Şu berbat ekonomik koşullarda halkın 1500 liralık harcaması bile, birilerinin gözüne battı. “Madem paraları var, o da niye bizim cebimize gitmesin” dediler. Yurt dışı alışverişteki 30 Eurol’luk gümrük muafiyetini kaldırdılar. Bunu da Çin’de üretilen aynı ürünü burada 10 katı fiyata satan İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç’e, ‘müjde’ diye açıklattılar.
Haliyle başta gençler olmak üzere herkes isyanlarda şimdi. Öyle haklılar ki.
Peki kimler kazançlı çıkacak bu işten?
***
Halkın yurt dışı alışverişlerinde 150 Euro’nun altı gümrük vergisine tabi değildi. 2024 yılında limit 30 Euro’ya indirildi. Sonra bir düzenleme daha yapıldı ve kargo bedeli de dahil edilerek sınır 27 Euro’ya çekildi. Ve geçen hafta 4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun 126. maddesindeki “30 Euro’yu aşan” ibaresi çıkarıldı.
Böylece bir gıdım gümrüksüz alışveriş imkanı hepten kapatıldı.
Oysa insanlar kaç yıldır, özellikle Çinli TEMU, Aliexpress vb. şirketlerden elektronikten tavaya, yastıktan telefon kılıfına, bilgisayar parçalarından ampule, çöp tenekesine … akla gelecek türlü ihtiyacını uygun fiyatlara, 30 Euro’luk (yaklaşık 1500 TL) siparişler halinde satın alıyordu.
Ben de 15 bin TL’lik çantayı 1200 TL’ye, 1500 liralık şarj aletini 300 TL’ye aldım. Tanesini Türkiye’de 200-300 TL’ye sattıkları kalemin 15’lik paketini 500 TL’ye buldum.
Eminim çoğumuz böyle yapıyorduk. Özellikle gençler elektronik ve spor ürünlerine uygun fiyata erişebiliyordu. Zaten pandeminin ardından gelen ağır yoksullaşmayla beraber e-ticarette de bir patlama yaşanıyor.
Birilerine batan da bu oldu zaten!
Kararın gerekçesini, “yerli üretimin desteklenmesi ve geliştirilmesi” olarak açıklıyorlar.
Gerçekten öyle mi?
Önce e-ticaretteki duruma bir bakalım:
* Ticaret Bakanlığı’nın son raporuna göre, e-ticaret sektörü 2024’te, bir yıl önceye göre yüzde 61,7 büyüyerek 3 trilyon liraya dayandı. Dolar bazında 90 milyar doları buldu.
* Perakende e-ticaret hacmi ise 1.6 trilyon lira oldu. İşlem sayısı 1.85 milyar adede çıktı. Ortalama sepet tutarı ise 875 TL.
* e-ticarette harcamalarının yüzde 58’ini kadınlar yapıyor. Kişisel bakım, giyim, kozmetik ve ev dekorasyonu öne çıkıyor. Erkeklerin alışverişi ise büyük oranda elektronik.
* Yaşa baktığımızda ise alışveriş yapanların çoğunluğu 25-34 yaş arası. Genç nüfus perakende e-ticarete hakim görünüyor.
İşte dönüp bu kesimin tepesine bindiler.
Oysa Türkiye’nin ‘yerli ve milli’ tüccarları Çin’den 2025 yılında 45 milyar dolarlık ithalat yaptı. Çin, Türkiye’nin ithalatında ilk sırada. Üstelik ithalatta doğrudan tüketim mallarının payı hızla artıyor.
Bu şu demek: Oradan ucuza aldıkları ürünleri burada fahiş fiyatlara yine çoğunlukla e-ticaret siteleri üzerinden satıyorlar. Yani üreticilik değil, tefeci gibi komisyonculuk yapıyorlar.
Nitekim e-ticaret sektöründe tam 600 bin 800 şirket var. Yılda ortalama 100 bin artıyor. Bunun yüzde 78,6’sı şahıs işletmesi. Yüzde 17,8’i ise limited şirketler. Şirketlerin yüzde 72,1’i düşük hacimli. Sadece yüzde 13,5’i yüksek ve çok yüksek hacimli.
Yemek hizmetlerini ayırdığımızda şirketlerin yüzde 15,6’si giyim, ayakkabı ve aksesuar; yüzde 12,2’si elektronik; yüzde 11,2’si ev, mobilya ve dekorasyon ürünleri satıyor.
Buradan da görüyoruz ki e-ticarete ağırlıklı Çin’den ürün getirip burada satan şirketler hakim. İnlerce küçük işletmenin dükkan açtığı e-ticaret platformlarına kimlerin hakim olduğuna…
Çünkü halkın ucuza yurt dışından yaptığı alışveriş kesilirse en fazla kazançlı çıkacak olanların başında onlar geliyor.
Pazarın lideri Trendyol’un yüzde 80’den fazla hissesini 1.7 milyar dolara 2018’de Çinli Alibaba aldı. İkinci sırada olan Hepsiburada geçen yıl 1.2 milyar dolara Kazakistan şirketi Kaspi.kz’ye satıldı. Üçüncü sıradaki Amazon’un sahibi malum, ABD’li. N11 ise yine geçen yıl BAE’li DMSF Holding’in oldu. Aynı şekilde Alman menşeili MediaMarkt da geçen yıl Çinli JD.Com’a satıldı.
Pazarın büyük kısmını elinde tutan e-ticaret platformlarının tamamı yabancıların yani. Çiçeksepeti, PTTAVM, BİM Online, A101 Online vb. yerliler var lakin, hem payları düşük hem de onların sattıkları ürünlerin çoğu da Çin’den geliyor zaten.
Özetle ‘Çin etkisini kırmak’ diyerek Çinli şirketlere daha fazla kazandıracaklar. Bir de araya tefeci yerli tüccara para ödeyecek halk.
***
Aslında bu kadar uzun yazmaya bile gerek yok. Ağır ekonomik koşullarda hayatta kalmaya çalışan milyonlarca insan 1500 TL’lik ucuza alışverişin kendileri için nasıl kıymetli bir imkan olduğunu gayet iyi biliyor.
Ama soyguncu tüccarlar onca desteğe, teşvike, arzu ettikleri her yasayı, yönetmeliği çıkarabilmelerine rağmen, servetlerine bir parça daha eklemek için halkın bu küçük imkanına bile çökmeye kalkışıyorlar.
Olan bitenin özeti bu işte…