Bir iktidar ki, ne ekonomide başarılı.. Ne diplomaside.. Adaletin notu ise karnesinin en düşüğü..
Yine de seçmeni var. Ama o seçmen, oyunun gerekçesini anlatırken tek bir şey söyleyebiliyor: “Adamın alnı secdeye değiyor..”
İktidar / Erdoğan da elbette farkında bunun.
Kadıköy’e devasa cami projesi de kanıtı.
Dün, Alaattin Aktaş’ın yorumundan alıntı yaparak yazdım. Pamuk eller ancak seçime üç beş hafta kala cebe gidecek.. İş, köprülerin ve otoyolların özelleştirilmesinden mesela İstanbul’daki hastanelerin arazilerinin satışına geldiğine göre cepten çıkacak olanın da mucize yaratmayacağı ortada.
Ne yapmak lazım o zaman!
Karaköy gibi, gençler için yeni çekim merkezi haline gelen bir yere camiyi dikmek!
Belli ki, seçime kadar ancak biter diye şimdiden projeyi falan kotarmış ve muhtemelen müteahhiti de seçmişlerdir.
“Bu ekonomik sıkıntıda hangi parayla yapılacak“ derseniz, son dönemde yapılanlara bir bakmanızı öneririm:
Üstü cami… Altı dükkanlar.. Onların da altında otoparklar..
Yani para makinaları!
*. *. *
Nasıl ki köyünden çıkamayana Çanakkale Köprüsü ya da bölünmüş yol reklamı yapılıyorsa, Kadıköy Camii de “dininden uzaklaşmış gençlere tebliğ” niyetine anlatılacak.
Erdoğan da kapasitesinin yüzde 1’ine bile ulaşamayan Çamlıca Camii gibi, bunu da ardında bırakacağı miras gibi soy defterine yazacak.
Siyaset adına dilinden düşmeyen İslam’ın peygamberini aklına bile getirmeden!!!
İnternette arayın, bulursunuz. Muhammed peygamberin evleri, yani eşlerinin odalarından oluşan kompleks nasıl canlandırılıyor görürsünüz.
Kapı ve pencere yok. 12-14 metrekare bir oda. Odada tek kişilik bir yatak. Yerde bir hasır ve birkaç çömlek vs.
Bu aşırı mütevazı evdeki yaşantıyı ASR-I SAADET diye yorumlayıp, ağızlarından Arapçayı eksik etmeyip bugün muazzam bir koruma ordusuyla Saray’da oturanlar aynı insanlar.
*. *. *
Bana göre hangi inanışa sahip olursanız olun, eğer “İNSAN OLMAYI UNUTTUYSANIZ” inancınızın hiçbir önemi kalmaz.
Başınız secdeye değiyorsa.. Ama Kahramanmaraş okul saldırısında ölen 11 yaşındaki Yusuf Tarık Gül’ün cenazesine “babası KHK ile ihraç edilmişti" diye tek bir bakan gitmemişse.. Adı “kayıplar” listesinde önce “unutulup” tepki gelince parantez içinde ve küçük harfle yazılmışsa.. 11 yaşındaki bir çocuğun kanı üzerinden siyaset ve ayrımcılık yapılıyorsa.. Dilerim yaşattıklarınızı yaşamadan gitmezsiniz.
Arkanızda bırakacağınız hiçbir cami, o çocuğa yapılanı bağışlatmaz!
Baba, bylock dışında herhangi bir başka kanıt ya da iddia olmadan yaklaşık 5 yıl hapis yatmış. İki ay kadar önce de tahliye olmuş. Oğulcuğu ile hayata yeniden başlayacakken kendisini onun tabutu önünde yapayalnız bulmuş.
Diyorlar ki, o gün adaletin ve insanlığın da selası okunmuş!