Dünya yeni yıla yine çelişkilerle girdi.
İsviçre Alpleri’nde bir barda çıkan yangında 40 kişi hayatını kaybetti 115 kişi yaralandı...
ABD’de New Orleans’ta çıkan apartman yangını 18 kişiyi evsiz bıraktı.
Şehir aynı zamanda Bourbon Street’te bir yıl önce yaşanan ve 14 kişinin öldüğü terör saldırısının yıldönümünde dört günlük yas sürecine girdi.
***
Bu karanlık tabloya karşılık, yeni yıl siyasi sahnede yeni başlangıçlara da işaret etti.
Zohran Mamdani, gece yarısı düzenlenen sembolik bir törenle New York Belediye Başkanı olarak yemin etti.
Bugün (Perşembe) Brooklyn doğumlu ABD Senatörü ve demokratik sosyalist Bernie Sanders, City Hall önünde Mamdani’ye kamuoyu önünde resmi yemini ettirecek.
Önceki yeminler 4 bin biletli katılımla olurken Mamdani’nin yemini 40 bin kişilik katılım beklenen sokak partisiyle kutlanıyor.
Kur’an-ı Kerim üzerine yemin eden ilk New York belediye başkanı olan Mamdani’nin yükselişi, yalnızca yerel bir değişim değil, ABD siyasetinde kuşak ve yön değişiminin de göstergesi oldu.
***
Küresel gündemin ağırlık merkezi ise Orta Doğu’da kalmayı sürdürdü.
Trump’ın son Türkiye’ye F-35 satışı konusunda “ciddi şekilde değerlendiriyoruz” açıklamasıyla, Gazze savaşı sonrası İsrail–Türkiye ilişkileri yine odakta.
Trump'ın ardından "Israil'e karşı kullanmayacaklar" ifadesi tam olarak anlaşılmadı ama bu şekilde yazıldı.
Wall Street Journal’da yayımlanan ve bu satışın "savaşa yol açabileceği" uyarısını yapan görüş yazısı, gerilimin yalnızca İsrail ile sınırlı olmadığını; Yunanistan ve Kıbrıs’ı da içine alan daha geniş bir güvenlik denklemine dönüştüğünü gösterdi.
Suriye dosyası ise 2026’ya girerken belirleyici olmaya aday.
Kuzeyde olası federal yapı, SDG’nin Şam yönetimiyle varacağı uzlaşma, güneyde Golan’daki İsrail varlığı ve Türkiye’de PKK’nın silahsızlanmasına dair tartışmalar, birbirinden bağımsız değil.
IŞİD'in bölgedeki varlığı ve Türkiye bağlantıları da yeni yılda yakından izlenecek başlıklar arasında.
***
Yıl boyunca ABD’nin Suriye’ye bakışında, ABD Büyüklelçisi Tom Barrack'ın Osmanlı "millet sistemine" yapılan göndermeler, “ulus devlet inşası” yorumları ve sahadaki gerçeklikler iç içe geçti.
Büyükelçi aile kökleri nedeniyle yönetimin politikaları dışında farklı görüşler de belirtebiliyor.
Söyleyene değil söyletene bak demekte mümkün…
Büyükelçi bölgenin tarihine ve kültürüne kişisel bir bağ kurmasını sağlayan Osmanlı dönemi Lübnan köklerine, Osmanlı döneminde ABD’ye göç eden Zahleli Hristiyan atalara sahip.
Barrack, Osmanlı İmparatorluğu’nu millet sistemiyle; İzmir gibi kozmopolit şehirler olmak üzere, farklı toplulukların bir arada yaşayabilmesine örnek teşkil eden model olarak övgüyle anmakta.
Bu direkt "dini cemaat temelli yönetim" övgüsü değil.
Farklı etnik yapıları ve dinleri kapsayan bir ekosistem övgüsü.
***
İsrail’in, aralarında Fransızca kısaltmasıyla MSF olarak bilinen Sınır Tanımayan Doktorlar’ın da bulunduğu 37 uluslararası sivil toplum kuruluşunun lisanslarını iptal etme kararı yürürlüğe girdi.
Peki Gazze yeni yıla nasıl girdi?
Hastanelerin ameliyathaneleri bombalanmış durumda.
Amerikalı gönüllü doktorlar PAMA çatısında farklı uzmanları dönüşümlü olarak bölgeye kısa süreli gönderip eğitim vermelerini, önemli vakaları tedavi etmelerini sağlayan organizasyonlara imza atmakta.
Acil doktorları, çocuk yoğun bakım uzmanları ve cerrahlara ihtiyaç var.
Han Yunus’ta Nasser Hastanesine bitişik çadırımsı yapılar hastane katlarının yerini tutmaya çalışıyor.
Hilal ve Kudüs hastanelerinde malzeme açığı var. Aspirasyon hortumları dezenfekte edilip tekrar tekrar hastalara kullanılıyor.
Dikiş setleri sınırlı.
Taş üstünde taş olmasada hayat devam ediyor…
İnsani yardım kurumları Ramazan öncesi operasyonları ve kampanyaları hızlandırmaya çalışıyor.
Türk askeri İsrail tarafından bölgede istenmiyor.
