Yıl 2010 olmalı.. Kanal D Haber’de haber merkezinin başındayım. Bir cuma akşamüstü saat 17.00 gibi istihbarat şefi, elinde bir CD ile koşturarak geldi.
Bu kadar ayrıntıya ne gerek var diyeceksiniz. Az sonra nedenini anlatacağım. Zira sonradan anladığımız üzere gün de saat de özel olarak seçilmişti.
CD’de iki yıl kadar önce Aktütün karakolunu basmaya gelen PKK’lıların uydu görüntüleri vardı. Daha doğrusu iddia buydu. Saldırıyı biliyorduk. 17 askerin şehit olduğu saldırının sorumlusunun PKK olması da en azından şaşırtıcı değildi.
Peki, 2010 yılında istihbarat şefini heyecanlandıran ne olabilirdi CD’de.
Açıklama şöyleydi: Uydu görüntüleri Ankara’da Genelkurmay’a ve ABD’de Pentagon’a eş zamanlı olarak iletiliyordu.
Yani her iki adreste de PKK’lıların karakola doğru geldiği görülüyordu. Ne var ki hiçbir önlem alınmamış ve onca askerin ölümüne göz yumulmuştu. Yani yapmamız istenen haberle PKK değil TSK’yı suçlanacaktı. Amaç buydu.
CD’yi, benden sonra haber merkezinin başına geçecek olan arkadaşım Süleyman Sarılar’a verdim. Süleyman, üzerlerinde koordinatların yazılı olduğu dört parça görüntüyü hemen Google Map’te aradı. Sonuçta, üç parçanın Kuzey Irak’ta kaydedildiğini.. Yalnızca birinin karakol yakınlarında, ancak baskın zamanına uymayacak mesafede olduğunu öğrendik.
*. *. *
Şimdi gelelim ilk başta yer verdiğim ayrıntılara. CD’yi gönderenler, Mehmet Ali Birand’ı iyi tahlil etmiş olmalılardı. Ne de olsa Birand böyle sansasyonel haberi ertesi güne, yani kendisinin ekranda olmayacağı cumartesi gününe bırakmak istemezdi. Saat de anlamlıydı. Bültene bir saat kala uzun uzadıya araştırıp kafa yoracak halimiz olmayacağı varsayılmıştı belli ki!
Eğer o gün Süleyman gerçeği keşfetmese, ben de -sonunda haber merkezinden kovulmama neden olan- tartışmalardan birine dalmasam hesapları tutacaktı herhalde.
Ama Süleyman da ben de geri adım atmadık.
Benim tezim şuydu: “TSK’nın kendisine emanet gençlerin ölümüne seyirci kalması o kadar vahim, o kadar iğrenç bir suç olur ki.. Bunu yüzde 99 değil, yüzde 100 emin olmadan veremeyiz.”
Birand, görüntünün çekiciliğine kapılmıştı: “İddia olarak versek, ama aklımıza takılan soruları da eklesek olmaz mı?”
Olmazdı elbette. Nitekim olmadı.
Sonrasında çok düşündüm.
Arkasında muhtemelen FETÖ’nün olduğu kumpaslarda iş bu noktaya gelmişti demek ki!
CD Kanal D Haber’de yutturulamamıştı. Ancak pazar günü Taraf’ın neredeyse ilk sayfayı kaplayan manşetini görünce anladık. Doğru adrese gitmişti!
Pazartesi akşamı da Star’da Uğur Dündar, Taraf’ın haberinden hareketle bizim de tespit ettiğimiz her ayrıntıyı ekrana taşıdı.. Ve bir bakıma kumpası ifşa etti.
Ama düşünün!!
Bir ülkede silahlı kuvvetler, baskına göz yumarak askerlerin ölümüne neden olmakla suçlanıyor. Bu iddia, bizim 15 dakikada ulaştığımız verilere rağmen manşet oluyor. Ne savcılık ne de herhangi bir hükümet yetkilisi soru bile sormuyor.
“•Bülent Arınç’a suikast iddiasıyla kozmik odanın basılması..”
“•İlhan Cihaner’in akla ziyan iddialarla makamında gözaltına alınması..”
“•Hanefi Avcı’nın hem ODATV hem de -şaka gibi- Devrimci Karargah davasından yargılanması..”
Daha neler neler..
O gün FETÖ ile AKP elele yürüdüğü için kumpasları görmeyenler, bugün de İBB ve Casusluk davalarında üç maymunu oynuyor.
Ama gün gelip devran dönünce bugünlerin de yazılıp anlatılacağını bilsinler.
Taraf’ın o haber için yıllar sonra “yanlışmış” diye -tabii küçücük bir köşeye sıkıştırılmış birkaç cümleyle- özür dilemesi bir şey değiştirmedi.
Saray kalemleri ve sözcüleri için de ne özür fayda eder ne de “aldatılmışız” masalı.
Yüzlerce kişi bu bayramda da haksız yere cezaevinde.
Antik çağ üzerine bir kitapta karşıma çıktı. Vergilius’un epik bir şiiri şöyle bitiyor:
“Dayanın benim can kardeşlerim..
Koruyun kendinizi iyi mutlu günler için..”
Cezaevindeki tutsaklara.. Dışarda nefes almakta bile zorlanan ailelerine.. En çok da babasının neden eve gelemediğini bir türlü anlayamayan o küçücük evlatlara..
Ve sizlere, her şeye rağmen iyi bayramlar diliyorum.
ABD nasıl ki “kâğıttan kaplan” diye alay ettiği İran’ı yok edemiyorsa.. Bizler de Cumhuriyet’in yok edilmesine izin vermeyeceğiz.. Tutsakları teker teker içerden alıp kucaklayacağız.