Genel Sağlık Sigortası…
Adı güvence, sonucu borç.
Sosyal devlet iddiasıyla yürürlüğe giren bir sistemin bugün milyonlarca insanın karşısına “prim borcu” olarak çıkması üzerinde ciddiyetle düşünmemiz gerekiyor. Çünkü sağlık hakkı, devletin vatandaşa sunduğu bir lütuf değil, anayasal bir güvencedir. Buna rağmen bugün çalışmadığı dönemde, geliri olmadığı halde, hastaneye gitmediği halde borçlandırılmış yüz binlerce insan var.
Genel Sağlık Sigortası’nın temel amacı herkesin sağlık hizmetine erişimini sağlamaktı. Fakat uygulamadaki otomatik tesciller, gelir testi süreçlerindeki eksiklikler ve işsizlik gerçeği sistemi bambaşka bir noktaya taşıdı. İnsanlar çoğu zaman haberi bile olmadan sigortalı sayıldı, prim borçları birikti ve yıllar sonra e-Devlet ekranında karşılarına yüklü tutarlar çıktı.
Bu borçların önemli bir kısmı bilinçli bir tercih sonucu doğmadı. İşsiz kalmış bir genç, geliri olmayan bir vatandaş, hayat mücadelesi veren bir aile… Gelir testi yaptırmayı bilmediği ya da süreci takip edemediği için sistem tarafından otomatik olarak borçlandırıldı. Sosyal güvenlik koruyucu olmalıydı; cezalandırıcı bir mekanizmaya dönüşmemeliydi.
Bugün kamuoyunda yeni bir borç yapılandırması beklentisi konuşuluyor. Vergi borçları, prim borçları, esnafın yükü… Elbette ekonomik daralmanın yaşandığı bir dönemde vatandaşın nefes almasını sağlayacak düzenlemeler önemlidir. Ancak GSS borçları sıradan bir kamu alacağı değildir. Bu borç, sağlık hakkı üzerinden doğmuştur. Sağlık hizmetini ödeme gücüne bağlamak, sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz.
Yapılandırma geçici bir rahatlama sağlar. Taksit imkânı sunar, faiz indirimi getirir. Fakat burada asıl sorulması gereken şudur: Geliri olmayan bir insandan hangi taksiti tahsil etmeyi planlıyoruz? Ödeyemeyeceği bir borcu takside bağlamak çözüm değildir. Sorunu zamana yaymaktır.
GSS borçları artık yalnızca mali bir mesele değildir. Bu konu, sosyal adalet meselesidir. İnsanlar hastaneye gitmekten çekiniyorsa, ilaç alırken borç kaygısı yaşıyorsa, devlete olan güven zedelenir. Sosyal güvenlik sistemi güven üretmelidir; kaygı değil.
Devletin görevi, işsiz kalan vatandaşı borçlandırmak değil, onu korumaktır. Geliri olmayan kişiye prim tahakkuk ettiren bir sistem gözden geçirilmelidir. Gelir tespiti daha etkin, daha otomatik ve daha gerçekçi hale getirilmelidir. En önemlisi de geçmişte oluşmuş, tahsil kabiliyeti bulunmayan ve büyük kısmı sosyal gerçeklikle bağdaşmayan GSS borçları konusunda cesur bir adım atılmalıdır.
Kamu borç yapılandırması gündeme gelecekse, GSS borçları için sıradan bir taksit modeli değil, sosyal devlet ilkesiyle uyumlu özel bir düzenleme yapılmalıdır. Çünkü sağlık hakkı taksitle satılamaz.
Genel Sağlık Sigortası, vatandaşın sırtına yük olan bir kalem olmamalıdır. Sosyal güvenlik sistemi borç üretmek için değil, güven üretmek için vardır. Eğer sistem güven yerine borç üretiyorsa, reform zamanı gelmiştir.
GSS meselesi teknik değil, vicdani bir meseledir. Ve bu ülkenin sosyal vicdanı, borçla değil adaletle güçlenir.