Türk Kurum olarak Gazze'de tabelası dikkat çeken kurum Hak İnsani Yardım Derneği…
Trump övündüğü 8 barış arasına Gazzeyi koyabilecek mi, şehir inşaa olacak mı, hala sokaklarda ve yer altında olan HAMAS’ın kalan üyeleri silah bırakacak mı, yoksa İsrail çekilmeyi kabul etmiyor diye bu iş böyle arafta mı kalacak göreceğiz…
***
Biraz tarihte yolculuk edelim...
İntifada dönemi haksız ve kitlesel gözaltılar ve kötü muamele sonrası tepki olarak, Arap dünyasında ilk defa, AB ve ABD dahil uluslararası gözlemciler katılımıyla yapılan demokratik seçimlerde, Filistin Yönetimi kontrolündeki Batı Şeria ve Gazze'de HAMAS yüksek oy almıştı.
ABD'nin bu seçimlerde HAMAS'a karşı El Fetih'e para desteği haberleri yayılmaktaydı.
HAMAS 74, El Fetih 45, bağımsızlar da 13 sandalye aldı. Nispi temsil nedeniyle yüzde olarak ise HAMAS %44.5 El Fetih %41.5 oy aldı.
2006 yılı boyunca iki ayrı meclis halinde toplantıları devam etti.
Bu dönemlerde iki tarafın yayınları Türk ajanslar (İHA) sayesinde Filistin kanallarına aktarılıyor ve canlı olarak yayınlanabiliyordu.
Bu bağlantılar birleştirilip uyduya yollanıyor ve filistin kanalları iki tarafı canlı takip edebiliyordu.
2007'de iki grup çatıştı...
FKO çatısındaki El Fetih, Batı Şeriadaki HAMAS üyelerini gözaltına aldı, partilerini kapattı ve siyasi yasak getirdi.
HAMAS milletvekilleri Batı Şeria'da tutuklandı.
Buna istinaden HAMAS Gazze'de çoğunluğu elde ettiği ve Sina'daki otorite boşluğu üzerinden gelen silahları olduğu için Gazze'deki El Fetihlileri gözaltına aldı, bir kısmını infaz etti.
Filistin yönetimi bunun uzerine Gazze ve Batı Şeria(Filistin Yönetimi) ve Gazze olarak fiili olarak bölündü.
HAMAS'ın seçim kazanma potansiyeli görüldükten sonra Batı Şeria'da fiili olarak yasaklandığı ve sadece Gazze'de seçim yapılamayacağı için seçimler yıllardır tekrarlanamadı...
Demokrasi Araplara çok görüldü...
Kendileri kendilerine bunu yaptılar...
Bundan istifade edenler de etmiş oldu...
Bu çatışma öncesindeki süreçte İsrail siyasetindeki barış yanlıları ve uluslararası destek sayesinde Ramallahtaki Filistin yönetimine çok sayıda Avrupali dışişleri bakanları, ABD'den de Condoleezza Rice da dahil olmak üzere Ramallah'a destek ziyareti veriyor, toprak takası üzerinden iki devletli çözüm ve barış destekleniyordu.
Sonra İsrail'de sağ siyaset güçlendi. Obama dönemi barış desteklense de İsrail'de karşılık bulmadı...
2010'lu yıllarda, HAMAS Türkiye ve Katar desteğiyle 1967'ye dayalı sınırları ve İsrail'in varlığını kabul etmeye başlamıştı.
Ancak İsrail siyaseti bunu duymak istemedi.
Bugünse 7 Ekim sonrası silahlı gücü azaldı...
Tek tük kaleşleri olsada füze stokları bitti...
Yani bırakacak silah kalmadı ama sonuna kadar direnme mesajı veriyorlar.
İsrail ısrarla silah bırakmaktan bahsederken HAMAS'da elini göstermemek adına mücadele imajı çizmeye uğraşıyor.
Gazze'nin Trump Planı'nın ikinci fazına geçmesi HAMAS'ın Gazze'yi Filistin yönetimine bırakma şartı kabul edilirse mümkün...
Uluslararası güç de Arap gücü olacak... Batılı istemiyorlar.
Ne olursa olsun, ikinci fazdan sonra kıyı şeridinin bağımsız, kendini savunabilen bir otonomluğu maalesef hayalden ibaret...
Bilal Erdoğan'ın yarım milyonluk Gazze mitingi bu gerçekleri bilerek Filistinlilere destek için yapıldıysa anlamlı.
Ancak Türkiye'nin çıkarları açısından bakınca "Gazze'nin geleceğinin gerçeğini değiştirmeye ne derece gücü yetebilir" zaman gösterecek demekle yetinelim...
***
Yıl kapanırken ortaya çıkan tablo net.
Yeni yıl, eski krizlerin sona erdiği değil; daha karmaşık hâle geldiği bir döneme işaret ediyor.
Yangınlar ve yaslar kırılganlığı hatırlatırken, siyasi değişimler 2026’nın yalnızca zor değil, aynı zamanda belirleyici bir yıl olacağını gösteriyor.
2026’ya giden yolda, Orta Doğu’dan New York sokaklarına uzanan kesişen hikâyeler, dünyanın hâlâ aynı soruyla yüzleştiğini gösteriyor: Güvenlik mi, dönüşüm mü?