Millet Mektepleri neden bu kadar önemlidir?

 TÜRKİYE VE EĞİTİM HEPİMİZİN
Şahin Aybek yazdı: Millet Mektepleri neden bu kadar önemlidir?

“Millet Mektepleri bir birikimin sonucudur. Bu okullar yaygın eğitim kurumudur. Halk eğitimini amaçlar.”

Prof. Dr. Şaduman Halıcı ile Millet Mekteplerini konuştuk.

Prof. Dr. Şaduman Halıcı

Hocam sizinle daha önce Latin Alfabesi’nin nasıl kabul edildiği sorusunu yanıtlamıştık. Hatta Latin alfabesi konusunun Cumhuriyetle birlikte değil çok daha önce Osmanlı döneminde aydınlarca tartışıldığını ancak uygulanamadığını konuşmuştuk. Latin Alfabesi Cumhuriyetin en önemli kültür devrimlerinden birisi. Bu devrim nasıl halka benimsetildi?

Hocam evet 1 Kasım 1928’de, Türk Harflerinin Kabul ve Uygulanması Hakkındaki Yasa kabul edilmiş, bazı değişikliklerle Türkçe ses yapısına uygun hale getirilen Latin alfabesi “Yeni Türk Alfabesi” olarak uygulamaya konmuştu. Türk Alfabesinin kabulü gerçekten büyük bir kültür devrimiydi. Aydınlar, özellikle öğretmenler bu devrimin en büyük destekçisi olmuştu. Ancak başarıya ulaşabilmesi için halkın bu devrimin yararını görmesi gerekiyordu. Zira halkın benimsemediği bir devrimin uzun soluklu olması beklenemez. Halkın devrimin yararını görmesi ise kısa sürede okuyup yazmayı öğrenebileceği ve yaşama geçirebileceği bir ortamın hazırlanmasına bağlıydı. İşte bu ortam Millet Mektepleriyle hazırlandı.

Hocam Millet Mektepleri konusu Latin Harflerinin kabulüyle mi günde geldi yoksa öncesinde bir hazırlık yapıldı mı?

Şahin Hocam, Millet Mektepleri bir birikimin sonucudur. Bu okullar yaygın eğitim kurumudur. Halk eğitimini amaçlar. Daha 1923 yılında EB İsmail Safa (Özler) Bey’in bakanlığı döneminde İlköğretim Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak Halk Eğitim Bürosu kurulmuştur. Bu büro halk eğitimi çalışmalarını yürütme görevi verilmiştir. 1924 yılında ise Cumhuriyetin eğitim seferberliği başlamış, dünyanın tanınmış eğitim uzmanları Türkiye’ye davet edilmiştir. Gelenlerden biri Colombia Üniversitesi’nden de Prof. Dr. John Dewey’dir ve incelemeleri sonucunda bir rapor hazırlamıştır. Raporunda pek çok öneri sunar. Bu önerilerden biri de halk eğitimine yöneliktir; zirai eğitim, olgunlaşma eğitimi, ekonomik yardımlaşmaya yönelik eğitim ve halk mektepleri üzerine araştırma yapmak üzere Danimarka’ya bir komisyon gönderilmesini önermiştir.

Özellikle 1830’da kurulmaya

başlanan Danimarka Halk Okulları’ndan çok etkilenmiştir. Millet Mektepleri bu birikimin sonucudur.

Hocam bu okulların açılmasında Cumhurbaşkanı kadar Başbakan İsmet Paşa’nın da rolü büyük. Onun düşünceleri hakkında bizi bilgilendirebilir misiniz?

Hocam Millet Mektepleri üç devrimcinin, Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa ve genç Eğitim Bakanı (35 yaşında) Mustafa Necati Bey’in akılcı ve vatansever duruşunun ifadesidir. İsmet Paşa daha yeni harflerin kabul edildiği gün TBMM’de Millet Mekteplerinin kurulacağını duyurmuştur. Bu duyurusu aslında amacı da ortaya koyar. Yeni Türk Harflerinin okuma yazmayı kolaylaştırdığını vurgulayan Başbakan der ki: “Bu kolaylıktan hakkıyla yararlanmak ve bunun sonuçlarını birkaç yıl içinde gözle görülür bir hale getirmek için hükümet ciddi mesai harcayacaktır.” Ardından millet mekteplerini “kolaylık” olarak anar ve Hükümetin bu kolaylığı bütün memlekette işinde, tarlasında fabrikasında çalışan vatandaşların ayaklarının ucuna getirileceğini vurgular. Bu eğitimin de yetkin öğretmenlerle ve kolaylıkla sağlanabilecek araçlarla yapılacağına işaret eder. Beklentisini de ortaya koyar ve derki “memurlarımız ve bu memleketin aydın evlatları bu sene, gelecek sene ve birkaç sene içinde bu alfabe ile vatandaşların tamamen okuyup yazması için ellerinden gelecekleri yapacaklardır.” Başbakan 8 Kasım’da da okulların bütün kentlerde ve köylerde acılaşacağına, vatandaşların işlerin en uygun olduğu dönemlerde iki ya da dört ay süreyle açılacak kurslara devam edeceğine de dikkati çekti. Uygun zaman bulamayan, kurslara gelemeyenler için de gezici bir öğretmenler örgütü oluşturulacaktı. TBMM de gerekli giderleri karşılamak üzen Eğitim Bakanlığı bütçesine 400 bin lira ek ödenek verdi.

