Eğitimde koçluk ve mentorluk nedir ne değildir?

 TÜRKİYE VE EĞİTİM HEPİMİZİN
Şahin Aybek yazdı: Eğitimde koçluk ve mentorluk nedir ne değildir?

"Eğitim koçluğu öğrenciye akademik yaşamında yüksek performans gösterebilmesi için öğrencinin bireysel özelliklerini de göz önünde tutan tekniklerin paylaşımıyla gerçekleştirilmektedir."

"Eğitim koçluğu başlığı altında; ebeveynleri çocuklarına koçluk yapabilmeleri için koçluk teknikleri konusunda bilgilendirme, sistemli ve verimli çalışma, aile ve öğrenci arasındaki uyum, hızlı okuma, nefes ve hafıza teknikleri, sınav kaygısı ile başa çıkma, odaklanmayı sağlama, meslek seçimine ilişkin farkındalık kazandırma sayılabilmektedir."

Eğitim bilim uzmanı Dr. B. Kadriye Işıklar ile koçluk ve mentorluk konularını konuştuk.

Eğitim bilim uzmanı Dr. B. Kadriye Işıklar

KOÇLUK VE MENTORLUK NEDİR?

Üniversite yıllarında Türk eğitim tarihi isimli oylumlu bir dersin öğrencisi olma şansım oldu. Ders kapsamında ilgimi en çok cezbeden konuların başında ahilik vardı. Halen ahiliğin bir ticaret ahlakının ötesinde erdem ahlakı olduğunu düşünüyorum. Doktora dönemimde -bir çeşit ilkeli yol arkadaşlığı hissi veren- koçluk ve mentorluk ilgimi çekti. Öte yandan ülkemizde güncele bakılırsa özellikle koçluk oldukça yıpranmış bir kavram. Öncelikle koçluğu ve mentorluğu “ne olmadığı” bağlamında çerçevelemek isterim. Koçluk, akıl hocalığı, rehberlik, liderlik, terapi ve danışmanlık değildir! “Koçum benim” demekle yetinilen bir kolaycılık hiç değildir… Mentorluk ise özünde maddi hedef, başarı ve performans odaklı değildir. Bununla beraber mentorluk şemsiye bir kavram olarak koçluğu da içerir, daha kapsamlıdır. Türk Dil Kurumu sözlüğünde koçluk, çalıştırıcılık, liderlik veya yöneticilik becerilerini geliştirmeye yönelik, belli bir amacı hedefleyerek daha etkili sonuçlara ulaşılmasını sağlamak üzere verilen hizmet olarak tanımlanmıştır. Koçluk ile ilgili tanımlara genel olarak bakıldığında performans ve potansiyel vurgulu tanımların çoğunlukta olduğunu görülmektedir. Performans ve potansiyel vurgulu tanımları, yetiştirme, geliştirme ve liderlik vurgulu tanımların izlediğini söylemek mümkündür. Koçluk, kişinin kişisel hedeflerinin netleştirmesi, hedeflere ulaştırabilecek bir yol oluşturmak sürecinde kişisel imkanlarının ve becerilerinin farkına varmasını, yeni yollar ve olanaklar bulmasını, beceriler edinmesini kolaylaştıracak cesur sorularla kişiye eşlik etmektir. Mentor, ebeveyn ya da öğretmen değildir sadece daha genç birinin öğrenme ve olgunlaşma sürecinde bilgelik ve tecrübelerini paylasan, pir, akıl hocası, konu uzmanı kişi olmaktadır. Mentorluk, usta-çırak ilişkisi, eğitmen, olumlu bir rol model, yetenek geliştirici, yol gösterici, koruyucu ve başarılı liderlik gibi vasıfları taşıyan kişi ile yürütülen bir gelişim süreci olarak da

tanımlanmaktadır. Yani adeta “sponsor” gibi davranan daha tecrübeli bir meslektaşın daha az tecrübeli bir meslektaşla kurduğu bir tür öğrenme ortaklığıdır. Karakter inşası yönü de olan uzun soluklu bir yetiştirmedir. Süreç ve gelişim odaklıdır, kişinin tüm yaşamıyla ilişkili, rol modeller oluşturmaktır.

