Dört gün önce Trabzon’un hırçın dalgalarında alınan o ağır yenilgi, Galatasaray’ın sadece puan tablosundan bir şeyler eksiltmemiş; belli ki takıma taze bir akıl, yeni bir vizyon aşılamıştı.
Okan Buruk, Karadeniz’in o sert tokadını unutmamış olacak ki; İzmir deplasmanında ezberleri bozmuş, elindeki senaryoyu baştan yazmıştı. Jakobs, Yunus Akgün, Torreira ve Noa Lang gibi asları kulübenin sessizliğine çeken Buruk; sahaya beş ayrı niyet ve bambaşka bir enerjiyle çıktı.
Bu cesur değişimin rüzgârı, takımın kalbi Icardi’ye bile değmişti. Osimhen’in yokluğunda Arjantinli yıldız da kenardaydı; santrfor nöbeti bu kez Barış Alper Yılmaz’ın hırsına emanetti.
Bu değişim rüzgarı ilk yarıda sert esti. Galatasaray hücumda iki çoğaldı, kısa paslarla savunma arkasına sarktı ve henüz 20. dakika bile dolmamışken, Barış Alper ve İlkay’ın golleri tabelaya birer balyoz gibi indi.
Böyle bir Galatasaray’ı muhtemelen Göztepe de beklemiyordu. Ev sahibi ekip ilk yarıda ne karşısındaki rakibin suretini okuyabildi ne de sahadaki oyunun şifresini çözebildi. Tek pozisyonu Arda'nın Uğurcan'ın gole izin vermediği şutuydu.
Kâğıt üzerinde “çetin, sert, dişli” diye tarif edilen bu deplasman, sahada Galatasaray için beklenmedik bir rahatlığa dönüştü.
Devre 2-0 bittiğinde asıl merak edilen şuydu: Bu konfor ne kadar sürecek?
Göztepe ikinci yarıda bu rahatlığa razı olmadı.
Önde baskı, sıkı markaj… Galatasaray’ı bir süre nefessiz bıraktılar. Juan golü buldu, Cherni beraberliğe çok yaklaştı. Ama yine sahnede Uğurcan vardı.
Ve sonra futbolun o eski, değişmeyen kuralı sahneye çıktı: Atamayana atarlar.
Galatasaray, belki de ikinci yarıdaki ilk ciddi atağında Lemina ile üçüncü golü buldu. Bu gol Göztepe'ye "konforuma dokunma" der gibiydi.
Galatasaray’da Barış Alper, santrfor mevkisinde yalnızca görev yapmadı; oyunu taşıdı. Golünü attı, her uzun topta rakip savunmayı biraz daha geriye itti, biraz daha yordu. Formsuz bir İcardi’ye kıyasla sahada çok daha diri, çok daha etkiliydi.
Sallai, Asprilla ve Sane…
Üçü birden hücumda öyle üçgenler kurdu ki, top bazen ayaklarından değil, akıllarından geçti. Oyun akarken Galatasaray’ın hücum hattı bir organizasyon değil, adeta bir alışkanlık gibiydi.
Ve kalede yine Uğurcan…
Maçın kırılma anlarında yaptığı kurtarışlarla takımına sadece gol yedirmedi; nefes aldırdı, zaman kazandırdı, direnci ayakta tuttu.
Göztepe gibi zorlu bir deplasmandan üç gol ve üç puanla dönmek, şampiyonluk yolunda sadece bir galibiyet değil; bir mesajdı.
Puan farkı yeniden dörde çıktı.
Kısacası… İzmir’in serin akşamında Galatasaray, Trabzon’un yaralarını sararken tabelaya yalnızca skoru yazmadı. Aynı zamanda şampiyonluk iddiasını da kazıdı
Galatasaray senaryoyu baştan yazdı: Değişim rüzgarı sert esti
Sedat KAYA yazdı: Galatasaray senaryoyu baştan yazdı: Değişim rüzgarı sert esti