2026 acayip başladı. Büyük Ortadoğu Savaşı bir yana.. Dünyanın konuştuğu liderlere bir şeyler oluyor:
“TRUMP”: Tam anlamıyla şuurunu yitirmiş gibi. ABD Kongresi’ni, anayasasını hiçe sayıyor. Dünyayı ateşe veriyor. Öte yandan İran’daki kız okulunu vuranın İran olduğunu iddia ederek kendi bakanlarını bile dehşete düşürüyor. Amerika, hem bunları hem de Epstein dosyasındaki Trump’’ı azle götürebilecek yeni / vahim belgeleri konuşuyor.. Boynundaki geniş kızarıklık da sağlık durumu hakkında spekülasyonlara yol açıyor.
“PUTİN”: Sağlık konusunda bir soru işareti de ondan geldi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle bir konuşma yapmaya hazırlanırken öksürük krizine girdi. Çekim yenilendi ama her ne hikmetse öksürük krizini yakalayan ham görüntü yayınlanıverdi.
“NETANYAHU”: İsrail Başbakanı hakkında çok fazla söze gerek yok. Dini hezeyanlarla hem bölgeyi hem de ülkesini yakmaya hazır bir isim.
“HAMANEY”: Bölgenin en tehlikeli, ülkesini toplama kampına çeviren bir isimdi. O da dini hezeyanlarla kendi halkını, gençleri acımadan katletti. Savaş da onun sonunu getirdi.
*. *. *
Bu listeye girer mi siz karar verin. Ancak Batı kamuoyuna göre, Erdoğan da yargının getirildiği durum ve muhaliflerine yönelik orantısız baskı ile çoktan listede.
Bugün İBB davası başlıyor. Ne yazık ki pek az kişi adaletin sağlanacağına inanıyor. Bir yıl boyunca ancak gizli tanıklar ve itirafçılarla oluşturabildikleri iddianame aslında çoktan delik deşik oldu. Yine de perde açılacak. Tarihin bir başka trajikomik oyunu sergilenmeye başlayacak.
Sadece bu tablo bile Erdoğan’ın eleştirilerin hedefinde olmasına yetiyor aslında. Buna AİHM’in kararlarının uygulamamasını.. Üniversitelerin içini boşaltmasını.. Her gün biraz daha ağırlaşan sansürü.. Dinci örgütlenmelerin önünü açmasını ekleyince bilanço ağırlaşıyor.
Böyle bir kavşakta..
Hiçbir şey söylemeyenler bile cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla cezaevine gönderildiği için bazı meseleler suskunlukla geçiştiriliyor.
Ancak Levent Gültekin, “Cumhurbaşkanı’na Çağrı” başlığıyla bir video yayınladı. Ve suskunluğu çarpıcı ifadelerle bozdu.
Levent’in söylediği şu:
“Birileri sizi Saddamlaştırmak istiyor. Amaçları, tıpkı Saddam’a yaptıkları gibi, sizi de önce sertlik politikasında başıboş bırakıp ülke içinde sizden nefret edenlerin oranını artırmak.. Sonra da yine ona yaptıkları gibi sizi hedef almak..”
Çağrı, Erdoğan’ın bunu fark ederek bir an önce tek adam rejiminden parlamenter sisteme dönmesi ve yargıyı bağımsızlaştırması üzerine..
Olur mu? Çağrının sahibi Levent Gültekin bile ihtimal vermiyor buna. Yine de en azından ifade etmeyi tarihi bir borç olarak gördüğünü söylüyor.
*. *. *
Saddam’dan söz edilirken karşıma eski bir video çıktı.
Irak’ın işgalinden yıllar yıllar önce.. Saddam’ın en güçlü olduğu bir dönemde kalabalık bir parti toplantısında çekilmiş.
Saddam “şimdi size bazı hainlerin isimlerini okuyacağım” diyor. O isimlerin parti sloganını söyledikten sonra salondan çıkmasını istiyor. Kameralar tek tek kayda alıyor salondan çıkanları. Tahmin etmişsinizdir, o anlar “son görüntüleri” oluyor.
Belki daha binadan çıkmadan, belki cezaevine götürülüp orada infaz edildiklerini herkes biliyor.
Ardından geliyoruz en en en korkunç anlara.. Geride kalanlar ayağa kalkıp deliler gibi Saddam’ı alkışlamaya başlıyor. Evet, hayatlarının kurtulmasına seviniyorlar belli ki. Ancak Saddam’ın bu katliamını alkışlayarak onun vahşetini nasıl beslediklerini, sıranın günün birinde kendilerine de geleceğini hesaba katmıyorlar.
Saddam ile Erdoğan’ı eş tutmak söz konusu değil elbette. Levent Gültekin de tutmuyor.
Ama denetlemenin olmadığı.. Adaletin muhalefeti boğmak üzere yapılandırıldığı bir rejimde dikkatli olmak gerekmez mi?
*. *. *
Dünyanın her köşesinden benzer sinyaller geliyor: “Küreselleşme adına ne varsa ekonomiden başlayarak çökmek üzere..”
Ekonomide bizim ne kadar kırılgan olduğumuz ortada. Saray ekipleri istedikleri kadar TÜİK marifetiyle rakamlarla oynasın.. Sadece dış borcun faizi bile panik atak geçirtecek düzeyde..
Bu başlıktaki sıkıntılar.. CHP’nin yükselişi.. Başta saydığım bazı isimlerde görülmeye başlandığı gibi sağlık sorunlarının alarm vermesi. Derken, Erdoğan’ın çıkışı daha da sertleşmede araması, yakın ya da uzak örneklerin de gösterdiği gibi ülkeyi uçurumun kenarına getirebilir.
Bugün Türkiye’nin en kritik sınavlarından biri başlayacak.
Sonucu sadece yargılananları değil, rejimi de etkileyecek. Adaletin olmadığı bir yargılama, herkesten önce alkışlayanları listeye yazacak.
Hangi liste mi?
Yüzlerine bakılmayacak, selam verilmeyecek, hiçe saydıkları yargıda hesap verecekler listesi!!!