Hocam Millet Mekteplerinin açılması için ayrı bir yasa mı çıkarıldı?

Hayır Hocam bir yönetmelik çıkarıldı. Millet Mektepleri Talimatnamesi. 52 maddeden oluşan yönetmeliği Eğitim Bakanı Mustafa Necati Bey hazırladı. 11 Kasım 1928 günü Bakanlar Kurulu’nda onaylandı ve kararname yayınlandı. 24 Kasım 1928’de ise Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelik okur yazar olsun ya da olmasın 16-30 yaş arasında olan her Türk vatandaşının bu okullarda eğitim almasını zorunlu tutmuştu. Ayrıca okulların amacını, öğretimin nasıl yapılacağını, öğretmenlerin ve müfettişlerin görevlerini, dershaneler için yapılacak harcamaların nasıl karşılanacağını ve kursları başarıyla bitirenlere verilecek belgeleri ayrıntılı olarak belirledi.

Hocam yönetmelikte belirlenen amaç neydi?

Amacın başında TBMM’nin Türk dilinin kişisel ve genel, özel ve resmi bütün yazışmaların Türk harfleriyle yapılmasını öngören yasa ile yapılmasını kabul ettiğine işaret edilmişti. Ardından da bu yasaya dayanılarak uygulamaya açıklık getirilmesi, yön verilmesi için yeni Türk harflerinin kısa bir zamanda ve kolaylıkla herkese okuyup yazabilmek olanağını veren niteliğinden Türk milletini olabildiğince yararlandırmak ve bütün halkı hızla okur yazar duruma getirmek amaçlanıyor denilmişti.

Peki Hocam bu amaca nasıl ulaşıldı. Millet Mektepleri nasıl çalıştı?

Şahin Hocam, Millet Mektepleri bütün ülkede 1 Ocak 1929 günü açıldı. Ne yazık ki o gün Mustafa Necati Bey vefat etti. Okulların açıldığını göremedi. Onun hazırladığı yönetmelik doğrultusunda okuma yazma bilmeyen vatandaşlar için 4 ay süreli A Kursları açıldı. Okuma yazma bilenler için açılan kurslar ise B Kursları oldu ki bunlar 2 ay süreliydi. Uygulama ilerledikçe bu ilk yönetmelikte kimi eksikler görüldü. Bu eksikler 22 Eylül 1928’da çıkarılan ikinci yönetmelikle düzenlendi. Madde sayısı 56’ya çıktı. Amaç daha net ortaya kondu. Millet Mekteplerinin Türkiye halkını okuyup yazabilecek bir hale getirmek ve ona yaşamı ve geçimi için gerekli olan ana bilgileri kazandırmak amacıyla açıldığı vurgulandı. Devam edecek yaş aralığı da 16-30’dan, 16-45’e çıkarılarak hedef kitle genişletildi. Örgütlenmesinde sabit ve seyyar olmak üzere A ve B derslikleri, halk okuma odaları ile köy yatı derslikleri yer aldı. A ve B dersliklerinde eğitim her yıl 1 Kasım’da başladı, şubat sonuna kadar sürdü. B derslikleri A dersliğini bitirenlerin girebilecekleri bir üst sınıfa dönüştürüldü. Böylece B dersliklerinde okuma yazma dışında bu okullara gelenler için pratik bilgiler verilebilmesi sağlandı.

Peki hocam Seyyar derslikler neden kuruldu ve nasıl çalıştı?

