Nedir bu sessizlik? Erdoğan, dostu Trump’ın, dostu Maduro’ya yaptıklarını neden kınamıyor? Neden dünyada “İLK KEZ” yaşanan böyle üst düzey bir kaçırma vakası cumhurbaşkanının radarına girmiyor. Ya da giremiyor?
Önce kameraların aktardıklarına bakalım. Maduro ve eşi New York’a vardığında çok tuhaf bir tabloya tanık olduk. Maduro zafer işareti yapıyordu. Hatta kollarında narkotikçilerle yürürken “iyi yıllar” dileğinde bulunuyordu. Anlaşılacağı üzere, son derece rahat görünüyordu.
Dahası, ABD Delta Force ekiplerinin yakalayıp kaçırma hikayesinde de inandırıcı olmayan ayrıntılar vardı. Gerçekten de.. Bizlerin bile buralardan ABD’nin operasyona hazırlandığını anladığımız bir sırada “tam güvenli odaya girecekken kapıyı kapatmaya fırsat bulamadı ve yakalandı” hikayesine inanmamızı mı bekliyorlar?
Böyle durumlarda komplo teorileri devreye girer. Doğaldır!
Maduro’nun bir anlaşma yaparak teslim olduğu yolundaki teorinin öne çıkması da doğaldır!
Anlaşma şu çerçevede olabilir mesela:
* “Maduro hayatını ve servetinin biri kısmını garantiye alacak.”
* “Trump ise hem dünyaya ‘dünya benden sorulur’ mesajı verecek. Hem de Venezuela’nın petrolünü işleterek pastadan en büyük dilimi kapacak.”
KAZAN KAZAN durumu yani.
*. *. *
Doğrusu buraya kadarı, komplo falan anlamam, aklıma yattı.
Yatmayan kısmı ise memlekette yaşananlar. ABD emperyalizmi ve en vahşi temsilcisi Trump’a yumruk sallamak iyi hoş da, Venezuela hapishanelerini dolduran gazetecilere, insan hakları aktivistlerine ne demeli?
Katille maktul arasındaki çizgi silinmişse ne yapmalıyız?
Erdoğan’ın sessizliğini “iki dost arasında kalmakla” mı açıklamalıyız.
Hadi şuraya bir fotoğraf koyayım da önce onu anlattıklarını, sonra da aklımıza takılanları konuşalım.
Fotoğrafta, gayet rahat teşhis edebileceğiniz üzere Erdoğan, Maduro.. Bir de Ahlatçı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Ahlatçı var.
Yer, Caracas. Yani Venezuela’nın başkenti. Erdoğan resmi ziyarete Ahlatçı’yı da dahil etmişti.
O sırada hem Türkiye’den kimi ekonomi yazarları hem de BBC bu samimi fotoğraf için, “Venezuela’nın altınları Çorum’da işlenecek” yorumu yapmıştı.
Ahlatcı Holding yönetimi bu haberler üzerine yaptığı açıklamalarda, “sürecin sadece niyet aşamasında kaldığını ve ABD yaptırımları nedeniyle fiili bir işlem yapılmadığını” beyan etmişti. Şirket yetkilileri küresel sistemden dışlanma riskini göze alamadıklarını özellikle belirtmişti.
Ne var ki açıklama, Ahlatçı Holding’in bilançosundaki dikkat çeken artış nedeniyle pek ciddiye alınmamıştı.
Size 2019 yılında BBC’nin Reuters’e dayanarak hazırladığı haberden bir bölümü aktarayım, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız:
“Onlarca kişiyle görüşerek hazırlanan Reuters dosyasında, Venezuela'da ekonomideki çöküşle 300 bin civarında kişinin ülkenin derme çatma altın madenlerinde çalışmaya başladığı, çıkarılan işlenmemiş altınların ülke dışına gönderilmesi yoluyla uluslararası yaptırımların aşıldığı belirtiliyor.
Resmi kayıtlara göre Venezuela bu yolla 2018 yılı içinde Türkiye'ye 900 milyon dolar değerinde işlenmemiş altın gönderdi. Venezuela ile Türkiye arasındaki ticaret sadece 2018'de 8 kat artmış durumda.
2016 yılının Aralık ayında Venezuela, Caracas ile İstanbul arasında Türk Hava Yolları'nın aktarmasız sefer yapacağını açıkladı. Reuters, iki ülke arasındaki yolcu trafiğinin düşüklüğü düşünüldüğünde bunun sürpriz bir karar olarak yorumlandığını belirtiyor. Ticari veriler incelendiğinde bu uçakların yolcu dışında şeyler de taşıdığı görüldü. Reuters ajansına göre, 2018 yılının 1 Ocak tarihinde, yani Devlet Başkanı Maduro'nun Türkiye ziyaretinden sadece bir kaç hafta sonra Venezuela Merkez Bankası Türkiye'ye hava yoluyla 36 milyon dolarlık altın gönderdi.”
(Günün esprisi olarak, bizzat Binali Yıldırım’ın ifadesiyle, becerikli oğlunun da pandemi döneminde yardım olarak maske ve test kiti götürdüğünü not düşüp devam edelim.)
Biz benzeri bir durumu, yine ABD yaptırımları nedeniyle İran dosyasından.. Reha Zarrab’dan hatırlamıyor muyuz?
Zarrab ititrafçı olunca, canımızın nasıl sıkıldığını.. Saray’da yüzlerin nasıl gülmez olduğunu bilmiyor muyuz?
Şimdi “MAKTUL” rolündeki Maduro itirafçı olur da Erdoğan’ın canı daha da sıkılırsa!!!
Evlerden ırak!
*. *. *
Türkiye’nin, hem ABD ile ilişkilerde hem de bölgedeki rolünde çok kritik günler yaşanıyor.
Hiç kuşkunuz olmasın, Saray arka planını çok sonra öğreneceğimiz bazı temaslarla durumu garanti altına alacaktır.
Buna, İsrail ile sessiz anlaşmayı bile ekleyebilirsiniz.
Zaten baksanıza Erdoğan’ı yeni yılda sadece “ithalattan hiç bahsetmeden ihracatta rekor” masalıyla duyduk.
Başta da vurguladığım üzere küresel eşkiyalık konusunda yorum yapmadı. Belki de yapamadı.
Saray’dan sadece baş danışman Cemil Ertem Trump’ı “HAYDUT” diye itham eden bir paylaşımda bulundu. Ama kısa süre sonra etekleri tutuşmuş gibi siliverdi.
Ben bu yazıyı yazarken tek ve son mesaj, bir başka baş danışman Mehmet Uçum’dan geldi.
Ne var ki onun mesajında da ABD ve Trump isimleri buharlaşmıştı!!
Her platformda “memleket sevdalısı” olarak takdim edilen Ahmet Ahlatçı’dan ise bir “do” sesi bile gelmedi..
“NOT: Başlıktaki “seçim”, Meryl Streep’e Oscar kazandıran, Alan Pakula’nın muhteşem filmi “SOPHİE’NİN SEÇİMİ”nden ilhamla.. Erdoğan’ın iki kankası arasındaki zor durumuna uyuyor diye konmuştur! Herhangi bir seçim şansı olduğunu düşündüğüm için değil.”