Silivri’de görülen İBB davasının dünkü duruşmasında, Fatih Keleş’in avukatı Baran Kaya, ciddi bir iddiayı gündeme getirdi. Kaya, davanın savcılarından birisi ile aralarında geçen diyaloğu anlattı. Buna göre ifade sırasında savcı iddianamenin şu an tanık beyanlarından oluştuğunu, şu haliyle boş olduğunu, dolayısıyla HTS kayıtları ve MASAK raporları ile doldurduklarını itiraf ettiğini açıkladı.
Kaya’nın anlattıkları çok önemli. Zira, soruşturmanın başından beri avukatların en fazla itiraz ettiği konuların başında HTS kayıtlarının ‘delil’ sayılması geliyor.
Avukatlar çoğu kimse hakkında sunulan yegane ‘somut kanıtın’ bu kayıtlar olduğunu söylüyorlar. Üstelik Yargıtay’ın HTS’nın kanıt sayılamayacağına dair kesin kararları olduğunu sürekli hatırlatıyorlar.
Nitekim İBB iddianamesi HTS konusunda garabet örneklerle dolu.
Mesela; baz sinyalleri arasında birkaç kilometre olduğu halde iki kişinin buluştuğu iddia ediliyor. Hatta 50 bin kişilik stadyumda aynı anda yer alanların baz sinyalleri bile delil olarak konuluyor. Veya HTS kayıtlarına bakınca CHP’li Aykut Erdoğdu’nun birkaç saniye içinde İstanbul’un iki yakası arasında seyahat edebildiği görülüyor.
TUTANAĞA DA GEÇTİ
İşte Kaya’nın ilk kez mahkemede anlattığı olay, bu tutarsızlığın sebebini açıklayan bir kanıt gibiydi.
Keleş’in de tutuklandığı İstanbul 12. Sulh Ceza Hakimliği’nin sorgu tutanağında savcı ile Avukat Kaya arasında yaşanan diyalog şöyle yer aldı:
“Tutuklamaya sevk konusunda şaşkınız. Savcı ile ifade sırasında görüştüğümüzde tanık ifadeleri ile boş olduğunu, bunun için HTS ve MASAK raporu aldığını söylemiştir. Böylece buraya çağırabilmek için yeterli delil oluştuğunu beyan etmiştir. Gözaltına almak için yeterli şüpheye ancak bu şekilde ulaşılmıştır. Bu şüphe tutuklamaya yeterli değildir. Kendi beyanından dolayı sevke şaşkınız. Kendisi bize söz konusu dosyayı sadece tanık beyanları ile boş olan dosyayı en azından buraya çağırabilmek için topladığı HTS kayıtlarının yetersiz olduğunu, 2 km'lik yarı çaplı bir HTS kaydı almak bilimsel bir sonuç vermeyeceğini, bunun yerine doğrulanmış daha daraltılmış baz kayıtlarının neden toplanmadığını sorduğumuzda, yetişmemiş. Neye yetişmemiş. Neye yetişecekmiş anlamış değiliz.”
İddianame de dahil savcılık belgelerinin hepsinde gördüğümüz üzere kötü ‘Türkçe’ ile yazılmış tutanakta bahsedilenler gerçekten skandal sayılmalı.
Savcının neyi itiraf ettiğini anlamak için tutanaktaki olayı daha düzün cümlelerle yeniden ifade etmek lazım. Zaten Avukat Baran Kaya da dünkü duruşmada böyle yapmak zorunda kaldı.
Daha anlaşılır şekilde olay şöyle:
Fatih Keleş’in ifadesi alınırken avukatı Kaya, ‘delil olmadığına’ dair savcıya itiraz ediyor. Savcı da dosyanın tanık beyanlarından oluştuğunu, bu haliyle boş olduğunu ama kendilerinin HTS kayıtları ve MASAK raporları ile bunu doldurduklarını iddia ediyor. Ancak Kaya, HTS kayıtlarının da sorunlu olduğuna dikkat çekiyor. Bu tutuklamada ‘2 kilometre yarı çapında’ bir bölgedeki baz sinyallerinin toplanmasının bilimsel olamayacağını vurguluyor. Çünkü böyle bir durumda tesadüfen, o an oradan geçenler dahil, bir ilçedeki on binlerce kişinin şüpheli olabileceğini anlatıyor.
Peki savcının yanıtı ne oluyor?
‘Daraltılmış’, yani en azından kağıt üzerinde daha net sonuç verebilecek baz sinyallerini toplayamadıklarını, yetiştiremediklerini anlatıyor. Bunun söylerken kurduğu cümle kritik: “Sizi buraya getirebilmek için…” Kaya’ya göre, savcı tutuklamak için öylesine aceleci ki, delil dahi toplayamadıklarının bir itirafı bu.
Silivri’de devam eden İBB davasında henüz daha geniş savunmalara geçilmeden bile buna benzer o kadar fazla olay anlatılıyor ki, “Bu dava baştan aşağı siyasidir” diyenler gerçekten dikkate alınması gereken deliller sunuyorlar. Esasa dair savunmalara geçildiğinde daha fazla şaşırtıcı şey duyacağız gibi…