İran füzeleri ve Bahçeli’nin NATO sözleri

Uğur Ergan yazdı: İran füzeleri ve Bahçeli’nin NATO sözleri

İran tarafından dün Türkiye’ye ikinci bir balistik füze daha gönderilince aklıma, dört yıl önce yine MHP lideri Devlet Bahçeli’nin başlattığı tartışma geldi.

Millet olarak yakın geçmişi bile çabuk unutuyoruz, o nedenle hatırlamakta fayda var.

Rusya-Ukrayna savaşı başlayınca tarafsız olmakla övünen İsveç ve Finlandiya arkalarına o dönem ABD’deki Biden yönetimini de alarak NATO’nun kapısını çalmışlardı.

AKP iktidarı da fırsat bu fırsat deyip, “Terör örgütleriyle mücadele, iki ülkenin terörle mücadele yasalarında değişiklik, silah ambargosunun kaldırılması, Türkiye’nin AB üyeliğine tam destek” gibi konuları pazarlık masasına koymuştu.

Bu taleplerin ne kadarı karşılandı hala tartışma konusu ama sonunda Washington bilek bükme gücünü gösterince, Ankara iki ülkenin NATO üyeliğine onay verdi.

Bu süreçte en sert açıklamalardan birisi Bahçeli’den gelmişti.

MHP lideri 24 Mayıs 2022’de partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, “İsveç PKK’nın Avrupa’daki kuluçka ülkesidir. İsveç ikinci Kandil Dağı’dır” sözleriyle Stockholm yönetimine yüklenip, şu öneride bulunmuştu:

“Türkiye seçeneksiz değildir. Türkiye çaresiz değildir. Eğer şartlar içinden çıkılmaz hale bürünürse NATO'dan ayrılmak bile alternatif bir tercih olarak gündeme alınmalıdır."

İnsan şimdi ister istemez düşünüyor, “Ya, iktidar bu teklife olumlu yaklaşıp NATO’nun 13. maddesini devreye sokmuş olsaydı” diye.

İran’dan Türkiye’ye fırlatılan füzeler nasıl yakalanıp, imha edilirdi?

Seçenek, İran savaşında sus pus olmuş Rusya ve Çin’e güvenmek mi olurdu?

Birileri bu soruları şimdi yanıtlar mı acaba?

EKONOMİYE DARBE VURUYOR

ABD-İsrail saldırılarıyla başlayan İran savaşı artık dünya ekonomisine, dolayısıyla her bireyin cebine darbe vurmaya başladı.

Bu darbeyi, Türkiye gibi kronikleşmiş ekonomik kriz içinde yaşam mücadelesi veren insanlar daha çok hissediyor.

Bunun nedeni, İran’ın bölge ülkelerindeki ABD üslerini hedef almasının yanı sıra dünyanın enerji ihtiyacının karşılanması açısından büyük öneme sahip Hürmüz Boğazı’nı kapatma hamleleri ve buradan geçmeye çalışan petrol tankerlerini vurması.

İran’ın bölge ülkelerindeki ABD üslerini hedef alarak savaşı yayma çabalarına rağmen, ağır darbeler aldığı bir gerçek.

Buna rağmen savaşın gidişatının İran tarafında ne yöne evrileceğini söyleyebilmek şu aşamada mümkün değil.

Ancak gidişatın Trump-Netenyahu ikilisinin kafasındaki “İran’daki mevcut yapı hemen devrilmeli. Bizim istediğimiz göreve gelmeli” planlamasına uygun şekilde olduğu pek söylenemez.

The Economist’in “Stratejisiz savaş” kapağı sanırım ABD’nin içinde bulunduğu durumu göstermesi açısından önemli.

CENTCOM’un İran halkına yönelik çağrı yapıp, evlerinden çıkmamaları uyarısında bulunması, ABD’nin bir aşamada artık sivilleri de hedef alabileceği şeklinde yorumların artmasına neden oldu.

Buna karşılık Batı dünyasında, “Eğer ABD sivilleri hedef alarak, halkı rejim aleyhine karşı ayaklandırabileceğini düşünüyorsa, bu büyük yanılgı olur. Sivillerin hedef alınması halkı rejime karşı ayaklanmaya sevk etmekten öte, ABD-İsrail ikilisine karşı daha çok konsolide eder” görüşünü dile getirenlerin sayısı da az değil.

Siyaset Haberleri