Emekli Ramazan Bayramı'nda ne kadar ikramiye alacak?

 Sosyal Güvenlik Uzmanı
Mehmet Akif Cenkci yazdı: Emekli Ramazan Bayramı'nda ne kadar ikramiye alacak?

Ocak zammı daha cebimize girmeden, ülkenin gündemi yine “bayram ikramiyesi” oldu.

Emekli artık ne bayramı bayram gibi yaşıyor, ne de günü gün gibi çıkarabiliyor. Emekli için takvim ilerlemiyor; emekli için zaman, market kasasında duruyor. Etiketin önünde, eczanenin rafında, faturanın son ödeme tarihinde duruyor.

Ve asıl acı olan şu:

Biz daha emeklinin enflasyonla ezilen emekli aylığını, yetersiz kalan zammını konuşmayı bitirmeden, bir anda gündem değiştiriliyor. Daha ocak ayının yarısında, sanki emeklinin sorunu çözülmüş gibi, “martta ikramiye 4 bin mi olacak 5 bin mi olacak” tartışması başlatılıyor.

Bu bir ihtiyaç tartışması değil.

Bu bir gündem değiştirme yöntemidir.

Emeklinin asıl meselesi ikramiye değil.

Emeklinin asıl meselesi emekli aylığıdır.

Emekli aylığı dediğiniz şey, bir insanın hayatını kurduğu zemindir. Kirasını, mutfağını, ilacını, ulaşımını, torununa harçlığını onunla hesaplar. Ama bugün emekli aylığı, ayın ortasında tükenen bir rakama dönüştü. Emekli, zam açıklamalarını “nefes olur” diye bekliyor; fakat daha zam masaya yatırılmadan, daha hayat pahalılığıyla gerçek bir yüzleşme olmadan, emeklinin önüne yeni bir “müjde” konuyor: İkramiye…

Şunu açıkça söyleyelim:

Bayram ikramiyesi elbette olmalı. Bu yanlış değil. Ama ikramiye, emekliyi yaşatacak bir düzenin yerine geçemez. İkramiye, emekli aylığındaki erimeyi kapatacak bir pansuman gibi sunuluyor. Oysa emeklinin yarası pansumanla değil, adaletle kapanır.

4 bin lira… 5 bin lira…

Bu rakamlar bugün kaç gün ediyor?

İki market poşeti.

Bir iki faturayı kapatıp diğerini açık bırakma ihtimali.

Bir eczane alışverişi.

Bir ayın yükü değil, birkaç günün tesellisi…

Emekli bayramda zengin olmak istemiyor.

Emekli bayramda mahcup olmamak istiyor.

Bayram dediğiniz; sofradır, aile buluşmasıdır, gönül almaktır. Emekli ise bayramı artık “hesap günü” gibi yaşıyor. Evine misafir gelecek diye sevinen değil, “çay şeker nasıl alırım” diye düşünen hale getirildi. Torununa harçlık vermek için içi kıpır kıpır olan değil, “boş dönersem ne hisseder” diye utanan hale getirildi.

İşte bu yüzden diyorum ki:

Bayram ikramiyesi, harçlık olmaktan çıkarılmalıdır.

Bayram ikramiyesi, emekliye yakışır bir seviyeye yükseltilmelidir.

Benim teklifim nettir:

Bayram ikramiyesi en az bir tam emekli aylığı kadar olmalıdır.

Ve yılda iki kez ödenmelidir.

Ama burada bir şart var:

Önce emeklinin gerçek zammını konuşacağız.

Önce emekli aylığını gerçek hayatın enflasyonuna göre düzelteceğiz.

Kök aylık oyunlarıyla, taban aylık makyajıyla, “zam yaptık” algısıyla bu iş olmaz. Emeklinin alım gücü erirken, rakamla oynayarak vicdan rahatlatamazsınız. Emekli, ayın sonunu hesapla değil, insanca yaşamla görmek istiyor.

Emekli bu ülkenin yükü değil.

Emekli bu ülkenin alın teridir, emeğidir, şerefidir.

Hükümet, emeklisine yılda iki kez küçük paralar verip “bayram ettirdim” diyemez. Sosyal devlet, emeklisini ayda bir kez yaşatmak zorundadır. Emekli aylığı; sadaka gibi, lütuf gibi, seçim yatırımı gibi değil, hak olarak verilmelidir.

Bugün iktidarın yaptığı şey şudur:

Zammı bitirmeden ikramiyeyi konuşturmak…

Sorunu çözmeden gündemi değiştirmek…

Ama emeklinin gündemi değişmez:

Geçim derdi değişmez.

Pazarın yangını değişmez.

Faturanın ağırlığı değişmez.

Eczanenin mecburiyeti değişmez.

Bu yüzden bir kez daha söylüyorum:

İkramiye konuşmak kolaydır.

Gerçek zam vermek zor…

Kök aylığı yükseltmek zor…

Emekliyi yoksulluktan kurtarmak zor…

Ama sosyal devlet olmanın gereği de budur.

Emeklinin yüzünü bayramda güldürmek istiyorsanız; önce her ay güldüreceksiniz. Emeklinin sofrasını bayramda büyütmek istiyorsanız; önce her ay küçülmesini durduracaksınız.

Emekliye 4 bin lira, 5 bin lira konuşarak değil; adaletle, hakkıyla, gerçek zamla yaşama düzeni kurarak çözüm üreteceksiniz.

Ekonomi Haberleri