Dünya liderinin ülkesinde yeni yıl

 Medya Mahallesi
Ayşenur Arslan yazdı: Dünya liderinin ülkesinde yeni yıl

Hangi küresel araştırmayı alırsanız alın.. Enflasyondan işsizliğe.. Gelir dağılımındaki uçurumdan kadın cinayetlerine.. Türkiye hazin verilerle karşımıza çıkıyor.
Ama olsun!
Güçlü dünya liderimiz Trump’ın iltifatlarına mazhar oluyor ya! Yeter.
Abdülkadir Selvi yazmış mesela:

“ABD Başkanı Trump 20 Ocak 2025 tarihinde koltuğa oturdu. O tarihten bu yana saydım en az 15 kez Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan övgüyle söz etmiş. Boş hamaset yapmamış, Erdoğan’ın uluslararası krizlerdeki rolüne değinmiş. Netanyahu gibi en azılı Erdoğan düşmanlarının yüzüne karşı Erdoğan’ın dostu olduğunu söylemesinin ise ayrı bir önemi var.”
….
Gözlerim yaşardı. Bu ne görev aşkı!!
Üşenmemiş saymış Selvi Bey. Trump Erdoğan’ı kaç kez övmüş. Övmekle kalmamış, demiş ki:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan dostumdur. Kendisini yakın tanıyorum. Kendisine çok saygı duyuyorum. Netanyahu da saygı duyuyor. Aralarında sorun olacağını düşünmüyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan’la başka kimsenin gerçekleştiremeyeceği işler gerçekleştirdim. Onun yanındayım. Sonuna kadar yanındayım.”

Bu cümlelerin aslında ne anlama geldiğini Erdoğan da medyadaki baş sözcüsü Abdülkadir Selvi de biliyordur herhalde.
Bilmeseler arada bir ahaliyi gaza getirmek için kapitalist / emperyalist sisteme saydırmazlar. Buna rağmen dünyanın jandarması Trump’tan bunları duymak güç hissi veriyor olsa gerek, övünürler.

Son yıllarda pek moda olan ithal bir sözcük var: “CRİNGE”.
Utanmak.. Ama daha çok “başkası adına utanmak” anlamında kullanılıyor.
Böyle yazıları okurken ben de yazan adına utanıyorum.
Evet, Trump Erdoğan’ı pek seviyor. Neden sevmesin ki!

* Sözde ateşkesi uygulamayıp Gazze’ye ölüm yağdıran Netanyahu’yu görmezden gelen kim acaba?
* Suriye’yi yakın geçmişte dünyanın terör listesinde yer alan HTŞ’ye teslim eden.. Bu amaçla cihatçıları bizim vergilerimizle besleyen.. Milyonlarca Suriyeli göçmeni.. Aralarında da kim bilir kaç IŞİD üyesini kabul eden biz miyiz?

*. *. *

IŞİD demişken.. Abdülkadir Selvi, Trump’ın Erdoğan’a övgülerini (nasıl yapıyorsa) sayarken, bir yandan da eksik olmasın Yalova’daki IŞİD evi ile ilgileniyormuş. Şu satırlarını okurken daha daha utandım:

“DEAŞ evini kadınlar çözecek. DEAŞ’lıların eşleri gözaltında. Ancak şu ana kadar konuşmadılar. Sorulan sorulara, “Bilmiyoruz” diye cevap verdikleri söyleniyor. Ancak Reina katliamında teröristi, kendisini aldattığını düşündüğü sevgilisi kadın ihbar etmişti. Terörist de olsan kadınları aldatmayacaksın.”

Dünya liderinin ülkesinde, on binden fazla olduğu söylenen cihatçı katil rahat rahat yaşayacak. Onca istihbarat örgütü, içişleri bakanlığı Yalova’da herkesin gördüğünü görmeyecek.. İhbar üzerine yapılan baskına asayiş polisleri gönderilecek..

Sonra? Kadınlar konuşsun da çözelim denecek.

Günlerdir gerçeğin peşindeki gazeteci kardeşlerim anlatıyor. Suriye’de kafa keser veya kalaşnikoflarla ölüm saçarken görüntüleri kaydetmişler. Yakalandıklarında da cep telefonlarındaki vahşet kayıtları ortaya çıkmış. Ama “bunlar sınırlarımızın dışında, bizi ilgilendirmez” diye, sadece örgüt üyeliğinden yargılanıp birkaç yılda serbest kalmışlar.
Belki yüzlerce böyle akıl ötesi örnek var.

Dahası, Yalova’dan sonra peşpeşe yapılan operasyonlardan ve yakalanan şüpheli sayısından da anladık ki, istihbaratın elinde IŞİD evlerinin adresi var.
Yani biliniyorlar. Yani bilindiği halde dokunulmuyorlar.
Ankara Gar katliamı sonrası, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu ne demişti:
“Canlı bombayı eylemi yapana kadar yakalayamıyorsunuz..”
Oysa eylemi yapanın -kaç kez yazdım- veda konuşması bile teknik takiple kaydedilmişti. İzi adım adım sürülebilecekti. Sürülmedi. Eylem engellenmedi. 100’den fazla kişi hayatını kaybetti. Ve AKP’nin oyları yükseldi.

*. *. *

Sadece Gar katliamı mı? IŞİD saldırılarının bilançosu, bildiğiniz savaş zayiatı gibi:

* Suruç Saldırısı (20 Temmuz 2015): 34 ölü
* Ankara Gar Saldırısı (10 Ekim 2015): 103 ölü
* Diyarbakır HDP Mitingi Saldırısı (5 Haziran 2015): 5 ölü
* Sultanahmet Meydanı Saldırısı (12 Ocak 2016): 13 ölü
* Atatürk Havalimanı Saldırısı (28 Haziran 2016): 45 ölü
* Gaziantep Düğün Saldırısı (20 Ağustos 2016): 59 ölü
* Reina Saldırısı (1 Ocak 2017): 39 ölü

Birkaç yıldır uykuya çekildiler diye unutuldu belki. Oysa IŞİD meselesi çok ciddi. Çok vahim. “Kafiri öldürürken ölürse cennete gideceğine inanan” bir insandan daha etkili, daha tehlikeli silah yok. Olmadığını 11 Eylül saldırılarında gördük.

Daha tehlikelisi ise herhalde hukuku, adaleti katletmek.
Her gün Türkiye’nin fotoğrafını çeken Müge Anlı’nın programında mesela şöyle bir vahşetle yüzleştik.
Baba denilen bir “cisim” öz kızlarına tecavüzden 52 yıl hapse mahkum olmuş. Peki kaç yıl hapis yatmış dersiniz? Sadece 5 yıl.

Son yargı paketiyle böyle vakaların failleri, eş katilleri dışarı çıktı.
Cezaevlerinde, hapse atılacak yeni bürokratlar, gençler, insan hakları aktivistleri için yer açıldı.
Evet! Bu yıl yine en çok adaleti konuşacağız. Umuyorum ki, el ele vererek karanlığı yırtacağız.
Yeter ki cesaretimizi kaybetmeyelim…

Türkiye Haberleri