Almanya’da aşırı sağı destekleyen göçmenler

Uğur Ergan yazdı: Almanya’da aşırı sağı destekleyen göçmenler

Uğur ERGAN

İster en alt düzeyde, ister en üst düzeyde olsun Türk ve Alman heyetleri arasındaki resmi görüşmelere “Geleneksel Türk-Alman dostluğuna”(inanarak söylemeseler bile) vurgu yapılarak başlanması adettendir.

Bu söylemde, iki ülkenin imparatorluk dönemindeki ilişkilerinin yanı sıra, Almanya’da neredeyse 1.6 milyonu Alman vatandaşlığına geçmiş yaklaşık 4 milyon Türk vatandaşının bulunması etkilidir.

Hala “AB’nin lokomotif ülkesi”olarak görülse de, benim de bir dönem gazeteci olarak görev yaptığım Almanya, artık eski Almanya değil.

Geçmişte, daha çok gurbette olmanın duygusallığı ile “Acı vatan” olarak tanımlanan Almanya, günümüzde ise ülkede yaşayan yabancılar için “Ekonomik ve siyasi olarak acı vatan”a dönüşmeye başladı.

“Made in Germany” üretimi için gerekli enerjiyi temin etmede Rusya’ya göbekten bağlı olan Alman ekonomisindeki ivme, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası ortaya çıkan enerji açığıyla yavaşlamaya başladı.

Rusya faktörüne, başta Çin olmak üzere Uzakdoğu ülkelerinin özellikle otomotiv sektöründeki ileri teknoloji hamleleri eklenince, ekonomik kriz aniden olmasa bile yavaş yavaş kendini gösterdi.

“Almanya” denilince akla gelen ilk isimlerden biri olan Volkswagen, 88 yıllık tarihinde ülkede ilk kez bir tesisinde (Dresden) otomobil üretimini durdurdu. Birçok işyerinin kapanmasıyla birlikte, işsizler ordusu büyümeye başladı.

Ekomonik durgunluk yetmezmiş gibi, bir de Trump yönetimi geçen ay başında yayımladığı Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde, ABD’nin İkinci Dünya Savaşı sonrası üstlendiği Avrupa’nın güvenliğini daha az öncelikli hale getirdiğini ilan etti.

Bu durum, neredeyse günün 24 saatini planlayarak yaşamaya alışmış Alman toplumunu, Rusya korkusuyla gündemin neresine yerleştireceğini bilemediği şaşkınlıkla “ülke güvenliği”paniğine sürükledi.

Kaybetmenin ağır bastığı bu tür durumlarda Alman halkının önemli bir kesimi, mevcudu koruma refleksiyle aşırı uçlara kaymaya meyil gösteriyor, ki kimilerine göre bu durum-iddialı bir söylem olsa da-genetiğinden kaynaklanıyor.

Son kamuouyu yoklamaları Alman toplumunun, geçmiş döneme göre daha fazla muhafazakar bir tutum takınan Hıristiyan Birlik Partilerinin (CDU/CSU) Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile koalisyon kurarak iktidarda olmasını yeterli görmediğini ortaya koyuyor.

Anketler, özellikle İslam düşmanlığı ile bilinen aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif’in (AfD) ilk sıraya yerleştiğini gösteriyor. Aralık 2025 araştırmalarına göre AfD’nin oy oranı yüzde 27-28 bandında. CDU/CSU’nun oy oranı ise yüzde 25 civarında ölçülmüş. Sosyal Demokratlar, Yeşiller ve Sol Parti’nin toplamı ise yüzde 34-35 bandında. Bu tablo Alman seçmenin yüzde 50’den fazlasının “sağ siyaseti”tercih ettiğini ortaya koyuyor.

İşin ilginç yanı, AfD’nin büyük oranda olmasa bile Almanya’da yaşayan yabancılar tarafından da tercih edilmesi. Özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinden gelen Alman kökenlilerin yüzde 30’u AfD’ye destek veriyor.

Türkiye kökenliler arasında AfD’ye oy verebileceğini söyleyenlerin oranı yüzde 8-9 olarak değerlendiriliyor. AfD’yi tercih eden yabancılar arasında gençlerin öne çıkması da dikkat çeken bir diğer veri. (Kaynaklar: Konrad Adenauer Vakfı, PolitPro, INSA, Forsa, wahlrecht.de, dawum.de)

“Neden AfD’yi tercih ediyorsunuz?” sorusuna verilen yanıtlar arasında, “Radikal İslamcı grupların eylemleri, Alman topluumuna entegre olmayı reddeden Ortadoğulu yabancılar, ucuz işgücü olan bu yabancılar nedeniyle işyerini kaybetme endişesi ve Rusya korkusu” ilk sıraları alıyor.

AfD oy oranını artırdıkça yabancılara karşı daha sert önlemler alan, Alman vatandaşlığına geçişi, mevcut göç ve mülteci kabul politikasını baştan aşağı değiştirerek zorlaştıran CDU/CSU-SPD Koalisyonu’nu 2026’da zorlu eyalet seçimleri bekliyor.

8 Mart’ta Baden-Württemberg, 22 Mart’ta Renanya-Palatina (Rheinland-Pfalz) 6 Eylül’de Saksonya-Anhalt, 20 Eylül’de Berlin ve Mecklenburg-Batı Pomeranya (Meckenlenburg-Vorpommern) eyaletlerinde yapılacak seçimlerin sonuçları, Şansölye Friedrich Merz başkanlığındaki koalisyon hükümetinin geleceğini tehlikeye sokabilir.

Dünya Haberleri