Doğum borçlanması emeklilik hesabını nasıl değiştirir?

 Sosyal Güvenlik Uzmanı
Mehmet Akif Cenkci yazdı: Doğum borçlanması emeklilik hesabını nasıl değiştirir?

Bir kadının çalışma hayatı çoğu zaman düz bir çizgi halinde ilerlemez. Eğitim, işe giriş, kariyer planları derken bir noktada annelik süreci devreye girer ve hayatın akışı değişir. Doğum sonrası dönemde işten ayrılmak ya da uzun süre çalışamamak pek çok kadın için zorunlu bir gerçekliktir. Oysa sosyal güvenlik sistemi, kesintisiz prim ödemesi üzerine kuruludur. İşte doğum borçlanması bu kopukluğu telafi etmeye yönelik bir düzenleme olarak karşımıza çıkar.

Doğum borçlanması, sigortalı kadının doğumdan sonra çalışamadığı belirli süreleri sonradan prim ödeyerek hizmetine ekletebilmesine imkân tanır. Böylece eksik prim günleri tamamlanabilir ve emeklilik için gereken şartlara ulaşmak kolaylaşır. Ancak bu hakkın kullanılabilmesi için en temel koşul, doğumdan önce sigorta kaydının bulunmasıdır. Sigorta başlangıcı doğumdan sonra olanlar ya da doğumdan önce kayıt dışı çalıştırılmış kadınlar bu imkândan yararlanamaz. Bu durum, özellikle geçmiş yıllarda yaygın olan sigortasız istihdam nedeniyle pek çok kadının sistem dışında kalmasına yol açmaktadır.

Mevzuat, belirli şartlarla en fazla üç çocuk için borçlanma yapılmasına izin verir. Her çocuk için belirlenen süreler dâhilinde prim günü kazanılabilir. Ancak burada yalnızca “gün sayısı” meselesi yoktur. Borçlanma tutarı, yürürlükteki brüt asgari ücret esas alınarak belirlenen alt ve üst sınırlar arasında sigortalının tercihine göre hesaplanır. Daha düşük tutardan yapılan ödeme maliyeti azaltır; fakat yüksek kazanç üzerinden yapılan borçlanma, ileride bağlanacak emekli aylığının hesabında farklı bir etki yaratabilir. Bu nedenle doğum borçlanması sadece eksik günü kapatma aracı olarak görülmemeli, aylık bağlama sistemine etkisi de değerlendirilmelidir.

Özellikle emekliliğine az süre kalmış olan kadınlar açısından doğum borçlanması stratejik bir planlama gerektirir. Kaç güne ihtiyaç olduğu, hangi statüden emekli olunacağı, son yedi yıllık fiilî hizmet dağılımı ve prime esas kazanç ortalaması gibi teknik unsurlar dikkate alınmadan yapılan borçlanmalar beklenen sonucu vermeyebilir. Bazen sadece gerekli gün kadar borçlanmak yeterli olurken, bazen de daha yüksek tutardan ödeme yapmak uzun vadede avantaj sağlayabilir. Bu noktada kişisel dosya analizi büyük önem taşır.

Başvuru süreci ise teknik olarak erişilebilir durumdadır. Sosyal Güvenlik Merkezlerine doğrudan müracaat edilebilir, posta yoluyla başvuru yapılabilir ya da e-Devlet sistemi üzerinden işlem gerçekleştirilebilir. Kurum tarafından hesaplanan borç tutarı sigortalıya bildirilir ve belirlenen süre içerisinde ödemenin yapılması gerekir. Süresi içinde ödeme yapılmazsa başvuru geçersiz sayılır ve yeniden işlem yapılması gerekir. Ayrıca asgari ücrete bağlı hesaplama sistemi nedeniyle ekonomik değişkenler borçlanma maliyetini doğrudan etkiler. Ücret artışları, borçlanma tutarlarını da yukarı çeker. Bu nedenle zamanlama planlamanın önemli bir parçasıdır.

Doğum borçlanması, annelik nedeniyle oluşan prim boşluklarını kapatmaya yönelik bir telafi mekanizmasıdır. Ancak sosyal güvenlik perspektifinden bakıldığında asıl mesele, kadınların annelik sebebiyle sistem dışında kalmamasıdır. Borçlanma bir imkândır; fakat kalıcı çözüm değildir. Gerçek sosyal devlet yaklaşımı, kadınların sigortalı, güvenceli ve kesintisiz biçimde çalışma hayatında yer almasını sağlayan yapısal düzenlemeleri güçlendirmekten geçer.

Sonuç olarak doğum borçlanması, doğru planlandığında emeklilik yolunda önemli bir avantaj sağlar. Ancak her dosya kendi içinde değerlendirilmelidir. Annelik nedeniyle verilen aranın, emeklilikte bir kayba dönüşmemesi için bilinçli hareket etmek şarttır. Sosyal güvenlik sistemi hak tanır; fakat o hakkın doğru kullanılması bilgi ve strateji gerektirir.

Ekonomi Haberleri