Şahin Hocam, Sabit Mektepler genellikle okul olan yerlerde açılan eğitim kurumlarıdır. Seyyar dersliklerden kasıt gezici eğitim kurumudur. Okul bulunmayan köylerde seyyar derslik açılması öngörülmüştü 1928 yönetmeliğinde en az bir buçuk ay eğitim verilmesi öngörülmüştü. 1929 Yönetmeliğinde ise eğitim dönemi de Kasım-Şubat arası yani dört aydı. Görev yapılacak yerler ise köy ihtiyar heyetlerince belirlendi. Buraların ısıtılması, aydınlatılması, döşenmesi gibi giderler varsa köy sandığından yoksa köy halkının katkılarıyla karşılandı. Seyyar öğretmenler göreve giderken yanların tebeşir, kâğıt, kalem, defter, kitap gibi gerekli malzemeyi de beraberinde götürdü. İkili eğitim öngörülmüştü. Öğretmenler bu gereksinimleri için ayda elli lirayı geçmemek üzere ödenek alabildi. Köylüye yük olmamaları, onu sıkıntıya sokacak isteklerden kaçınmaları konusunda da özellikle uyarıldılar. Öğleden önce 12-16 yaş aralığı gençler, öğleden sonra 17-45 arası yetişkinler eğitim gördü.

Köy Yatı Derslikleri ve Halk Okuma Odaları nasıl çalıştı hocam?

1929 yönetmeliğinde öngörülmüştü Köy Yatı Derslikleri. İl İdare Heyetlerinin desteği altında ekonomik koşullara bağlı olarak illerde ya da kaza merkezlerinde kurulması planlanmıştı. 12-18 yaş aralığında zeki çocuklara okuma yazma öğretmek ve aydın birey olarak yetiştirmek amaçlanmıştı. Yoksul çocuklardan ücret alınmadı. Durumu iyi olanlardan yılda dört taksitle 100 lira alındı. Giderleri Millet Mektepleri bütçesinden karşılandı. 1930 yılında Afyon’da 5, Kastamonu, Tosya ve Tekirdağ’da 1’er olmak üzere toplam 8 adet açılan bu okullar Köy Enstitülerinin de habercisi oldu. Halk Okuma Odaları ise bütün kentlerde, kasaba ve köylerde okuma-yazma öğrenmiş vatandaşların yararlı bilgiler edinmesi ve kültürel gelişimlerini sürdürmeleri için açılmıştı. Amaç mutlu ve aydın vatandaş yaratmaktı. Masrafları Millet Mektepleri bütçesinden karşılanmıştı. Temiz ve düzenli olmak koşuluyla bir evin odasında ya da boş bir dükkânda bile açılabilmişti. Okuma odaları konferansların da düzenlendiği

mekanlar oldu. 1933 yılına kadar 119’u kentlerde, 659’u köylerde olmak üzere toplam 778 oda açılmıştı. 5885’i kadın, 51.294’ü erkek olmak üzere 57.179 kişi bu odalara devam etti. Millet Mekteplerini bitirenlerin okuma yazma alışkanlığını sürdürmesine katkı sağlayan bu odalar dışında ayrıca haftalık bir dergi de yayımlandı. Halk Mecmuası adı verilen derginin ilk sayısı 11 Şubat 1929’da yayınlandı.

Hocam belli yaş grupları için okullara devam zorunluluğundan bahsetmiştiniz. Devam etmeyenler için yaptırım uygulandı mı?

Evet Hocam, Vatandaşların kurslara devamları zorunlu tutulmuş, yazılmayanlardan ya da devam etmeyenlerden İl Meclisleri kararına göre 5-60 lira para cezası alınması öngörülmüştü. Derslere devam konusuna da büyük önem verilmişti. Üçte ikisine devam etmeyen öğrenciler bitirme sınavlarına alınmamıştı.

Hocam Millet Mektepleri mezunlarına diploma verildi mi?

Evet o dönemde adı şehadetname yani çıkış belgesi. “Millet Mektebi Şahadetnamesi” verilmiştir. A ve B dershanelerini tamamlayan en başarılı 3 öğrenciye bizzat Mustafa Kemal Paşa tarafından imzalanan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu yani Anayasa da armağan edilmiştir. Ayrıca bu kurumlardan mezun olan vatandaşlara ziraat, ticaret ve sanayi kurslarına girişte öncelik de sağlanmıştır.

Hocam son olarak Millet Mektepleri’nin bilançosu nedir, kaç kişi eğitim almıştır ya da mezun olmuştur bu okullarda?

