Atatürk’ün dış politika konusundaki vasiyetinin anımsanmasında fayda olan günlerden geçiyoruz.
Atatürk, Türkiye’ye, dış politika konusunda şu vasiyeti bırakmıştı:
“Komşularınızla iyi geçinin, Arap ülkelerinin iç çatışmalarında taraf olmayın, Rusya’yı tahrik etmeyin, Batı’nın emperyalist emellerine alet olmayın.”
Atatürk’ün bu vasiyeti, kuşkusuz deneyimlerinden çıkardığı sonuçlardı.
Türkiye, Atatürk’ün bu vasiyetine çok büyük ölçüde uymuştur.
Çevremizde yaşanan gelişmeler Türkiye’nin bu vasiyetin gereğini yapmasını gerektiriyor.
ABD ve İsrail, komşumuz İran’a saldırıları devam ediyor.
İran da karşılık vermeyi sürdürüyor.
ABD emperyalizmi, İsrail’le birlikte İran’da kendine yakın bir yönetim kurmak ve bu ülkenin petrol ve doğalgaz başta olmak üzere kaynaklarını yönetmek istiyor. Venezuela’da yaptığı gibi İran’dan da Çin’e petrol ihracatını engellemek istiyor. İran’ı İsrail’le tehdit olmaktan çıkarmayı, mümkünse bölmeyi hedefliyor.
Atatürk’ün dediği gibi Türkiye, ABD ve İsrail’in bu emellerine alet olmamalıdır.
Bir an önce barışın sağlanması için gayret etmeli, İran’ın geleceğine İran halkının karar vermesi gerektiği ilkesine bağlı kalmalıdır.
ABD ve İsrail’in Suriye’de ne yaptığını gördük.
İran’da dini rejime karşıymış gibi görünen ABD ve İsrail, El Kaide’nin türevi olan İslamcı terör örgütü olarak bilinen HTŞ’yi destekledi ve lideri Ahmet eş-Şara’yı Şam’a devlet başkanı olarak oturttu.
PKK’nın Suriye kolu olan YPG’yi silahlandırdı, eğitti, Suriye’nin kuzeydoğusuna yerleştirdi, fiilen Suriye’yi ikiye böldü.
Arap ülkelerine baktığımızda ise şu gerçeği görüyoruz:
Demokratik ve laik bir sisteme geçmeyen krallıklar, emirlikler, sultanlıklarla yönetilen Arap ülkeleri ABD’nin hegemonyası altında batı emperyalizmine hizmet ediyorlar.
Ülkelerindeki ABD üslerini İran’ı bombalamak için kullandırdılar.
İran, bu ülkelerdeki üsleri hedef alınca “İran bize saldırıyor” diye feveran ediyorlar.
Oysa İran, İran’a hava saldırılarının yapıldığı bu ülkelerdeki ABD üslerini vuruyor.
Türkiye Suriye başta olmak üzere PKK’yı destekleyen ülkelere karşı doğal olarak tavır aldı. Suriye’ye sınırlı müdahalelerde bulundu.
Atatürk’ün vasiyetiyle uyuşmayan tek politikası Beşar Esat’ın devrilmesi süreci ve sonrasında dolaylı da olsa destek olmasıdır.
Oysa Suriye’nin geleceğine de Suriye halkının karar vermesi görüşüne destek olması isabetli bir tutum olurdu.
ABD’nin emperyalist emellerine karşı durmalıdır.
Atatürk’ün “yurtta barış, dünyada barış” ilkesine uygun hareket etmelidir.
Ortadoğu halklarının de örnek alması gereken lider Atatürk’tür.