John Dewey'in Türk eğitim sistemine nasıl etkileri olmuştur?

 TÜRKİYE VE EĞİTİM HEPİMİZİN
Şahin Aybek yazdı: John Dewey'in Türk eğitim sistemine nasıl etkileri olmuştur?

"İlki demokratik bir rejimde nasıl bir eğitim sistemi uygulanması gerektiğidir. İkincisi ise demokratik topluma uygun öğretmen kadrosu nasıl yetiştirilmelidir sorusudur."

Prof. Dr. Şaduman Halıcı ile John Dewey’in Atatürk dönemi eğitim politikalarına etkisini konuştuk.

Prof. Dr. Şaduman Halıcı

Hocam bir önceki hafta sizinle Millet Mekteplerini konuşurken bu okulların açılmasında John Dewey’in Raporlarının ve bu raporlarda Danimarka’daki Halk Okullarının incelenmesi önerisinin etkisinden bahsetmiştik. Bugün isterseniz Dewey’den ve onun Atatürk dönemi eğitim politikalarına etkisinden söz edelim. Önce Dewey kimdir bize tanıtır mısınız?

Tabii ki hocam. John Dewey Amerikalı felsefeci, toplum bilimci ve eğitimcidir. 1859 yılından 1952 yılına kadar süren 93 yıllık yaşamını özgür eğitime adamıştır. Aydınlanma Dönemi değerlerinden beslenen özgürlükçü eğitimin önemli temsilcilerindendir. 1896 yılında Chicago Üniversitesinde kurduğu Laboratuvar Okulu ile 4-14 yaş gurubu çocukların aktif öğretim yöntemleri konusunda eğitim vermiştir. Dewey demokrasi ve demokratik eğitim düşüncesini bilimsel toplum yaratmanın başat koşulu olarak görmüştür. Özetle diyebilirim ki o yaşamı boyunca demokrasi ile eğitimi eş anlamda görmüştür. Eğitimi devlet etkinliği olarak tanımlar. Devlet destekli eğitimin yurttaşlık bilincinin oluşumunda, bu bilincin ise ulus devlet idealinin gerçekleşmesinde başat rol oynadığına dikkati çeker.

Peki Hocam bu kadar etkili ve önemli bir eğitimciden Türkiye nasıl haberdar olmuştur. Daha 1924 yılında Türkiye’ye nasıl gelebilmiştir?

John Dewey (solda) / Charles Richard Crane (sağda)

Hocam Dewey’in Türkiye’ye davet edilmesini sağlayan isim Charles Richard Crane’dir. Crane Amerikalı ünlü bir zengindir. Amerika’da okuyan Türk öğrencilere burs sağlayan bir isimdir. Biz Crane’i daha çok Millî Mücadele döneminden tanıyoruz. 1919 yılında dünya savaşının yenenleri Paris Barış Konferansında toplandığında ABD Başkanı Woodrow Wilson bir komisyon kurulmasını önermiştir. Komisyonun görevi Osmanlı topraklarında yaşayan halkın manda yönetimi hakkındaki görüşlerini belirlemektir. İngiltere ve Fransa komisyona üye vermeyi reddedince bu komisyonun çalışmaları Amerikalı üyeler Henry Churchill King ve Charles Richard Crane tarafından yürütülmüştür. 1919 yılı haziran ve temmuz aylarında Filistin, Suriye ve Lübnan’ın yanı sıra Anadolu’da da incelemeler yapmış, Anadolu’da Türklerin çoğunlukta bulunduğu bölgelerin bölünmemesi gerektiğini vurgulamıştır. Yani Wilson İlkelerinin 12. Maddesiyle uyumlu bir rapor yazmıştır. Hem bu nedenle hem öğrencilere verdiği burs desteğiyle Atatürk ve arkadaşlarınca saygındır. Crain daha 1923 yılı Ağustos ayında Eğitim Bakanlığına Türk eğitimi ile ilgili planlar hazırlamak üzere Dewey’in davet edilmesini önerir. Hatta masrafları da kendisinin karşılayacağını bildirir. O günlerde Türkiye de eğitim-öğretim konusunda ciddi hazırlıklar vardır. Yani Tevhid-i Tedrisat/Öğrenimin Birleştirilmesi yasasının hazırlıkları yapılmaktadır. Eğitim Bakanı İsmail Safa (Özler) Bey de 1923 Eylül ayında Dewey’e davet mektubu gönderir. Böylece Türkiye’ye gelişi için önemli bir adım atılır.