TARİHSEL VE FELSEFİ BİR KÖKENİ VAR MIDIR? VARSA NEDİR?

Koçun sözcük olarak Macaristan’ın Kocs (Kocsi) kasabasından geldiği belirtilmektedir. Kocsi, 16.yüzyılda atların çektiği, üzeri kapalı taşıma araçlarının yapıldığı kasabanın adıdır. Anglosakson kültürlerde koç, tenis ve golf sporlarında kullanılmıştır. Halen şehir içi taşıma yapan araçlar için bus (otobüs) sözcüğü, uzun yolculuklarda kullanılan otobüsler için coach sözcüğü kullanılmaktadır. Türk eğitim tarihine baktığımızda, koçluğa benzer bir uygulamanın yer aldığını söyleyebiliriz. Köy Enstitüleri Kanununda gezici başöğretmenden söz edilmekte ve bu öğretmenlerin Yüksek Köy Enstitülerinden mezun ve köylerde başarı göstermiş öğretmenler arasından eğitmenlere ya da öğretmenlere görevleri ile ilgili her türlü desteği sağlamak üzere görevlendirileceği ifade edilmektedir. Gezici başöğretmenlerin görev alanlarındaki köy okullarında çalışan öğretmenlere sadece eğitim-öğretim konularında değil mesleği uygulamanın getirdiği her türlü sorunda kapsamlı destek verdikleri görülmektedir dolayısıyla koçluk ve mentorluk etmelerinin beklendiği söylenebilir. Koçluk ile ilgili ilk bilimsel makale 1937’de yazılan, orta düzey yöneticilerin daha genç çalışanlara yaptıkları koçlukla ilgili makaledir. Koçluğun örgüt yönetimini kapsayacak şekilde genişlemesi 1980’lerin başında gerçekleşmiştir. Koçluğun, bilimsel temele dayalı, profesyonelce uygulanmasına yönelik çalışmalarsa 2000’li yıllardan itibaren başlamıştır. Koçluk, klinik zihinsel hastalığı ya da normal dışı olumsuz stresi olmayan gruplar ve kişilerin yaşam deneyimlerinden edinebilecekleri farkındalıkları, performanslarını ve iyi hissetme düzeylerini yükseltmeyi hedeflemektedir. Mentor, Homeros’un Odysseia destanına göre Mentor, İzmir ya da Sakız adasında yaşadığı düşünülen kral Elysses’in, Truva’ya (Çanakkale) savaşa giderken oğlu Telemachus’u koruması, eğitimi ve bakımı için emanet ettiği İthacalı asil kişidir. Mentor kılığına giren Yunan bilgelik tanrıçası Athena, Telemecus’la kritik zamanlarda konuşmaktadır. Athena Telemacus’ un hayatını, düşünsel, ruhsal, sosyal açıdan beslemek ve geliştirmekle sorumludur. Türklerde ise şehzadelere yaşam, siyaset ve savaş eğitimi vermek üzere Atabeg adı verilen tecrübeli ve yaşlı devlet adamlarının görevlendirildiği görülmektedir. Atabeglik çok yüksek bir resmi görev ve unvan olduğundan Selçuklu Devletinde geleceğin hükümdarları Atabeglerin gözetimi altında vilayet yönetiminde görevlendirilmekteydi. Osmanlı Devleti döneminde ise Atabegliğin, Lalalık kurumu ile devam ettiği görülmektedir. Lala, şehzadelerin (padişahın erkek çocuğu ve erkek torunu) özel eğitmeni, bakım ve öğretimiyle görevli kimse olarak tanımlanmaktadır. Felsefi kökeninde ise antik çağ felsefesinden Stoa ve Aristoculuğun etkilerini görebiliriz.

KENDİ KENDİNE KOÇLUK VE MENTORLUK MÜMKÜNSE KAYNAKLAR NELER OLABİLİR?

Koçluk ve mentorluk kişide koça ve mentora bir bağımlılık oluşturmak değildir. Aksine sürecin nihai gayesi, kişiyi kendi kendinin koçu veya mentoru olabilmek yönünde cesaretlendirmek olmalıdır. İlk anda aklıma gelenler arasından kitap, film ve video serisi önerebilirim. Kitaplar; Nuran Direk’in Filozof Çocuk kitabı, antik çağdan günümüze felsefe okullarından hayatımıza ışık tutacak kadim bilgelikleri ve onların önerdiği mutlu/iyi yaşam önerilerini içeren Yedi Bilgelik Okulu (Prof. Dr. Enis Doko), Murat Menteş’in Derde Deva Randevu serisi (merhum filozof ve edebiyatçılarla söyleşilerden oluşan ansiklopedik bir edebiyat ve felsefe antolojisi Filmler; Coach Carter, Can Dostum (Robin Williams) ve To Sir With Love (sevgili öğretmenim). Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetnâmesi, Filibeli Ahmed Hilmi’nin Âmâk-Hayâl’i ve psikolog Tülay Kök’ün videolarını önerebilirim. Elbette başka pek çok kaynak da önerilebilir. Dikkatli bir gözlemci kendisinin ya da başkalarının deneyimlerinden de pek çok şeye şahitlik edip öğrenerek gelişebilir.

EĞİTİMDE KOÇLUK, MENTORLUK İÇİN NELER SÖYLERSİNİZ?

Öğrenci koçluğu olarak da adlandırılabilen eğitim koçluğu hem öğrenciye hem ebeveynlere, öğrencinin akademik başarısını yükseltmek amacıyla yapılan koçluktur. Eğitim koçluğu öğrenciye akademik yaşamında yüksek performans gösterebilmesi için öğrencinin bireysel özelliklerini de göz önünde tutan tekniklerin paylaşımıyla gerçekleştirilmektedir. Eğitim koçluğu başlığı altında; ebeveynleri çocuklarına koçluk yapabilmeleri için koçluk teknikleri konusunda bilgilendirme, sistemli ve verimli çalışma, aile ve öğrenci arasındaki uyum, hızlı okuma, nefes ve hafıza teknikleri, sınav kaygısı ile başa çıkma, odaklanmayı sağlama, meslek seçimine ilişkin farkındalık kazandırma sayılabilmektedir. Okul, dijital(sosyal) medyanın bazen çok gerçekçi bazen “acımasız ve kontrol edilemez” olabilen gücüne ve baskısına rağmen halen çocuklarımızın ve gençlerimizin kendilerini, kıymetlerini, hayattaki varoluşlarını anlamaya ve görmeye çabaladıkları bir ayna… Sevgili rahmetli Saadet Berna öğretmenin sözleriyle söylersek; “öğretmenlik, bilgi, görgü, gönül mesleği” ve nihayetinde “eğitim bir ülke ödevi”

DİJİTAL/SOSYAL MEDYA İÇİN NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?

Dijital (sosyal) medyada insanlığın çok çeşitli birikimine ulaşabilmek mümkün. Eğlenmek, öğrenmek, bağ kurmak için zengin bir platform. Şimdi yapay zeka da var. Bir okyanus ya da lunapark adeta; engin ve zengin, eğlenceli ve tehlikeli, göz alıcı…Dikkatimize tutkuyla talip olan ve onunla beslenen bir öte evren…Hepimizin dijital/sosyal medya okur-yazarlığında usta (master) olmaya ihtiyacımız var.

Sevgili hocam değerli bilgileriniz için size teşekkür ediyorum. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin...

Eğitim Haberleri