İlk yılda 20.487 derslik açılmış, devam eden öğrenci sayısı 1.075.500 kişiyi bulmuştur. Okuma yazma öğrenerek belge alanların sayısı da 485.632 erkek, 111.378 kadın olmak üzere 597.010’a ulaşmıştır. 1928-1935 yılları arasında Türkiye genelinde toplam 60.373 Millet Mektebi açılır. 1928-1935 arası dönemde kentlerde 9.818 erkek, 4.198 kadın ve 26’sı karma olmak üzere toplam 14.036 A dersliği açılmıştır hocam. Buralarda 19.089 öğretmen görev yapmıştır. A Dersliklerinden toplam olarak, 255.487’si erkek ve 116.484’ü kadın olmak üzere 391.966 yetişkin belge alınmıştır. Bu duruma göre; kentlerdeki başarı oranı % 51.2 dir. Aynı yıllar arasında açılan ve köylerde çalışmalarını sürdüren A dersliklerinden 26.163’ü erkek, 8.655’i kadın ve 139’u da karma olmak üzere toplam 34.957 adet açılmıştır. Bu dersliklerde 32.727 öğretmen görev almış, dersliklerde 1.008.331’i erkek ve 480.361’i kadın olmak üzere 1.488.692 kişi devam etmiştir. Bunlardan 493.709’u erkek ve 160.136’sı kadın olmak üzere 653.845’i belge almıştır. Köylerde başarı oranı %46,6’dır.

B dersliklerine bakacak olursak kentlerde 4.402 erkek, 1.101 kadın ve 6 karma olmak üzere 5.509 derslik açılmıştır. 130.798’i erkek, 66.141’i kadın olan 196.939 yetişkin devam etmiştir. Kentlerde belge alanların genel toplamı ise 104.784’ü erkek, 43.927’si kadın olmak üzere 138.711’i bulmuştur. Bu dersliklerin başarı oranı %53,2’yi bulmuştur. Köylerde açılan B dersliklerin sayısı da 26.163 erkek, 8.655 kadın ve 139 karma olmak üzere toplam 34.957’yi bulmuş, bu dersliklerde 32.727 öğretmen görev almıştır. Köylerdeki dersliklere de 142.191’i erkek,42.308’i kadın olmak üzere 184.514 yetişkin devam etmiştir. Belge alanların kadın-erkek toplam sayısı 119.385’i bulmuştur.

Bu dersliklerin Türkiye genelindeki başarı oranı ise, %70,3’ü bulmaktadır. Bu çalışmalar sonucunda, 1927 yılında Türkiye’de okur-yazarlık oranı %10,5 iken, bu oranın 1935 yılında %20,4’e yükselmiştir. 1927 yılında erkeklerde okur-yazarlık oranı %13, kadınlarda %4 iken, bu oranlar 1935 yılında erkeklerde %29,3’e, kadınlarda ise %10,5’e çıkmıştır. Başka bir anlatımla, erkeklerdeki okur-yazarlık düzeyi %16,9, kadınlardaki okuryazarlık düzeyinde ise %6,5’lik bir artma dikkati çekmektedir. Bu oranlarda 1928-35 öğretim dönemlerinde ilkokulları bitiren öğrencilerin sayısı da dahildir. Ancak bunların belirtilen oran içindeki yeri ancak %1,3’tür. Bu oran düşüldükten sonra ortaya çıkan 19.1’lik oran Millet Mekteplerinin çalışmaları sonucunda sağlanabilmiştir. Bu ise, Türkiye’de okur-yazar oranının yılda ortalama olarak %2,7 yükseltildiği anlamına gelmektedir.

Hocam son olarak biz bugün bile bu büyük ivmeyi takdir etmiyoruz. Merak ettim, o dönemde hiç Batı basınında yer alıyor mu bu gelişmeler?

Almaz mı Hocam, biliyorsunuz o günlerde Dünyanın bir gözü hep Kemalist Türkiye’de. Örneğin 3 Ocak 1929 günü The NewYork Times “eğitim alanında yiğitçe bir atılım” olarak değerlendiriyor Millet Mekteplerinin açılışını. “Türkiye hiç değilse bir bakımdan eski Cumhuriyetleri utandıracak biçimde yeni yıla girdi... Dört ay içinde Türkiye’nin okur yazar bir ülke olması planlanmıştır. Biz kendi beyaz çocuklarımız arasındaki okur yazarlık oranını 150 yılda yükseltebildik!” der gazete aynı zamanda.

The National Geographic Magazine’in ocak sayısında da, “kalem kılıçtan daha güçlüyse, Türkiye yeni zaferler kazanma yolundadır” der. İngiltere’de Heceyi Sadeleştirme Derneği’nin Glasgow Şubesi üyelerinin, Cumhurbaşkanı Atatürk’ü Türk abecesini sadeleştirmesinden ötürü kutlamaları ise, ayrı bir önem taşır. Atatürk onlara verdiği yanıtta, yaşlı kimselerin okuma yazma öğrenmekten duydukları sevincin daha belirgin olduğunu vurgulayarak, bunun uluslararası ilişkileri kolaylaştıracağını belirtmesi de aynı derecede önemlidir.

Sevgili hocam değerli bilgileriniz için size teşekkür ediyorum. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin...

Eğitim Haberleri