’ta 2 saat olarak yer almakta; İngilizce dört saattir. Ayrıca, gerek okullarında gerekse gözledikleri adaletsiz, liyakatsızlıklar çocukların, gençlerin Ülkelerine aidiyetlerini, milli değerlerini zedelemiştir.
Bütün bu uygulamaların sonucunda ülkelerine aidiyetleri zedelenen çocuklar, gençler geleceklerini yurt dışında aramaya yönelmişlerdir.
Son olarak neler söylemek istersiniz?
- SONUÇ OLARAK; TÜRK MİLLETİ/TÜRK ULUSU; din, mezhep, ırk, etnik kimlik üzerine kurulmamıştır. Türkiye’de yaşayan, vatandaşlık bağıyla Türkiye Cumhuriyetine bağlı herkes TÜRK’tür. Bu nedenle de her TÜRK yurttaşı dinine, ırkına cinsiyetine, mezhebine bakılmaksızın yasalar önünde eşittir. Bu durumda da; MİLLİ EĞİTİM SİSTEMİNİN temeli ADALET, LAİKLİK, LİYAKAT esasına dayalıdır.
ÇEDES, tarikatların Milli Eğitim Bakanı tarafından STK kabul edilmesi, medrese, sıbyan okulları, Ruhban okulunun açılmaya çalışılması vb. birçok uygulama, EĞİTİMDE TEVHİD-İ TEDRİSAT kanununa aykırıdır ve Milli birliği zedeleyici uygulamalardır. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI ivedilikle MİLLİ/ULUSAL BİRLİĞİ BÜTÜNLÜĞÜ SAĞLAYICI NİTELİKTE ÖNLEMLER ALMALI; ŞİMDİYE KADAR YAPTIĞI YANLIŞLARDAN DÖNMELİDİR.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK BU KONUDA NE DEMİŞTİR:
“Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlerin avıdır (başka milletlere yem olur) (Gazi Mustafa Kemal, 1923).
Sevgili hocam değerli bilgileriniz için size teşekkür ediyorum. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin...