Alın size diploma

Sedat Kaya yazdı... Alın dize diploma

MS 1. yüzyılda Anadolu’dan bir genç, Roma lejyonlarına katıldı. Adı Gemellus’tu.
Yirmi beş yıl boyunca imparatorluk için savaştı. Sınır boylarında nöbet tuttu. Hayatını ortaya koydu.
Emekli olduğunda Roma ona bir armağan verdi: bronz bir diploma.
Bu diploma, sıradan bir belge değildi.
Roma vatandaşı olmanın, hukuki statü kazanmanın ve devlet tarafından tanınmanın resmi kaydıydı. Metal üzerine kazınırdı ki silinmesin, inkâr edilemesin.
Aradan iki bin yıl geçti. O diploma Amerika’da ortaya çıktı. Türkiye diplomayı geri getirdi. Bugün Antalya Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.

Çünkü hakiki belge, zamanla kaybolmaz. Gecikir, ama ortaya çıkar.
Bugün Türkiye’de ise yıllardır bir başka diploma tartışması sürüyor.
Ekrem İmamoğlu’nun diploması 30 yıl sonra iptal edildi.
Recep Tayyip Erdoğan’ın diplomasının olup olmadığı uzun süredir siyasi ve hukuki polemiklerin konusu.
İmamoğlu için bir kesim “hukuk gereğini yaptı” diyor, bir kesim “siyasi karar” diyor.
Erdoğan için bir kesim "diploması yok" diyor, bir kesim "var."
Dosyalar açılıyor. Belgeler tartışılıyor. Mahkemeler devreye giriyor.
Fakat mesele sadece iki siyasetçinin diploması değil.
Asıl mesele devlet kayıtları ne kadar tartışmasızdır?
Arşiv güvenilir midir?
Bir belge, kişiye göre mi yorumlanır; yoksa hukuk önünde herkes için aynı mıdır?
Roma İmparatorluğu’nun kusursuz bir rejim olduğunu iddia edemeyiz. Ama şunu biliyoruz: Diploma, devletin mühürlü hafızasıydı. Kazanılmış bir hakkın tesciliydi. Ve o tescil, yüzyıllar sonra bile ayakta kalabildi.
Bugün modern bir devlette, bir diplomanın onlarca yıl sonra tartışma konusu haline gelmesi toplumun zihninde şu soruyu doğuruyor:
Sorun belgenin kendisinde mi, yoksa kurumsal güven erozyonunda mı?
Demokrasilerde belge sadece kâğıt değildir.
Belge; liyakatin, eşitliğin ve hukukun sembolüdür.
Eğer belgeler kişisel hesaplaşmaların parçası haline gelirse, o zaman mesele tek tek isimleri aşar.
Toplum, sistemin tarafsızlığına dair şüphe duymaya başlar.
Gemellus’un bronz diploması iki bin yıl toprağın altında kaldı ama yok olmadı.
Çünkü vardı.
Gerçek olan şey, zamandan korkmaz.
Gerçek belge, er ya da geç ortaya çıkar.
Yoksa, onu arkeologlar bile bulamaz.

Ama bir ülkede belgeler sürekli tartışma konusu haline geliyorsa, sorun arkeolojik değil, siyasal ve kurumsaldır.
Devletler, belgeleriyle ayakta kalır.
Güven kaybıyla değil.

Türkiye Haberleri