Peki hocam Türkiye’nin amacı nedir? Daha doğrusu Dewey’den beklentisi nedir?

Beklenti iki temel soruya yanıt vermesidir. İlki demokratik bir rejimde nasıl bir eğitim sistemi uygulanması gerektiğidir. İkincisi ise demokratik topluma uygun öğretmen kadrosu nasıl yetiştirilmelidir sorusudur. Bu iki konuda düşüncelerini sunması beklenmiştir.

Hocam Dewey Türkiye’yi, Türk eğitiminin sorunlarını tanıyor mu nasıl bu sorulara yanıt verecek sorusunu akla geliyor.

Türkiye hem milli mücadelesi, hem Lozan’daki zaferi hem de hızla giriştiği devrimlerle zaten tanınan bir ülke. Crain’den ilk bilgileri alması da çok muhtemel. Ancak Türk eğitimi ile ilgili asıl bilgiyi Türkiye’de edindiğini söylemek daha doğru olur. 19 Temmuz 1924 günü İstanbul’a gelir Dewey. O günlerde Eğitim Müsteşarı Fuat (Köprülü) Bey’dir. Türk eğitim sistemi ile ilgili detaylı bilgiyi ondan alır. Darülfünun Emini İsmayıl Hakkı (Baltacıoğlu) ile de görüşür. 30 Temmuzdan itibaren de İstanbul’daki okulları gezmeye başlar. Yine o günlerde erkek ve kız öğretmen okulları mezunlarının dernek toplantısı vardır. Bu toplantılarda eğitim ve öğretmen sorunları konuşulur. Sorunlar Dewey’e de iletilir, zira 31 Temmuz’da öğretmen Asım Bey ile birlikte Erkek Öğretmen Okulu’na giderek dernek üyeleriyle sohbet eder. Bu sohbet sırasında kadın ve erkeklerin bir arada sorunları tartışmasından duyduğu “bahtiyarlığı” da dile getirir. Sohbet sırasında söylediği bir cümle özellikle önemlidir. Ben memleketinizin ihtiyaçlarını sizin kadar bilemem, ancak ihtiyaçları sizden öğrenerek öneriler sunabilirim der. Yani İstanbul’a gelir gelmez ilgili kurum, kişi ve sivil toplum örgütleriyle görüşmeler yaparak kendisini donatır. Uzmanlık alanı olan uygulama konusunda önerilerini belirlemeye başlar.

İleri, 23 Temmuz 1924, s. 3

“Muallim ve Muallimeler- Darülmuallimin ve Darülmuallimat Mezunları Cemiyeti’nin Senelik Kongresi Üçüncü İçtimaında Bazı Mühim Kararlar Verildi”

Yalnızca İstanbul’da mı incelemeye yapıyor Dewey hocam.

Hayır hocam 14 Ağustos’tan itibaren incelemelerini Ankara’da sürdürüyor. Eğitim Bakanı Vasıf Çınar ile görüşür. Ankara Öğretmenler (Muallimler) Derneği’ni ziyaret eder görüş alışverişi yapar. 22 Ağustos’ta birliğin toplantılarına katılır. Ağustos sonunda İstanbul’a döner. Ancak şunu hemen vurgulamak isterim üç aylık incelemeleri sonucunda Türkiye’den ayrılan Dewey okulların tatil olması nedeniyle okullardaki uygulamayı görme olanağı bulamamıştır. Buna karşın okul binaları, derslikler, okullarda kullanılan materyaller hakkında bilgi sahibi olmuş, ilki Türkiye’de, ikincisi Amerikada olmak üzere iki rapor hazırlayarak sunmuştur. Bu iki rapor birbirini tamamlar nitelikte hazırlanmıştır.

Bu raporlarda dikkati çeken hususları kısaca vurgular mısınız hocam.

