Türkiye’de yıllardır görmezden gelinen ama yüz binlerce insanın hayatını doğrudan etkileyen bir gerçek var: Staj ve çıraklık mağduriyeti.
Kâğıt üzerinde “sigortalı” sayılan ama emeklilik söz konusu olduğunda yok hükmünde kabul edilen bir kuşaktan bahsediyoruz.
Bu nasıl bir çelişkidir?
Genç yaşta, çoğu zaman daha 15-16 yaşında; öğrenci, kursiyer, bursiyer olarak hem eğitim hayatının içinde olup hem de fiilen çalışan bir kesimden söz ediyoruz. Sanayide, atölyede, hastanede, büroda üretimin parçası oldular.
Devlet “sigortanız yapılıyor” dedi. Aileler buna güvendi.
Ama bugün gelinen noktada gerçek şu:
O yıllar emeklilikte yok sayılıyor.
Sigorta Başlangıcı” Var Ama Hak Yok!
Staj ve çıraklık döneminde yapılan sigorta yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı kapsamında kaldı.
Yani sistem içinde görünüyorsunuz ama hakka gelince sistemin dışındasınız.
Oysa bu gençler:
Hem okudu,
Hem çalıştı,
Hem de üretime katkı sağladı.
Bugün “sigorta başlangıcın var ama sayılmaz” demek, açıkça emeği yok saymaktır.
Aynı Ülke, Aynı Sistem, Farklı Muamele Aynı yıl, aynı yaş, aynı işyeri…
Biri normal sigortalı olarak başlıyor, diğeri stajyer ya da çırak olarak.
Yıllar sonra biri emekliliğe yaklaşırken, diğeri başlangıcı yok sayıldığı için geride bırakılıyor.
Bu durum sosyal güvenlik sisteminde eşitlik ilkesini zedeliyor.
Güven Meselesi
Bu mağduriyet sadece teknik bir eksiklik değil, aynı zamanda bir güven sorunudur.
O gün “sigortalısın” denilen öğrenciye, kursiyere, bursiyere; Bugün “o sigorta geçerli değil” demek, devlet-vatandaş ilişkisinde ciddi bir kırılma yaratır.
İnsanlar şunu söylüyor:
“Biz çalıştık, sisteme dahil olduk ama karşılığını alamadık."
Bu Bir Ayrıcalık Değil, Haktır
Talep çok net ve makul:
Sigorta başlangıcının geçerli sayılması
Borçlanma hakkının tanınması
Fiilen çalışılan sürelerin emekliliğe dahil edilmesi
Kimse çalışmadan hak istemiyor.
Herkes diyor ki:
“Hem okuduk hem çalıştık, emeğimizin karşılığını istiyoruz."
Artık Yeter, Bu Konu Fazlasıyla Uzadıı
Bu mesele yıllardır konuşuluyor, erteleniyor, öteleniyor.
Ama artık bu mağduriyetin görmezden gelinecek bir tarafı kalmadı.
Bugün binler değil, yüz binler aynı soruyu soruyor:
“Sigorta yaptınız da neden hak vermiyorsunuz?”
Bu sorunun cevabı geciktikçe mağduriyet büyüyor, adalet duygusu zedeleniyor.
Stajyerler, çıraklar, öğrenciler, kursiyerler, bursiyerler…
Hem eğitim hayatını sürdürdü hem de fiilen çalışarak üretime katkı sağladı.
Bu gerçek ortadayken, bu emeği yok saymak kabul edilemez.
Bu konu artık uzamıştır. Bekletilecek, ötelenebilecek bir mesele değildir.
Derhal çözülmeli, bu mağduriyet sona erdirilmelidir.