GSS ve Bağ-Kur Prim Borcu Olanlar Dikkat! 1 Ocak’tan Sonra Hastane Kapıları Kapandı mı?

 Sosyal Güvenlik Uzmanı
Mehmet Akif Cenkci yazdı: GSS ve Bağ-Kur Prim Borcu Olanlar Dikkat! 1 Ocak’tan Sonra Hastane Kapıları Kapandı mı?

Yeni yılın ilk günü… Takvim yaprakları değişiyor ama vatandaşın kaderi değişmiyor. Zamlar, borçlar, cezalar derken bir sabaha daha ağırlaşmış bir hayatla uyanıyoruz. Ancak bu kez mesele yalnızca cüzdanla sınırlı değil; doğrudan insanın en temel hakkına, sağlığa dayanmış durumda.

1 Ocak 2026 itibarıyla Bağ-Kur ve Genel Sağlık Sigortası prim borcu olan milyonlar için devletin hastane kapıları fiilen kapanmış durumda. Çünkü geçmiş yıllarda alışkanlık haline gelen geçici Cumhurbaşkanlığı düzenlemeleri bu yıl henüz yapılmadı. Yani ortada ne bir uzatma var ne de borçlulara tanınmış sınırlı da olsa bir sağlık güvencesi.

Bu teknik gibi görünen durumun sahadaki karşılığı çok ağır. Küçük esnaf, dükkânını açık tutabilmek için borçla ayakta durmaya çalışıyor. İşsiz kalan, geliri kesilen binlerce yurttaş GSS primini ödeyemiyor. Bu insanlar bugünden itibaren ne devlet hastanesinde muayene olabiliyor ne de reçete edilen ilaca eczaneden ulaşabiliyor. Üstelik mesele yalnızca borçlu olan kişiyle de sınırlı değil; onun üzerinden sağlık güvencesi alan eşi, çocuğu, bakmakla yükümlü olduğu herkes aynı anda sistemin dışına itiliyor.

Geçtiğimiz yıl çıkarılan düzenleme zaten “tam” bir sağlık hakkı tanımıyordu. Muayene sınırlıydı, ilaçlar ücretliydi. Ama en azından kapı tamamen kapanmamıştı. Şimdi ise ortada hiçbir şey yok. Hukuken bakıldığında sistem otomatik olarak “borcun varsa sağlık yok” noktasına gelmiş durumda. Yani yarın sabah bir vatandaş hastaneye gittiğinde, gişede karşısına çıkacak cevap son derece net olabilir: “Prim borcunuz var.”

Burada asıl sorulması gereken soru şu: Ekonomik krizle boğuşan, geliri eriyen, borcu artan bir toplumda sağlık hizmetini prim borcuna bağlamak hangi sosyal devlet anlayışıyla açıklanabilir? Sağlık, lüks değil; ertelenebilir bir hizmet hiç değil. Ateşi çıkan çocuk, kronik hastalığı olan yaşlı, acil ilaca ihtiyacı olan bir hasta için “önce borcunu öde” demek, devletin vatandaşla kurduğu bağın koptuğunu gösterir.

Eğer kısa süre içinde bir düzenleme yapılmazsa, hastane koridorlarında yeni bir tabloyla karşılaşacağız. Muayene sırası bekleyen ama sıra kendisine geldiğinde geri çevrilen insanlar… Reçetesi elinde olup eczaneden boş dönen hastalar… Sağlık hizmetinin fiilen “parası olanın yararlandığı” bir ayrıcalığa dönüştüğü bir düzen.

Bu yazıyı bir uyarı olarak görmek gerekir. Milyonları ilgilendiren bu sessiz kriz, birkaç satırlık bir kararnameyle çözülebilecek kadar basit ama çözülmediği takdirde yaratacağı insani sonuçlar son derece ağır. Devletin görevi, ekonomik olarak zor durumda olan vatandaşı hastane kapısında cezalandırmak değil; onu korumaktır.

Sağlık, bir yılbaşı kararnamesine sıkıştırılamayacak kadar hayati bir haktır. Bugün atılmayan adım, yarın telafisi mümkün olmayan mağduriyetler doğuracaktır.

Türkiye Haberleri