Öncelikle Türk Eğitiminin izleyeceği gayeyi belirlemek konusunda bir sorun olmadığını vurgulaması önemlidir. Dewey, Türkiye’nin uygar milletler arasında mükemmel bir uzuv olarak canlı, özgür, bağımsız, laik bir cumhuriyet olarak geliştiğine işaret eder. Ardından sekiz başlıkta sorunları ele alır. Bunlar program, eğitim bakanlığının örgütlenmesi, öğretmenlerin yetiştirilmesi ve refahı, okul sistemi, sağlık ve sağlığın korunması, okul disiplini ve çeşitli maddeler başlığını taşır.

Öğretmen yetiştirilmesi konusundaki saptama ve önerileri dikkate değerdir. Okullarda ders çeşitliliğinin sağlanması, yabancı dildeki eserlerin çevrilerek bu eserlerin tartışılması, deneyimlerin paylaşılacağı ortam ya da kulüpler kurulması kısaca dünya ile bütünleşmiş akılcı öğretmenler yetiştirilmesi önerisi vardır.

Okul sistemi konusunda benim özellikle dikkatimi çeken ve her fırsatta vurguladığım bir saptaması ve önerisi vardır. Bu saptama okulların ilkokuldan başlayarak programlarını öğrencileri üniversiteye hazırlamak amacına yönlendirmesidir. Dewey bunu doğru bulmaz. Bu sistemin ilkokulu bitiren ya da üniversiteye gitmeyen öğrencilerin kendisini ifade etmelerine olanak tanımadığını vurgular. Yani günümüzdeki deyimiyle meslek okulu düşüncesinin eksikliğine işaret eder. İlk okuldan sonra tarım, sanayi, ticaret gibi farklı alanlarda okul açılması gerektiğine işaret eder. Günümüzde hala süren ara eleman sorununa o gün önerdiği bir çözümdür bu.

Son olarak bir vurgusunu da belirtmek isterim ki bu da okuldaki derslerle yaşam arasında bir bağ kurulması zorunluluğunu vurgulamış olmasıdır.

Üniversiteler konusundaki önerileri kısıtlı olsa da önemlidir. Düşüncenin gelişimine hizmet etmesini savunur üniversitelerin. Başarılı öğrencilerin yurt dışına gönderilmesi ya da ülkenin tek üniversitesinde bir arkeoloji bölümü kurulması da önerileri arasında yer bulur.

Hocam Dewey’in önerileri uygulamaya konabildi mi?

Evet Hocam, Mustafa Necati Bey’in Eğitim Bakanlığı döneminde raporlarda vurgulanan öneriler uygulanmaya başlanmıştır. Dewey’in, Türkiye’de üretken, temel yaşam becerilerini esas alan, yetenekleri geliştirici ve demokratik esaslara bağlı çağdaş okulların yaygınlaştırılması önerisi benimsenmiştir. Mustafa Necati Bey Dewey’in “Demokrasi ve Eğitim” başlıklı kitabını çevirterek öğretmenlere ve öğretmen okullarına imzasıyla dağıtır. Böylece gözleri eğitime çeker. Petrov’un “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” kitabını çevirterek de köylere, topluma ve aydınlanmada eğitimin gücüne işaret edilir. Onun döneminde Dewey’in demokratik eğitim anlayışı benimsenir. “Öğretmen nasıl olursa okullar da öyle olur” anlaşışından hareketle okulları iyileştirme, öğretmenlerin mesleki donanımı ve refah düzeylerinin artırılması konusunda önemli yol alınır. Ortaokullar için öğretmen, ilköğretim için müfettiş yetiştirmek, araştırma ve inceleme yaparak yayınlamak, dünyada eğitim konusundaki gelişmeleri yakından izleyerek yaymak amacıyla Gazi Eğitim Enstitüsü 1926 yılında kurulur. Rapordaki bazı öneriler de 1926 programına yansır. Örneğin 1926 programıyla, dersler arasındaki ilişkilere önem verilir, eski programda “Tabiat Tetkiki”, “Yurt Bilgisi”, “Tarih ve Coğrafya”, “Sağlık Bilgisi” dersleri ayrı ayrı gösterilirken yeni programda bu dersler “Hayat Bilgisi” adı altında birleştirilir ve “eğitimin bel kemiğini oluşturan mihver ders” olarak kabul edilir. Hayat Bilgisi ne güzel isim değil mi? Eğitim hayattır, hayat eğitimdir çünkü…

Sevgili hocam değerli bilgileriniz için size teşekkür ediyorum. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin...

Eğitim Haberleri