Galatasaray Rize’de kazandı ama skor aldatmasın: Yaşananların tamamı değildi

Sedat KAYA yazdı: Galatasaray Rize’de kazandı ama skor aldatmasın: Yaşananların tamamı değildi

Rize deplasmanı öyle elini kolunu sallayarak çıkılacak bir yer değildir.
Burası Karadeniz’dir; top ayağında durmaz, nefesin kesilir, cümleler yarım kalır.
Burada kazanmak için önce direnmeyi, sonra beklemeyi bilmek gerekir.
Galatasaray bunu bilerek oynadı
ve bu zor yerden 3–0’lık net bir galibiyetle çıktı.
Ama skor, yaşananların tamamı değildi.
Sarı - Kırmızılıların üç şutu direğe takıldı; maç kimi anlarda ağlarda değil, demirin soğuk sesinde yaşandı.
Bu kolay kazanılacak bir maç değildi.
Bu, sabrın, doğru zamanın ve oyuna sadık kalmanın galibiyetiydi.
Galatasaray da bunun farkındaydı.
Düdükle birlikte topa sarıldı, oyunu cebine koymak ister gibi oynadı.
“Ben buradayım” dedi, “kaçmam.”
Henüz 7. dakikada Sara’nın üst direkten dönen şutu vardı; hani gol olmayan ama golün geleceğini fısıldayan şutlardan…
Top direğe vurdu, tribün sustu, Galatasaray devam etti.
Kanatları iyi kullandı Sarı - Kırmızılılar.
Israr etti, yüklenmekten vazgeçmedi ve 19. dakikada Barış Alper’in golü geldi.
Golü atan Barış’tı ama pasın altına taze bir imza atılmıştı: Lang.
Yeni gelen, daha ilk maçlarda “Ben buradayım” diyordu.
Ne olduysa golden sonra oldu.
Galatasaray frene bastı, Rize gaza yüklendi.
Orta saha el değiştirdi, oyun yön değiştirdi.
Ev sahibi takım savunma arkasına sarkmayı alışkanlık haline getirdi.
Ali Sow iki kez kaleyi yokladı.
Birinde tribünler “gol” dedi, olmadı.
İkincisinde ise sahneye Uğurcan çıktı.
Öyle bir kurtarış yaptı ki, sadece topu değil, Galatasaray’ı da ayakta tuttu.
İlk yarının rakamı manidardı: Rizespor’un Galatasaray kalesine 12 şutu vardı.
Ama tabelaya bakan sadece bir şeyi görüyordu.
Devre bittiğinde skor Galatasaray lehineydi.
İkinci yarının başlangıcı ilk devrenin tekrarı gibiydi.
Galatasaray anlamıştı;
Rize’de frene basarak yol alınmazdı.
Bu yokuş ya çıkılır ya da geri geri düşülürdü.
Ayağını frenden çekti, gaza bastı.
Topu yeniden sahiplendi, oyunu tekrar kendi cümleleriyle konuşmaya başladı.
Önce Noa Lang denedi.
Top direğe çarptı, sanki “biraz daha sabır” dedi. Direk yine Galatasaray’ın kaderine dokundu ama bu kez uyarıydı bu.
Ardından Yunus çıktı sahneye.
Ne panik yaptı ne acele…
Topu ağlara bırakırken maçın ruhunu da sakinleştirdi.
Bu gol sadece skoru değil, Galatasaray’ın nefesini de rahatlattı.
Rizespor’un direnci artık kırılmıştı.
O ilk yarının hırçınlığı, o “bir gol atarsam bu maç değişir” umudu
yavaş yavaş Karadeniz sisine karışıyordu.
İşte tam o anda çıktı sahneye Osimhen.
Böyle anları sever; sahanın sessizleştiği, rakibin omuzlarının düştüğü dakikaları…
Zorlanmadı.
Çünkü gol atmak bazen bir mücadele değil, doğru zamanda doğru yerde bulunma sanatıdır.
Osimhen'in iyi bilir bu sanatı.
Topu ağlara gönderirken, bir santrforun en sevdiği cümleyi kurdu sadece:
“Bu maç burada bitti.”
Gerçi oyuna giren Icardi “henüz bitmedi” demek ister gibiydi.
Topa çok sert vurdu, kelimeyi tamamlayacaktı ki, yine direk susturdu.
Bu, Galatasaray’ın bu akşam üçüncü kez direğe takılan şutuydu.
Futbol bazen kalecilerle değil,
demirin inadıyla sınar seni.
Ama oyun çoktan kararını vermişti;
direkler itiraz etse de hikâye değişmemişti.

Spor Haberleri