YÖN/FİKRET BİLÂ
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü dün Türkiye’de ve dünyada kutlandı.
Kadın örgütleri; kadının insanları, kadının özgürlüğü, kadın-erkek eşitliği konularındaki taleplerini gündeme getirdiler.
Kadının sömürülmesi insanlık tarihi kadar eskidir.
Bu sömürü özellikle insanların yerleşik yaşama geçtikleri 12 bin yıl önceye, M.Ö 10 bin yılına kadar eskiye gider.
Erkekler önce kadının dünyaya çocuk getirmeleri nedeniyle kadına tapmışlardır.
Ancak çocuk oluşumunda kendi fonksiyonlarının bulunduğunu anladıktan sonra erkekler, kadını ve çocuklarını kendi malı gibi görmeye ve sömürmeye başlamışlardır.
Erkek gücüne dayanarak kadının ürettiği tarımsal ürünlere el koymuşlar, kadının emeğine sömürmeye başlamışlardır.
Erkek hakimiyeti kadının yaşam hakkını bile elinden alacak kadar ileri gitmiştir.
Bugün 21. yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken kadının başta yaşam hakkı olmak üzere tüm insan hakları erkeklerin tehdidi altındadır.
Devlet ve toplumun erkek egemen biçimde örgütlenmesi kadının eşit haklara sahip olmasına, toplumsal yaşama gereği gibi katılmasına engel olmaya devam ediyor.
Türkiye kadın haklarının tanınması konusunda Atatürk’ün liderliğinde öncü ülkelerden biri olmuştur.
Atatürk, gerçekleştirdiği devrimlerle, kız çocuklarını ve kadınları çarşaftan çıkarmış, erkek çocuklarla birlikte eğitim hayatına katmış, erkekler gibi doktor, mühendis, yargıç, avukat olmalarını sağlamıştır.
Yine Atatürk, kadına seçme ve seçilme hakkını birçok Avrupa ülkesinden önce sağlamış, muhtar, belediye başkanı, milletvekili, bakan, başbakan olmalarının yolunu açmıştır.
Ancak Türkiye’nin Atatürk’ün açtığı bu yolda çok mesafe katettiği maalesef söylenemez.
Bugün Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri kadına şiddet ve kadın cinayetleridir.
Türkiye’de Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun araştırmalarına göre son yılda cinayete kurban giden kadın sayıları şöyledir:
2024: 394 cinayet, 259 şüpheli ölüm
2022: 334 cinayet, 245 şüpheli ölüm
2021: 280 cinayet, 217 şüpheli ölüm
2020: 300 cinayet, 171 şüpheli ölüm
2019: 474 cinayet, 115 şüpheli ölüm
2018: 440 cinayet
2017: 409 cinayet
2016: 328 cinayet
2015: 303 cinayet
2014: 294 cinayet
Kadın Dernekleri Federasyonu’nun araştırmasına göre de 2026 Şubat ayında cinayete kurban giden kadın sayısı 22’dir.
Bu tablo başta kadın yaşam hakkı olmak üzere insan haklarının güvence altında olmadığını gösteriyor.
Kadının bu haklarının güvence altına alınabilmesi için Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) alınması gereken önlemleri açıkladı.
EŞİK’in talepleri şöyle:
“Şiddet üzerine uzmanlaşmış kadın örgütleriyle birlikte kadınlara karşı her türlü şiddetle mücadele için acil bir eylem planı oluşturulmalıdır.
İstanbul Sözleşmesi içeriği yürürlüktedir. Sözleşme sadece merkezi iktidarı değil; Meclis, yargı, tüm yerel yönetimler, üniversiteler, siyasi partiler, sendikalar, medya, meslek odaları, spor kulüpleri ve herkesi bağlamaktadır. Derhal eksiksiz ve etkin şekilde uygulanmaya başlanmalıdır.
6284 sayılı kadına karşı şiddetin önlenmesi yasasının etkin uygulanması sağlanmalı, bağımsız izleme mekanizmaları kurulmalıdır.
Kadın cinayetlerini önlemek için risk değerlendirme ve yönetim birimleri kurulmalıdır.
7/24 çalışacak kadınlara özgülenmiş, ücretsiz ve etkin, ülke çapında aktif bir Alo Şiddet Hattı, her semte kadın danışma merkezi, her 100 bin nüfusa en az bir sığınak, her 200 bin nüfusa en az bir cinsel şiddet kriz merkezi açılarak şiddetle ilgili ulusal mücadele ağı bir an önce kurulmalıdır.
Şiddet mağdurlarına yönelik tıbbi, psikolojik ve hukuki danışmanlık hizmetleri ücretsiz olarak sağlanmalı ve tüm kadınlar için erişilebilir hale getirilmelidir.
Sığınaklar ve şiddet önleme merkezlerinin sayıları derhal artırılmalı, mevcut olanlar nicelik ve nitelik olarak güçlendirilmeli ve şeffaf şekilde izlenmelidir.
Şiddetten uzaklaşan kadınların ve çocukların sığınakta kaldıktan sonra tamamen bağımsız bir yaşama geçebilmesi için sığınak sonrası geçiş evleri açılmalı, sığınak ile bağımsız yaşam arasında köprü oluşturulmalıdır.
Şiddete uğrayan kadınlara bağımsız bir yaşam kurmak için ihtiyaç duyduğu barınma, eğitim, sağlık, istihdam, kreş ve maddi yardım olanakları sağlanmalıdır.
Aile hukukunda arabuluculuk ve uzlaştırma, kadın erkek eşitliği sağlanana dek kesin şekilde yasaklanmalıdır.”
Bu talepler iktidar ve muhalefet partileri tarafından dikkate alınmalı ve Meclis’te gerekli yasal düzenleme yapılmalıdır.